Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

İlmi Konu Tasavvufcuların Şirk Akideleri Anlatan Video

Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
4
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
SAHTEKAR İSKENDER Mihr'in SAHTEKARCA CEZBESİ (Çarpılması)

 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
ŞOK ŞOK ŞOK

İskender Evrenesoğlu Gizli Çekim


İskender Evrenesoğlu Mihr Gizli Çekim Part 1

İskender Evrenesoğlu Mihr Gizli Çekim Part 2
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
SAHTEKAR SAPIK İSKENDER EVRENESOĞLU HAKKINDA ŞOK SES KAYDI VE BELGELER



SAHTEKAR İSKENDER VE KENDİ KARISINDAN İTİRAFLAR:ANA - KIZA TACİZİ

1. BÖLÜM
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
SAHTEKAR İSKENDER Mihr : Amerika'da Tacizden Tutuklandı!

Sahtekar Amerika Medyasında

 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Evrenesoğlu TSK'nın emrinde

“İrticayla Mücadele Eylem Planı”nda ismi geçen ve kullanım için her an kenarda olduğu belirtilen İskender Evrenesoğlu'nun TSK ile ilginç bağlantısı ortaya çıkarken geçmişinde Türkiye İşçi Partisi (TİP) saflarında yeraldığı da belirlendi.


222

Ergenekon soruşturmasında tutuklanan eski asker avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda ele geçirilen ve Nisan 2009'da Deniz Piyade Kurmay Kıdemli Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanan planın “Medya Faaliyetleri” bölümünde geçen İskender Evrenesoğlu'nun ismi pek çok insanı şaşırttı. Kirli planda, İskender Evrenesoğlu'nun adı şöyle geçiyordu: “İskender Evrenesoğlu, Ömer Öngüt gibi hazırda beklettiğimiz elemanlara medyatik eylemler ve söylemler yaptırılacak ve bu kişiler FG'ciler başta olmak üzere diğer irticai gruplarla özdeşleştirilerek, kamuoyunun tüm bu gruplar arasında benzerlik kurması sağlanacaktır.”
Allah'ı gördüğünü, onunla konuştuğunu, onun sözleriyle yeni bir kitap yazdığını ileri süren İskender Evrenesoğlu ilginç bir kişilik olmasının yanı sıra dikkat çekici bir geçmişe de sahip.
Eski Türkiye İşçi Partili ve Devlet Planlama Teşkilatı çalışanı olan İskender Evrenesoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mesafe koyduğu ve kitaplarının hiçbir bilimsel değerinin olmadığını açıkladığı bir isim. ABD'de yaşayan Evrenesoğlu'nun, TSK'da görevli üst düzey bazı komutanlarla da ilişkili olduğu belirtiliyor.
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Türkiye'de Nakşi Hareketi ve Tasavvuf


Ferit Aydın eski Nakşi Şeyhi




Bölüm 1:

6719




Bölüm 2:

6718

Bölüm 3: (2. Bölüm Devamı)

6717
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Nakşibendi sapkınlığını Alman Müslüman Bile Anladı

7123



Ebu Enes'ten, Cübbesiz Ahmed'e Reddiye :

 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
[GULYARASI]198[/GULYARASI]

Sallanmayi, oynamayi, raks etmeyi kabul etmeyenlere delil olarak Hazret-i Aise validemiz ile peygamber efendimiz aleyhisselamin oynayan habeslileri seyretmelerini ve raks icin Hazret-i Ali ila Cafer-i sadik efendilerimizin sema edislerini göstermistir.

Imam Cafer-i Sadik bir kere degil, birkac kere sevinc ve muhabbetten Peygamber efendimizin huzurunda bir ayak üzerinde vecd'e gelerek raks etmistir.
Delillerimiz yeterince mevcuttur, ama vaktimiz malesef kisitlidir. Eger faydalanmak istiyorsaniz, Imam suhreverdi hazretleri tamamen bütün kaynaklariyla, görüslerle hadisleri ve alimlerin beyanlariyla serhlerini toparlamis ve eserinde ümmet-i Muhammed'e sunmustur. Ordan faydalanabilirsiniz.


S.A
bu video hakkında bir arkadaşımbu yazıyı yolladı bunun dogruluk payı nedir meselenin dogrusu nedir.. özellikle ABDULHAK hocadan .


