Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Kur'an nedir? Tarifi nasıldır?

طالب بن عايد Çevrimdışı

طالب بن عايد

انا لله وانا اليه راجعون
Süper Moderatör
Öncelikle, bu mesele bitmedi ki..başta kaçmak yok diyen sendin..sorularımı tekrarlıyorum:

1-iki asır önce şirk olan bir hüküm bu asırda tevhid sevap ve hayır olabilir mi?
2-Abdulkadir Geylaniden yardım istemenin şirk olduğunu nereden çıkarıyorsun?

Cevaplarını bekliyorum.
Ben sana o üç soruyu delilleriyle sordum ama sen bana ayet ve hadis sunmadın ki bir de soruyorsun!

Yanındaki birini veya bir ambjlans çağırıp yardım istediği zaman yardıma gelen insan kılığına girmiş bir cin veya şeytan olabilir..ne oldu..şimdi şirk mi oldu..yanındaki biri veya bir doktor aciz mahluklar değil mi niçin Allahı bırakıp onlardan yardım istiyorsun
Bunun ne alakası var?
Sen Abdulkadir Geylani'yi telefon ile arayıp cevab alabiliyorsan ve kalkıp geliyorsa sıkıntı yok..

Bu durumda sizin konunun başlığı "Kur'an Nasıl Tahrif Edilir" olmalıymış..
 
S Çevrimdışı

Sözlerci

Üye
İslam-TR Üyesi
Abdülkadir geylani kim ya? (Kim olduğunu biliyorum kişilerin onu şirklerini yaymak için kullandıklarını da) ama o kim? Ahmet kim Mehmet kim? Allah herkesin adını tanımını mı verecekti? Ebediyete kadar tüm insanlığa gönderilmiş mesajında? Sadece bana dua edin sadece benden isteyin diyor başkasının gücü yetmez diyor aldanmayın diyor daha ne desin illa kuranda “Abdülkadir geylaniden talep etmeyin” mi yazacaktı? Şaka mı bu? İnsanlardan “nezaketen” veya niyetini belli etmek için istersin ama sonucun Allah’tan geldiğine iman edersin. Anne makası uzatır mısın? Cümlesiyle ya gavs yetiş arasındaki farkı anlayamıyor musunuz? Bu Arapça Farsça Osmanlıca dolu metinleri anlayayım derken aklınız çok bulanmış. Herşeye bir gizem mertebe anlam yükleyeceğiz diye gerçeği göremez olmuşsunuz. Allah ıslah etsin etmiyorsa da imha etsin.
Kardeşim, yanındaki birinden "yardım et şu taşı kaldıralım" diyorsun..yanındaki birinin gücü ona yeter mi..niçin doğrudan Allahtan yardım istemiyorsun..Allah başkasından yardım istemeyi yasaklamamış mı!
 
Son düzenleme:
Pangea Çevrimdışı

Pangea

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Abla bu doğru değil. Evet her duanın kabul olunmamasının imtihan yönü vardır ama bu imtihan senin dediğin gibi "Öyle olsa iman etmeyenmi kalırdı" değil. Eğer dualara hemen icabet edilmemesinin hikmeti bu olsa Peygmaberlerin duaları hemen kabul olurdu zira onlarda bu illet sözkonusu değil. Ama yine de pek çok dualarına hemen icabet edilmemiştir, bunu bizzat bizim peygamberimizin hayatında biliyoruz.
Dualara icabetin gecikmesinin hikmeti, bu dünyanın zorluk ve meşakkat alemi olmasıdır, insanların daha çok iman etmesi endişesi değil.
Evet dünya imtihan dünyasıdır, her istediğimiz olmaz. Dualara hemen icabet edilse yine insanlar iman etmez, kayanın içinden deve çıkarana, ayı ikiye bölene, ölüleri diriltene iman etmedi insanlık, kendi duası kabul oluncamı iman edecek?
Sonuç olarak Allah, "Eğer ben böyle yaparsam herkes iman eder zaten imtihanın anlamı kalmaz en iyisi biraz zorlaştırayım" demez.
Dua her türlü kabul olunur zaten, dünyada şimdi veya gelecekte tezahürünü görebiliriz, veya ahirette “dünyada tezahürünü görmediğimiz duaların” karşılığı bize sevap yazılır. Mesele o değil. Mesele milyarlarca müslüman hiç ümmetin refahı için dua etmedi mi? Etti, ben kendimden biliyorum. Kabul oldu mu? Oldu ama tezahürünü görmedim. Ama görseydik ne olurdu? Dünya hakimiyeti müslümanlarda olurdu, hiç fakir müslüman olmazdı, açlıktan susuzluktan ölen müslüman olmazdı, hastalanan müslüman olmazdı. Geçenlerde biri dua ediyorsun ama kabul olmuyor iç huzurunu sağlayamıyorsun minvalinde bir şey söyledi. Bu islamın yanlış din olduğunu mu gösterir? Allah kendine inanan kullarına neden bu kötülükleri reva görüyor? Müslümanlar neden aç susuz sefil? Çünkü burası imtihan dünyası. Her müslümanın her duası hemen kabul olsaydı dediğim gibi kafirler bunu görüp hemen iman ederdi. Okuyup üfleyen sihirbaz zatların “mucizeleri” gibi. Ama yok öyle yağma ve yok öyle kolaylık.

Peygamberimiz sasin mucizeleri ayrı. zaten Allah’ın sünneti gereği mucizelere şahit olup da yine de müslüman olmayanlar (teslim olmayanlar) helak edilir. Bu en son Tevbe suresinin inmesiyle ümmetin eliyle tezahür bulmuştur. Şimdi ise dünyadaki tek mucize Kuran’ın kendisidir. İşte bu yüzden Kurana şahit olup iman edip sonra mürted olanların cezası ölümdür. Kuran’ın mucizesine birey kendi çapında kendince şahit olur. Ama halka açık şekilde irtidat edenler ölümle cezalandırılır. Bu biraz kapsamlı bir konu ama özeti bu.
 
S Çevrimdışı

Sözlerci

Üye
İslam-TR Üyesi
Ben sana o üç soruyu delilleriyle sordum ama sen bana ayet ve hadis sunmadın ki bir de soruyorsun!


Bunun ne alakası var?
Sen Abdulkadir Geylani'yi telefon ile arayıp cevab alabiliyorsan ve kalkıp geliyorsa sıkıntı yok..

Bu durumda sizin konunun başlığı "Kur'an Nasıl Tahrif Edilir" olmalıymış..

mesela sen iki asır önce gelseydin ve bir kimse sana " bir kimse sesini bütün insanlara birden işittirebilir ve onbin km ötedeki birini yardıma çağırabilir. Ve dünyadaki bütün sesleri işittirebilir" deseydi ve sen buna "hayır bu şirktir, bir insan bunu yapamaz, böyle bir şey şirktir" diyecektin ve bunu güya ayetlerle ispat etmeye çalışacaktın...halbuki senin iki asır önce şirk diyeceğin şeyi Allah gözünün önünde yaratıyor..ne olacak şimdi..iki asır önce onbin km ötedeki insanın sesini işitmesi ve yardıma gelmesi ve bütün dünyada temessül etmesi ve bir anda milyonlarca yerde olması şirkti şimdi şirk değil öyle mi
 
Son düzenleme:
طالب بن عايد Çevrimdışı

طالب بن عايد

انا لله وانا اليه راجعون
Süper Moderatör
mesela sen iki asır önce gelseydin ve bir kimse sana " bir kimse sesini bütün insanlara birden işittirebilir ve onbin km ötedeki birini yardıma çağırabilir. Ve dünyadaki bütün sesleri işittirebilir" deseydi ve sen buna "hayır bu şirktir, bir insan bunu yapamaz, böyle bir şey şirktir" diyecektin ve bunu güya ayetlerle ispat etmeye çalışacaktın...halbuki senin iki asır önce şirk diyeceğin şeyi Allah gözünün önünde yaratıyor..ne olacak şimdi..iki asır önce onbin km ötedeki insanın sesini işitmesi ve yardıma gelmesi ve bütün dünyada temessül etmesi ve bir anda milyonlarca yerde olması şirkti şimdi şirk değil öyle mi
Kur'an 14 asır önce de, daha önce de Allah'ın sıfatlarını başkalarına vermenin şirk olduğunu bildirmiştir!

Başka örnek vermeye gerek yoktur! Ölen gelmez!

Allah'tan başka ilahlara yalvarmak her zaman şirk idi!

İnancı ortama göre değişenler, yarın deccal gelip hünerlerini gösterdiğinde ona da tapacaklardır. Bir düşün sana cenneti cehennemi sunacak, kıtlık ve yağmur getirecek, öldürecek ve diriltecek! Bunların hepsi Allah'ın izniyle oluyor diye ona(deccale veya misallerine) tapacak mısınız?
 
S Çevrimdışı

Sözlerci

Üye
İslam-TR Üyesi
Kur'an 14 asır önce de, daha önce de Allah'ın sıfatlarını başkalarına vermenin şirk olduğunu bildirmiştir!

Başka örnek vermeye gerek yoktur! Ölen gelmez!

Allah'tan başka ilahlara yalvarmak her zaman şirk idi!

İnancı ortama göre değişenler, yarın deccal gelip hünerlerini gösterdiğinde ona da tapacaklardır. Bir düşün sana cenneti cehennemi sunacak, kıtlık ve yağmur getirecek, öldürecek ve diriltecek! Bunların hepsi Allah'ın izniyle oluyor diye ona(deccale veya misallerine) tapacak mısınız?
Bir kimsenin bir anda bütün dünyada temessül etmesine ve bir anda bütün dünyaya sesini işittirmesine ve bir anda bütün dünyayı yardıma çağırmasına inanmak on dört asır önce şirk miydi? Bir insanın bunu yapmaya gücü yeter mi? Böyle bir şey şirk değil mi? Niçin cenabı hakkın bin km ötedeki insana sesimizi işityirmesi ve ondan yardım istememiz şirk olmuyor?
 
طالب بن عايد Çevrimdışı

طالب بن عايد

انا لله وانا اليه راجعون
Süper Moderatör
Bir kimsenin bir anda bütün dünyada temessül etmesine ve bir anda bütün dünyaya sesini işittirmesine ve bir anda bütün dünyayı yardıma çağırmasına inanmak on dört asır önce şirk miydi? Bir insanın bunu yapmaya gücü yeter mi? Böyle bir şey şirk değil mi? Niçin cenabı hakkın bin km ötedeki insana sesimizi işityirmesi ve ondan yardım istememiz şirk olmuyor?