İftira zor zanaattır. İftira atmanın hele hele delilsiz konuşmanın cezası verilmediği zamanımızda almış batışını gitmiştir.
Rasulullaha bile iftira atan cehennem kütükleri , Hz. Ali, Hz. Cafer a.s. lara mı atamayacaktır?
Hele ki Kuran sünnet delillerinin istenmediği(beyin kiralandığı için) bu tür şia kökenli sufi ekollerinde, ehli sünnet akidesi diye bir şeyde duyulmamıştır.
Sapkın inanç ve fiillerini Ne Rasulullahta ne de ashabında binlerce siyer ve hadis arasında görülmemiş olmasına rağmen bu sapkınların eserlerinin arasına girmiş olması, bunların İslamdan başka bir dinin kültürüyle harmanlandığını göstermektedir.
Bunların reddettiğimiz tüm batıl, şirk ve hurafeleri müslümanın vaz geçilmez hayat damarı olan iki kaynağı Kuran ve sünnettte olmadığı gibi ehl-i sünnetin hiç bir sahih kaynağında da geçmez!
Bunların çılgınca sema , raksları ve güya vecdleri hakkında İmam Tartuşi ise şöyle denmiştir:


"Raks ve vecde gelmeye gelince, onu ilk ihdas eden kimseler Samiri’nin yandaşlarıdır. Samiri onlara böğürtüsü olan cansız bir cesed olarak bir buzağı heykeli yapınca, kalkıp onun etrafında raksa koyuldular ve vecde geldiler.
Raks ise kafirlerin ve buzağıya tapanların dinidir. Peygamber (s.a.v.)’ın ve ashabının meclisi ise vakarlarından ötürü başlarında kuşlar duruyormuş gibi bir hal içindeydiler. Dolayısıyla İslami devlet otoritelerinin ve onların yetkililerinin bunları mescid ve benzeri yerlerde bulunmalarını engellemeleri gerekir. Allah’a ve ahiret gününe iman eden herhangi bir kimsenin onlarla birlikte bulunması, batılları üzere onlara yardımcı olması helal değildir. Malik’in, Şafii’nin, Ebu Hanife’nin, Ahmed’in ve müslümanların diğer imamlarının kabul ettiği budur.”

(Fakih el-Heysemi, Keffu’r-Rua an İstinai Alati’s-Sema, s. 50, ez-Zevacir ile; Kurtubi, (XI, 237-238) )
İmam Kurtubi ise şunları demektedir :
“Sufilerin bu hususta ortaya koydukları bid’at ise haramlığı hususunda görüş ayrılığı bulunmayan şeyler kabilindendir. Ancak şehvani nefis hayra nispet edilen pek çok kimseye baskın gelmiştir. Öyle ki onların bir çoğunda delilere ve çocuklara yakışır davranışlar ortaya çıkar.
Nihayet bunlar uyumlu hareketlerle ve peş peşe gelen matta ve figürlerle raksettiler. Bazıları yüzsüzlüğü o kadar ileri dereceye götürdüler ki bu işleri Allah’a yakınlaştırıcı işler ve salih ameller olarak değerlendirdiler. Bunun üstün hallere ulaştırdığını söylediler. Bu ise hiç şüphesiz zındıklığın etkilerinden, hurafecilerin sözlerindendir. Allah’tan yardımcı olmasını dileriz.” (Allame Alûsi, Ruhu’l-Meani (XI, 70) )

İmam Hafız İbnu’s-Salah ise şöyle demekte :
“Bunlar şanı yüce Allah’a iftira etmişlerdir. Onlar bu sözleriyle inkarcı, batınilerin yolundan gitmiş, müslümanların icmaına muhalefet etmişlerdir.
Müslümanların icmaına muhalefet eden bir kimse hakkında ise yüce Allah’ın şu tehdidi söz konusudur:

Kim kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra peygambere karşı gelir, mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü o yolda bırakır ve cehenneme atarız. O ne kötü bir dönüş yeridir.”(Nisa,115)
(Fetava, İbni’s-Salah (300-301), Dr. Kalaci’nin tahkiki. İbnu’l-Kayyim ondan İğasetu’l-Lehfan (I, 228)’de bundan daha geniş bir bölüm iktibas etmiştir. Onun iktibasında bunun bir bölümü de yer almaktadır.)

İbnu’l-Kayyim el-Cevziyye "el-Kelamu fi Mes’eleti’s-Sema" isimli eserinde (s.106-108) :
“Bu şekilde böyle bir sema haramdır, çirkindir. Müslümanlardan hiçbir kimse onu mübah görmez. Yüzünden haya perdesini ve din örtüsünü sıyırıp atmış, Allah’a, Rasûlüne, dinine ve kullarına karşı açıkça çirkin işler kimseden başkası onu güzel görmez. Bu gibi hususları kapsayan bir semaın çirkinliği insanların fıtratında da yer etmiş bulunmaktadır. O kadar ki kafirler bile bundan ötürü müslümanları ve dinlerini ayıplamaktadırlar.

Evet müslümanların havassı ve İslam dini akıl ve din hususunda mahrem kadınlar ve çocuklar hakkında pek çok mefsedete sebep olan bu semadan beridir, uzaktır. Böyle bir sema dini ne kadar ifsad etmiş, kaç sünnetin ölümüne sebep olmuş, kaç tane hayasızlık ve bid’atin canlanmasına sebep olmuştur kim bilir?

Şayet bu semaın Kur’an’ın, Kur’an ehlinden dinlenmesinin ağır görülmesi ve semalarından önce Kur’an okunduğu takdirde uzun gelmesi ve ayetleri karşısında kör ve sağır gibi geçip gitmeleri dışında hiçbir kötülüğü olmasaydı bile bu kadarı yeterdi. Hatta Kur’an okunmasında hazır bulunanların çoğu ya da onlardan çoğu kimse Kur’an’ı dinlemez,anlamlarını doğru dürüst fark etmez, Kur’an okunduğu vakit seslerini kısmazlar bile...


“Kitap (Kur’an) okundu da başlarını eğdiler, fakat korkudan değil. Bu dikkat etmeyen ve başka şeyle oyalanan kimsenin baş eğmesidir.
Şarkıya gelince sinekler gibi raksettiler
Allah’a yemin olsun ki onlar Allah için raksetmediler.
Def, zurna ve şarkı söyleyenin bir nağmesi
Eğlence ve çalgı aletleriyle bir ibadet nerde görülmüştür?
Kitap ağır geldi onlara gördüklerinde
Birtakım emir ve nehiylerle kendilerini sınırlandırdığını
Raks ise hafif geldi onlara şarkıdan sonra
Ey kendisine benzeyenlere yakışan batıl
Ey ümmet! Muhammed’in dinine kimse hıyanet etmedi
Ve kimse ona karşı cinayet işleyip ondan usanmadı, ondan başka.”
“Özetle böyle bir semaın kalplerde, ruhlarda ve dinlerde sebep olduğu fesatlar sayılamayacak kadar pek çoktur.”




Müfessir, muhakkik Alûsi ise şöyle demekte :
O “boş sözleri...” (Lukman, 31/6) ayetini oldukça uzun bir şekilde tefsir ettikten, bu husustaki rivayetleri ve müfessirlerin görüşlerini, bunların şarkının haramlığına delaletleri ve bu husustaki fukahanın görüşlerini kaydettikten sonra (XI, 72-73) şunları söylemektedir:
“Diyorum ki diğer İslam ülkelerinde ve çeşitli bölgelerde sema ve şarkı belası her tarafı kaplamıştır.
Mescidler ve başka yerler bu işlerden korunmamaktadır.
Hatta şerefli özel vakitlerde minarelerde şarkı söyleyen şarkıcılar tayin edilmiştir. Bunlar içkiyi, meyhaneleri ve haram sayılan daha başka şeyleri anlatan muhtevada şiirler okurlar. Bununla birlikte bunlara vakfın gelirinden belli bir pay da ayrılmıştır. Bunlara ise temcid ediciler adı verilmektedir.
Mescidlerde bu gibi kimselerin bulunmaması dine aldırışsızlık olarak sayılmaktadır. Bundan daha da ilerisi sufilerin iblislerinin ve azgınlarının yaptıkları işlerdir.

Diğer taraftan onlar –Allah onları kahretsin- söyledikleri şarkıların ve okudukları şiirlerin ihtiva ettiği batıl ile kendilerine itiraz edilecek olurlarsa şu cevabı verirler:
Bizler şarap ile ilahi aşkı, sarhoşluk ile bu aşkın baskın gelmesini yahut ta meyye, leyla ve sadi derken mesela en büyük sevgili olan yüce Allah’ı kastediyoruz derler. Ancak böyle bir anlayış oldukça saygısızlıktır. Çünkü En güzel isimler Allah’ındır. O halde ona bunlarla dua edin. Onun isimlerinde eğriliğe sapanları terk edin...” (Araf, 180) diye buyurulmaktadır.