Aynı kılıçlık soruları devam ettiriyorsun..
14 asır önce böyle bir soru ve konu yoktu! Bundan mes'ul değiliz!
Ama siz ölü çağırıyorsunuz be adam! Bu şirk Nuh as zamanında bile var ve şirk olduğu biliniyor idi!
 
S Çevrimdışı

Sözlerci

Üye
İslam-TR Üyesi
Aynı kılıçlık soruları devam ettiriyorsun..
14 asır önce böyle bir soru ve konu yoktu! Bundan mes'ul değiliz!
Ama siz ölü çağırıyorsunuz be adam! Bu şirk Nuh as zamanında bile var ve şirk olduğu biliniyor idi!
Yahu sizdeki şirk ölçüsü uzaktaki bir insanın sesimizi işitmesinin ve yardıma gelmesinin şirk olduğu değil mi..gözünüzün önünde bir kimse milyonlarca yerde bir anda temessül ediyor ve uzaktaki milyonlarca insandan yardım istiyor..Allah varken uzakta aciz varlıklardan yardım istemesi şirk değil miydi.. O hüküm değişti mi..Allah bu dünyada gözümüzün önünde bir kafire bile bu özelliği verecek şirk olmayacak fakat ruhen diri bir kuluna keramet olarak böyle bir özellik vermesi şirk olacak öyle mi..bu hükmü nereden çımardınız.
halbuki şirk itikadi bir hükümdür.."Allahın izin verdiği şirkler" ve "Allahın izin vermediği şirkler" diye ikiye ayrılmaz..herhangi bir mahluka hakiki tesir vermek ve onu müstakil bir kadir telakki etmek şirktir..aciz mahlukata göre bu hüküm değişmez..

Mesela, siz hz Meryem zamanında olsaydınız hz Meryeme "böyle bir şey olmaz" diyerek inanmayacaktınız..çünkü böyle bir keramet daha önce yoktu...hz süleyman zamanında olsaydınız, bir kimse "ben bu tahtı göz açıp kapayıncaya kadar hazır ederim" iddiasına şirk diyecektiniz..vs..

Her ne ise..size başka bir soru: hz İsa aleyhisselam "ben ölüleri diriltirim" dediği zaman oradaki biri hz isaya "böyle bir şey şirktir ve daha önce olmamıştır..bir insan ölüleri diriltemez" deseydi doğru söylemiş olur muydu?
 
طالب بن عايد Çevrimdışı

طالب بن عايد

انا لله وانا اليه راجعون
Süper Moderatör
Yahu sizdeki şirk ölçüsü uzaktaki bir insanın sesimizi işitmesinin ve yardıma gelmesinin şirk olduğu değil mi..gözünüzün önünde bir kimse milyonlarca yerde bir anda temessül ediyor ve uzaktaki milyonlarca insandan yardım istiyor..Allah varken uzakta aciz varlıklardan yardım istemesi şirk değil miydi.. O hüküm değişti mi..Allah bu dünyada gözümüzün önünde bir kafire bile bu özelliği verecek şirk olmayacak fakat ruhen diri bir kuluna keramet olarak böyle bir özellik vermesi şirk olacak öyle mi..bu hükmü nereden çımardınız.
halbuki şirk itikadi bir hükümdür.."Allahın izin verdiği şirkler" ve "Allahın izin vermediği şirkler" diye ikiye ayrılmaz..herhangi bir mahluka hakiki tesir vermek ve onu müstakil bir kadir telakki etmek şirktir..aciz mahlukata göre bu hüküm değişmez..

Mesela, siz hz Meryem zamanında olsaydınız hz Meryeme "böyle bir şey olmaz" diyerek inanmayacaktınız..çünkü böyle bir keramet daha önce yoktu...hz süleyman zamanında olsaydınız, bir kimse "ben bu tahtı göz açıp kapayıncaya kadar hazır ederim" iddiasına şirk diyecektiniz..vs..

Her ne ise..size başka bir soru: hz İsa aleyhisselam "ben ölüleri diriltirim" dediği zaman oradaki biri hz isaya "böyle bir şey şirktir ve daha önce olmamıştır..bir insan ölüleri diriltemez" deseydi doğru söylemiş olur muydu?
Meryem ve oğlu (a.s) yeni bir din(daha doğrusu İslam dinini tekrar canlandırmak ve yeni hukümleri bildirmek) ile geldiler, inananlar musluman oldu inanmayanlar kâfir oldu..

Bu hezeyanlarından anlaşılan; yani siz de İslam'dan sonra yeni bir din olarak geldiniz, peygamberiniz said nursi ve kitabınız onun Rnk sı ise kusura bakma biz sizin bu inancınızı inkâr edenlerden olacağız!

Eskileri bırak, eskiden yaşasaydınız şöyle böyle paradoks farazi kompleksleri geç..

Biz şuan Kur'an ve Sahih hadisler ile tamamlanıp bildirilen İslam dinine inanıyoruz, bizim inancımızda sizin bu hurafeleriniz şirk olarak karşılık buluyor. Bu yeni dininize tabi olmayacağız.

Siz bize geldiniz dininizi tebliğ ettiniz, biz de size delillerinizi sorduk, siz bize bizim dinimize uygun deliller veremediniz, biz de inancınızı reddettik.

Konu bitmiştir.
 
Pangea Çevrimdışı

Pangea

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Kardeşim, yanındaki birinden "yardım et şu taşı kaldıralım" diyorsun..yanındaki birinin gücü ona yeter mi..niçin doğrudan Allahtan yardım istemiyorsun..Allah başkasından yardım istemeyi yasaklamamış mı!

İkinci olara

Sapla samanı karıştırıyorsunuz. Gündelik hayatta basit eylemleri bile tabiki Allah’ın izniyle gerçekleştirebiliyoruz ama bu sıradan kişilerin Allah’a eş güce sahip olduğuna inandığımız anlamına gelmez. Yani Abdülkadir geylaniyi işini halletsin diye çağırmaktan konu taş kaldırmaya mı geldi? Diyorsunuz ki o şirkse bu da şirktir, peki ilkinin şirk olduğunu kabul ediyor musunuz? Bakın ikincisininde de Allah’tan bağımsız şekilde bir kişinin tek başına kendinden kaynaklı güç ile taş kaldırabileceğini düşünmek de küfürdür çünkü herşey Allah’ın izniyle olur. Ama ölü bir kimsenin Allah’tan bağımsız yardıma koştuğuna inanmak asıl şirktir. Ha diyeceksiniz ki Allahtan bağımsız değil Allah’ın izniyle geldiğine inanıyorum. O zaman neden görmediğin bir kişinin yardımı olduğuna inanmak istiyorsun ve bunu tembihliyorsun? Yine mertebeler mevzusuna geliyoruz. Başka insanlar Allah’ın sevdiği kulu bizler zavallı sefil halk, bizim duamız da kabul olmaz bir şey de beceremeyiz. Halkta bu hissiyatın yayılmasına ve dinden soğumasına sebep oluyorsunuz. Halbuki islamın en büyük reformu aracılığı ruhbanlık sınıfını kaldırmasıdır. Bunun en açık ifadesi ise Bakara suresi 186.ayettedir; “Kullarım (Habîbim) sana beni sorunca (haber ver ki) işte ben muhakkak yakınımdır. Bana dua edince ben o dua edenin da'vetine icabet ederim. O halde onlar da benim da'vetime (itaatle) icabet ve bana İman (da devam) etsinler. Tâki (o sayede) doğru yola ulaşmış olalar.”

Öncelikle Allah burada “sorarsa” anlamına çıkacak bir yapı kullanmıyor. Bunun açıklamasında, bir annenin sefere giden oğlu hakkında nasıl ki “dönerSE” değil de “dönünCE” cümle yapısını kullanacağı belirtiliyor. Çünkü anne evladının dönmeme ihtimalini göz önünde bulundurmak istemiyor. Döneceğine dair kesin umut besliyor. İşte Allah da kullarının O’nu soracağına bu kesinlikte yaklaşıyor. Devamında ise, cümlenin girişinde RasulAllah’a yapılan hitabın yönü değişiyor ve RasulAllah’ı aracı olarak kullanmadan, yani “onlara söyle…” “onlara bildir…” gibi bir kelam kullanmadan “muhakkak yakınım” şeklinde direkt bir ifade kullanılıyor. Şu inceliğe bakın subhanAllah. Allah kuluyla arasındaki aracıları kaldırıyor ama insanlar bunun değerini bilmiyor! Bunun hakkında bir yazımdan alıntıladım.
 
Pangea Çevrimdışı

Pangea

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Yahu sizdeki şirk ölçüsü uzaktaki bir insanın sesimizi işitmesinin ve yardıma gelmesinin şirk olduğu değil mi
Değil. Sizinkisi yanlış bir algı. O zaman misal bire bir karşılıklı konuşmayla kıyaslanınca yüksek bir yerden konuşunca daha çok kişiye sesin ulaşması da mı şirk? Veya bir husniye konuşunca sesin daha gür çıkması da mı şirk? Veya hoparlör, radyo Necati çeşit teknoloji. Bunlar hep şirk mi? Değil. Ama bak biri eskiden gelse dese ki böyle böyle olacak, buna ne denirdi biliyor musun? Gaybı geleceği ancak Allah bilir! Sen falcı mısın? Müneccim misin? Ne hakla bize böyle saçmalıklar anlatıyorsun? Hadi ateşe. Şuanki teknolojik gelişmelerin mümkün kılınması geçmişte bunların “haber verilmesini” haklı çıkarmaz. Geleceği yalnız Allah bilebilir. Bundan öte teknolojiyle bir tuttuğun ölü çağırma seansları yine şirktir, çünkü birinde sesin kaydedilmesini ve iletilmesini sağlayan teknoloji Allah’ın izniyle geliştirilmiştir diğerinde ise gaybdan bahsediyorsun. Gaybı yalnız Allah bilir. Ölen ölmüştür artık bu dünyayla ilişiği kesilmiştir hadisle tespit edilmiş amel defterinin açık tutulmasını sağlayan sadakai cariyeler hariç. Şimdi sen söyle, gavsını çağırdığında sana yardım ettiğinde bu onun amel defterine işler mi? Bu ne saçma bir zihniyettir ya Rabbim. Sen samimi müslümanları bu tür hastalıklı düşüncelerden koru.
 