Son olarak :

Suyuti’nin de ustadı olan Şeyhulislam Ebu Yahya Zekeriya Bin Muhammed el Ensari, fetvalarını ihtiva eden eseri; el İ’lam vel İhtimam’da der ki;

Şu zamanda yaygın olan ve yukarda anlatılan ile alakası olmayan, haram ve yakışıksız şeyler içeren, heybet ve vakarı gideren semadır ki, tembellikten zevk alan, cahilliğin kendilerine galip geldiği, dinlerini oyun ve eğlence edinen topluluğun işleridir.
Gaflet ve şarkı ile vakitlerini harcarlar, haram olan müzik ve semaya bağlanırlar, tabiatın reddettiği şeyler dinlerler. Onlar eğlence ile ve müzik ile bilinip çağrılırlar. Yediklerinin çoğu haram ve şüphelidir. Tıka basa midelerini doldururlar. Sonra onları harekete getirmek üzere, birileri kadınları vasfeden şiirler düzer.
İşte o zaman büyüklerle küçükler birbirine karışır, kimi el çırpar, kimi ayakları üzerinde rakseder, kimi coşar, kimi kolunu sallar, hayvanlar gibi dönerek yürür, kimi eşek sesi gibi bir sesle anırır, inler. Şayet orada güzel bir kadın veya tüysüz bir genç olsa, çoğunluğu asi şeytanlara döner, ona bağlanır ve vecde gelirler. Hatta mutasavvıfların çoğu bunun mendup olduğuna inanıyor. İcma ile bu bozukluktur, alimlerden hiç biri bunu söylememiştir.
Bilakis Kitap, sünnet ve imamların sözleri bunların haram olduğunu ortaya koymaktadır. Herkesin bu haramları ortadan kaldırmak için çalışması vacibdir.” (Şeyhulislam el Ensari el İ’lam vel İhtimam(s.490 v.d.)

Soruldu; “Allah’ı zikretmek için toplanmış olan cemaat, deriden yapılmış bir (enstrumana) deynekle vuruyor, bazısı raksediyor, bazısı vecde gelmeye çalışıyor. Bu haram mıdır? Onlardan biri, hal galebesi ile istek dışı olarak raksetmeye başlasa bu caiz midir? Bu haram semaya dahil midir? Ve orada bulunmak haram olur mu?

Cevap; mücerred olarak raks ve deri üzerine deynekle vurmak haram değil, çirkin bir bidattir. Bununla ancak aklı eksikler meşgul olur. İhtiyarı olmadan hal galebesi ile raks etmek, haram olan raksa girmez. Şayet haram arzular veya haram olan müzik beraberinde olursa, icma ile bu, haramdır. Haram sema toplantılarına katılmak, orada bulunmak da haramdır.” (El İ’lam vel İhtimam(s.492-493))

Müziğe gelince; bunun haramlığı hakkında sahih hadisler vardır. Çalgıya ve şarkıya ruhsat sadece düğünler hakkındadır.
Amr Bin Rabia diyor ki; “Bir düğünde Sabit Bin Vedia ile Kuraza bin Ka’b’ın yanındaydım. Şarkı sesi duydum ve “işitmiyor musunuz?” dedim.
Dedi ki; “Düğünde şarkıya ve bağırmak olmadan ölüye ağlamaya ruhsat verildi.” (İbni Ebi Şeybe(3/322); Gunder – Şu’be – Eba İshak – Amr Bin Rabia isnadı ile.)


ABDULHAK HOCA ALLAH(CC) SENDEN RAZI OLSUN .
bu konu hakında hadis ararken bu hadise rasladım paylaşmak istedim.

798-Ebû Musa Ei-Eş'arî (Radıyallahu Anh) der ki;
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'Ie beraber bir sefere çıktığımızda, dere ve tepelerden geçerken yükseksesle tekbir alıyor-duK, Lâ ilahe illallah, diyorduk. Bunun üzerine 'Hazreti Peygamber bize şöyle buyurdu:
«Ey İnsanlar! Kendinize geliniz. Siz, kulakları işitmeyene veya görünürde olmayana çağırmıyorsunuz O (sizindua ettiğiniz Allah teala) sizinle beraberdir. O, her şeyi işitendir ve (size şah damarınızdan daha) yakındır.»

ZuBDETu'L BUHÂRÎ: 798


 
Üst Ana Sayfa Alt