S Çevrimdışı

Sözlerci

Üye
İslam-TR Üyesi
Değil. Sizinkisi yanlış bir algı. O zaman misal bire bir karşılıklı konuşmayla kıyaslanınca yüksek bir yerden konuşunca daha çok kişiye sesin ulaşması da mı şirk? Veya bir husniye konuşunca sesin daha gür çıkması da mı şirk? Veya hoparlör, radyo Necati çeşit teknoloji. Bunlar hep şirk mi? Değil. Ama bak biri eskiden gelse dese ki böyle böyle olacak, buna ne denirdi biliyor musun? Gaybı geleceği ancak Allah bilir! Sen falcı mısın? Müneccim misin? Ne hakla bize böyle saçmalıklar anlatıyorsun? Hadi ateşe. Şuanki teknolojik gelişmelerin mümkün kılınması geçmişte bunların “haber verilmesini” haklı çıkarmaz. Geleceği yalnız Allah bilebilir. Bundan öte teknolojiyle bir tuttuğun ölü çağırma seansları yine şirktir, çünkü birinde sesin kaydedilmesini ve iletilmesini sağlayan teknoloji Allah’ın izniyle geliştirilmiştir diğerinde ise gaybdan bahsediyorsun. Gaybı yalnız Allah bilir. Ölen ölmüştür artık bu dünyayla ilişiği kesilmiştir hadisle tespit edilmiş amel defterinin açık tutulmasını sağlayan sadakai cariyeler hariç. Şimdi sen söyle, gavsını çağırdığında sana yardım ettiğinde bu onun amel defterine işler mi? Bu ne saçma bir zihniyettir ya Rabbim. Sen samimi müslümanları bu tür hastalıklı düşüncelerden koru.
Yani Allah bin km ötedeki bir kimseye telefon vasıtasıyla sesini işittirmesi ve onu telefonla yardıma çağırman şirk değil fakat telefonsuz senin sesini işittirmesi ve yardıma göndermesi şirk öyle mi..

Hem size göre İsa aleyhisselam ölüleri dirilttiğinde tekrar amel defterleri açılacağı için ölüler dirilemez öyle mi..

Hem, Allah ruhen diri olanlara ve yaşadıkları Kur'anın nassıyla sabit olan şehidleri yardıma göndermez öyle mi..

Peki size bir soru: madem ölüler bizi işitmez..öyle ise niçin ettehiyyatü de "esselamü aleyke ya eyyühennebiyyü" diye hitap ediyorsunuz?
 
عبد الرحمن Çevrimdışı

عبد الرحمن

قُل آمَنتُ بِاللهِ ثُمَّ استَقِم
İslam-TR Üyesi
Kardeşler lütfen birbirimiz kırmadan münakaşa edelim. Allah Resulü (s.a.v.) ayrılığa düşmeyin diyor. Hiçbir şey bir müminin kalbini kırmaya değmez.

Tartışılan meselelere gelince istigase meselesi iki asırdır şiddetle ve önceleri de tartışılan bir meseledir ve Müslümanların gündemini bu şekilde işgal etmesinde fayda yoktur. Kudretin Allah'tan geldiğine inanan, la havle ve la kuvvete illa billah diyen bir mümin şirkle itham edilemez. Ancak ölülerin yardımda bulunacağı sabit olmamıştır. Onlardan yardım istemek de meşru kılınmamıştır. Dolayısıyla bu bir bidattir. Yardımın ölünün kendisinden geldiğine inanılırsa, ki avam arasında bu meydana gelebiliyor, bu şirke yol aralar. Bu sebeple en doğrusu istigase adetini terk etmektir.

Risale-i Nur'un bir tefsir olmasına gelince, bu geçerli bir vasıflandırmadır. Tefsir kitapları çeşit çeşittir. Kur'anın tümünü ele almaları gerekmez. Tek bir ayetin tefsiri bile tefsir sayılır, ki Tabiun rıdvanullahi aleyhimden gelen rivayetler de bu şekilde seyrektir. Zamanla farklı yeni telif çeşitlerinin çıkması da mümkündür. Risale-i Nur'a da yeni çeşit bir tefsir denilebilir.
 
Son düzenleme:
S Çevrimdışı

Sözlerci

Üye
İslam-TR Üyesi
Bu hezeyanlarından anlaşılan; yani siz de İslam'dan sonra yeni bir din olarak geldiniz, peygamberiniz said nursi ve kitabınız onun Rnk sı ise kusura bakma biz sizin bu inancınızı inkâr edenlerden olacağız!

Yanlış..sadece "benim üstadlarımın öğrettiği ve Kur'anın manası diye bana öğrettikleri fikirlere Risale-i Nurun bazı meseleleri uymuyor ve kabul etmiyorum.." diyebilirsin..en fazla "burada bana göre ilmi bir hata var" diyebilirsin...yoksa Risale-i Nurda ders verilen iman meselelerini inkar edersen kafir olursun
 
Son düzenleme:
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Evet, Risale-i Nurda lafzen geçen ayet sayısı 620 civarındadır fakat lafzını zikretmeden ders verilen ayet mealleri ile Risale-i Nur Kur'anın tam ve hakikatli bir tefsiri olur...Mesela, Yirmiikinci Söz, Otuzüçüncü Söz, Yedinci Şua, Yirminci Mektub, İkinci Şua gibi Risaleler Kur'anda tekrar tekrar sarih ve işari olarak ders verilen binlerce tevhid ayetinin tefsiridir..Onuncu Söz, Yirmidokuzuncu Söz gibi Risaleler Kur'anın haşir ve ahiret hakkındaki ayetlerinin tefsiridir..Ondokuzuncu Söz, Ondokuzuncu Mektub gibi Risaleler Kur'anın nübüvveti ders veren ayetlerinin tefsiridir..Bunun gibi Risale-i Nurun her bir risalesi Kur'an ayetlerindeki manaları ihtiyaca göre lüzumu derecesinde ders veriyor, tefsir ediyor...Zaten yine biliyorsunuz ki Kur'an ayetlerini Fatiha'dan Nas'a kadar kelime kelime ders veren tefsirler de Kur'an ayetlerinin bütün manalarını ve bütün nüktelerini ders veremezler..Her biri Kur'an ayetlerindeki hazineleri ihtiyaca göre ders verir..İşte Risale-i Nur da bu tefsirlerden biridir..Fakat zamanın ihtiyacına göre yeni izah tarzıyla telif edilmiştir..
Elhasıl, Risale-i Nur Kur'an hakikatlerini lüzumu derecesinde ders vermiştir..Risale-i Nurda lüzumu derecesinde ders verilmeyen bir Kur'an hakikatı yoktur.
Fikreddin Koç Hoca :
Bediuzzaman Sıfatı ve Risale-i Nurlar Kur'an Tefsiri midir?


 
S Çevrimdışı

Sözlerci

Üye
İslam-TR Üyesi
Benden sual ediyorsun:
"Neden senin Kur'andan yazdığın Sözler'de bir kuvvet, bir tesir var ki, müfessirlerin ve âriflerin sözlerinde nadiren bulunur. Bazan bir satırda, bir sahife kadar kuvvet var; bir sahifede, bir kitab kadar tesir bulunuyor?"
Elcevab:
-Güzel bir cevabdır- Şeref, i'caz-ı Kur'ana ait olduğundan ve bana ait olmadığından, bilâ-perva derim: Ekseriyet itibariyle öyledir. Çünki: Yazılan Sözler tasavvur değil tasdiktir; teslim değil, imandır; marifet değil, şehadettir, şuhuddur; taklid değil tahkiktir; iltizam değil, iz'andır; tasavvuf değil hakikattır; dava değil, dava içinde bürhandır.
Şu sırrın hikmeti budur ki: Eski zamanda, esasat-ı imaniye mahfuzdu, teslim kavî idi. Teferruatta, âriflerin marifetleri delilsiz de olsa, beyanatları makbul idi, kâfi idi. Fakat şu zamanda dalalet-i fenniye, elini esasata ve erkâna uzatmış olduğundan, her derde lâyık devayı ihsan eden Hakîm-i Rahîm olan Zât-ı Zülcelal, Kur'an-ı Kerim'in en parlak mazhar-ı i'cazından olan temsilatından bir şu'lesini; acz ve zaafıma, fakr ve ihtiyacıma merhameten hizmet-i Kur'ana ait yazılarıma ihsan etti. Felillahilhamd sırr-ı temsil dürbünüyle, en uzak hakikatlar gayet yakın gösterildi. Hem sırr-ı temsil cihetü'l-vahdetiyle, en dağınık mes'eleler toplattırıldı. Hem sırr-ı temsil merdiveniyle, en yüksek hakaike kolaylıkla yetiştirildi. Hem sırr-ı temsil penceresiyle; hakaik-i gaybiyeye, esasat-ı İslâmiyeye şuhuda yakın bir yakîn-i imaniye hasıl oldu. Akıl ile beraber vehim ve hayal, hattâ nefs ve heva teslime mecbur olduğu gibi, şeytan dahi teslim-i silâha mecbur oldu.
Elhasıl:
Yazılarımda ne kadar güzellik ve tesir bulunsa, ancak temsilat-ı Kur'aniyenin lemaatındandır. Benim hissem; yalnız şiddet-i ihtiyacımla talebdir ve gayet aczimle tazarruumdur. Derd benimdir, deva Kur'anındır.
Mektubat - 376
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Yanındaki birini veya bir ambjlans çağırıp yardım istediği zaman yardıma gelen insan kılığına girmiş bir cin veya şeytan olabilir..ne oldu..şimdi şirk mi oldu..yanındaki biri veya bir doktor aciz mahluklar değil mi niçin Allahı bırakıp onlardan yardım istiyorsun

Madem öyle bu soruyu sana da sorayım:iki asır önce şirk olan bir hüküm zamanımızda hayır ve sevap ve tevhidin delili olabilir mi
"Baksana, gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na has kılarak (ihlasla) Allah'a yalvarırlar. Fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak koşmaktadırlar." (Ankebut 65)

"Denizde başınıza bir felaket geldiği zaman, Allah'tan başka yalvardığınız bütün putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya çıkarınca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür. - (Denizden karaya çıktığınızda) O'nun sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden, yâhud üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız. - Yoksa sizi tekrar denize döndürüp de üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve böylece ettiğiniz nankörlük sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra bu yaptığımıza karşı, bizim aleyhimize size yardım edecek bir koruyucu bulamazsınız." (İsra 67 - 69)


Yaratılmışlardan İstenebilecek Şeyler Nelerdir?



Rasulullah (s.a.v.) ve İsa (a.s.) gibi peygamberler dâhi, vefatlarından sonra ummetlerinden habersiz iken; şirk ehli ise, kutsadıkları büyüklerinin kendileriyle birlikte olduklarını, duada aracı kıldıklarında kendilerinden haberdar olup yardıma geldiklerini inanarak adeta şirkte Cahiliyye ehline nazire yapmaktadırlar!

عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَامَ فِينَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَخْطُبُ فَقَالَ إِنَّكُمْ مَحْشُورُونَ حُفَاةً عُرَاةً غُرْلًا
{ كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُعِيدُهُ } الْآيَةَ وَإِنَّ أَوَّلَ الْخَلَائِقِ يُكْسَى يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِبْرَاهِيمُ وَإِنَّهُ سَيُجَاءُ بِرِجَالٍ مِنْ أُمَّتِي فَيُؤْخَذُ بِهِمْ ذَاتَ الشِّمَالِ فَأَقُولُ يَا رَبِّ أَصْحَابِي فَيَقُولُ إِنَّكَ لَا تَدْرِي مَا أَحْدَثُوا بَعْدَكَ فَأَقُولُ كَمَا قَالَ الْعَبْدُ الصَّالِحُ { وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَا دُمْتُ فِيهِمْ إِلَى قَوْلِهِ الْحَكِيمُ } قَالَ فَيُقَالُ إِنَّهُمْ لَمْ يَزَالُوا مُرْتَدِّينَ عَلَى أَعْقَابِهِمْ
İbni Abbas (r.anhuma)’dan :
Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki : "Kesinlikle siz yalın ayak, çıplak ve sünnetsiz olarak Allah’a kavuşacaksınız. İlk yaratmaya başladığımız gibi onu iade ederiz. ” (Enbiya 104) Şubhesiz, mahluklar içinde ilk giydirilen kişi İbrahim (a.s.)’dir. Benim ummetimden bir takım kimseler getirilip sol tarafa ayrılacaktır.

Ben “Ey Rabb'im! Bunlar benim ashabımdırlar, derim.
Cenabı ALLAH (cc) bana: Bunların senden sonra neler yaptıklarını bilmezsin der.
Ben de ALLAH’ın salih kulu İsa (a.s.)’ın dediği gibi Aralarında bulunduğum muddetçe onları gözetliyordum. Sen, benim canımı alınca onları gözetleyen sen oldun. Her şeyin gözetleyicisi sensin. Onlar senin kullarındır. İstersen âzab edersin, istersen bağışlarsın. Zira izzet ve hikmet sahibi sensin (Maide: 117) derim.
Cenabı Hak “Sen onlardan ayrıldığın gün, onlar gerisin geri döndüler” buyurur.

Bir rivayette peygamber (s.a.v.)’in 'Benden uzak olsunlar, benden uzak olsunlar, benden uzak olsunlar' derim” ziyadesi vardır.

(Buhârî, Enbiyâ 8, Rikâk 45, Hadis no: 6526; Muslim, Cennet 58; Tirmizî, Kıyâmet, Bab 3, Hadis no: 2423; Nesâî,
Muhammed b. Beşşâr ve Muhammed b. Musenna, Muhammed b. Cafer vasıtasıyla Şûbe’den, Muğîre b. Numân’dan aynı senedle bu hadisin bir benzerini bize rivâyet etmişlerdir.
Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

"Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilâh edinin, dedin?
İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şubhesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin." - “Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahid (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahidsin.” - “Eğer onlara azab edersen, şubhe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şubhe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin." (Maide 116 - 118)


Çözüldü - Cinler'den Yardim İstemek Her Zaman Küfür müdür?
 
S Çevrimdışı

Sözlerci

Üye
İslam-TR Üyesi
"Baksana, gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na has kılarak (ihlasla) Allah'a yalvarırlar. Fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak koşmaktadırlar." (Ankebut 65)

"Denizde başınıza bir felaket geldiği zaman, Allah'tan başka yalvardığınız bütün putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya çıkarınca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür. - (Denizden karaya çıktığınızda) O'nun sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden, yâhud üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız. - Yoksa sizi tekrar denize döndürüp de üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve böylece ettiğiniz nankörlük sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra bu yaptığımıza karşı, bizim aleyhimize size yardım edecek bir koruyucu bulamazsınız." (İsra 67 - 69)


Yaratılmışlardan İstenebilecek Şeyler Nelerdir?



Rasulullah (s.a.v.) ve İsa (a.s.) gibi peygamberler dâhi, vefatlarından sonra ummetlerinden habersiz iken; şirk ehli ise, kutsadıkları büyüklerinin kendileriyle birlikte olduklarını, duada aracı kıldıklarında kendilerinden haberdar olup yardıma geldiklerini inanarak adeta şirkte Cahiliyye ehline nazire yapmaktadırlar!

عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَامَ فِينَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَخْطُبُ فَقَالَ إِنَّكُمْ مَحْشُورُونَ حُفَاةً عُرَاةً غُرْلًا
{ كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُعِيدُهُ } الْآيَةَ وَإِنَّ أَوَّلَ الْخَلَائِقِ يُكْسَى يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِبْرَاهِيمُ وَإِنَّهُ سَيُجَاءُ بِرِجَالٍ مِنْ أُمَّتِي فَيُؤْخَذُ بِهِمْ ذَاتَ الشِّمَالِ فَأَقُولُ يَا رَبِّ أَصْحَابِي فَيَقُولُ إِنَّكَ لَا تَدْرِي مَا أَحْدَثُوا بَعْدَكَ فَأَقُولُ كَمَا قَالَ الْعَبْدُ الصَّالِحُ { وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَا دُمْتُ فِيهِمْ إِلَى قَوْلِهِ الْحَكِيمُ } قَالَ فَيُقَالُ إِنَّهُمْ لَمْ يَزَالُوا مُرْتَدِّينَ عَلَى أَعْقَابِهِمْ
İbni Abbas (r.anhuma)’dan :
Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki : "Kesinlikle siz yalın ayak, çıplak ve sünnetsiz olarak Allah’a kavuşacaksınız. İlk yaratmaya başladığımız gibi onu iade ederiz. ” (Enbiya 104) Şubhesiz, mahluklar içinde ilk giydirilen kişi İbrahim (a.s.)’dir. Benim ummetimden bir takım kimseler getirilip sol tarafa ayrılacaktır.

Ben “Ey Rabb'im! Bunlar benim ashabımdırlar, derim.
Cenabı ALLAH (cc) bana: Bunların senden sonra neler yaptıklarını bilmezsin der.
Ben de ALLAH’ın salih kulu İsa (a.s.)’ın dediği gibi Aralarında bulunduğum muddetçe onları gözetliyordum. Sen, benim canımı alınca onları gözetleyen sen oldun. Her şeyin gözetleyicisi sensin. Onlar senin kullarındır. İstersen âzab edersin, istersen bağışlarsın. Zira izzet ve hikmet sahibi sensin (Maide: 117) derim.
Cenabı Hak “Sen onlardan ayrıldığın gün, onlar gerisin geri döndüler” buyurur.

Bir rivayette peygamber (s.a.v.)’in 'Benden uzak olsunlar, benden uzak olsunlar, benden uzak olsunlar' derim” ziyadesi vardır.

(Buhârî, Enbiyâ 8, Rikâk 45, Hadis no: 6526; Muslim, Cennet 58; Tirmizî, Kıyâmet 3; Nesâî, Cenâiz 119)


"Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilâh edinin, dedin?
İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şubhesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin." - “Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahid (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahidsin.” - “Eğer onlara azab edersen, şubhe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şubhe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin." (Maide 116 - 118)


Çözüldü - Cinler'den Yardim İstemek Her Zaman Küfür müdür?

1-Elbette gemidekiler kurtulmak için Allaha yalvarırlar ve aynı zamanda fiili dua olan ve Allahın kudretinin bir perdesi olan sebeplere de yapışırlar..kurtulduklarında da şükür ve ibadetlerini Allaha yaparlar..hiç kimse onlara "niçin Allah varken insanlardan yardım istediniz, bu şirktir" demez...eğer yardım istediği sebebin hakıki müessir ve müstakil bir kadir olduğunu itikad ederse ve şükür ve ibadetini onlara yöneltirse şirk olur..bu meselede mahluklar arasında fark yoktur..öyle ise dirilere dua edip ibadet etmek ve yardım istemek şirk değil fakat ruhen diri olanlara yalvarıp yardım istemek şirktir düşüncesi yalnış bir itikadtır.

2-Sadece bu dünyadan ahiret alemlerine göçmüş kimseler değil, diri olan bir kimse bile her halimizden haberdar değildir..öyle ise, "Allahın dua edip yalvarmamıza izin verdiği mahluklar ve izin vermediği mahluklar diye iki gruba ayırmak hatadır..kainatta hiç bir sebep dua ve ibadet edilmeye layık değildir..hristiyanlar hz İsadan yardım istediklerinden değil, ona uluhiyet verdiklerinden ve şükür ve ibadetlerinde onu Allaha şerik yaptıklarından şirke giriyorlar.. Yoksa isa aleyhisselamdan yardım isteyip, şükür ve ibadetlerini Allaha yapsalardı şirk olmazdı..çünkü, hz İsanın Allahın kudretiyle hareket eden bir mahluk..aynı senin ve benim gibi.

3-Cenabı Hak gözümüzün önünde bir kişiyi milyonlarca yerde temessül ettiriyor..herbiri binlerce kilometre uzakta olan milyarlarca kişiye sesini işittiriyor..halinden haberdar ediyor..milyonlarca kişinin sesini bir anda işittiriyor..fakat veli bir kuluna hususi bir keramet olarak sesimi işittirince ve temessül ettirince şirk oluyor öyle mi..bu nasıl olur..bu nasıl hükümdür..

4-şirk itikada ait bir hükümdür..sebepler tesir ve icad bakımından birdir.. Ceseden diri olan seninle ruhen diri olan bir meyyit veya şehid olan bir kimse tesir ve icad yönünden farkı yoktur..her ikiniz de Allahın aciz kullarısınız..Vücudunuz Allahın kudreti ile devam ediyor..bu sebeple haşa şirk koşmaya izin verilen ve verilmeyen mahluklar diye mahlukatı ayırmanız yalnıştır..yani Abdulkadir Geylaniyi yardıma çağırmamın seni tdlefonla yardıma çağırmamdan farkı yoktur..çünkü, her ikinize de sesimi işittiren Allahtır.. Olsa olsa "Abdulkadir Geylaninin senin sesini işiteceğini ve yardımına geleceğini kabul etmiyorum" diyebilirsin o kadar..
 
S Çevrimdışı

Sözlerci

Üye
İslam-TR Üyesi
Abdulmuiz kardeşim iki asır önce bir kimse "ben bir kimsenin milyonlarca yerde temessül edeceğine ve binlerce kilometre uzaklıktaki milyonlarca insana sesini işittirip yardıma çağıracağına inanıyorum" deseydi böyle bir itikad şirk midir..
 
Üst Ana Sayfa Alt