İlmi Konu Teşehudde Parmağın Vazifesi

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
TEŞEHUDDE PARMAĞIN VAZİFESİ

Hanefilere göre:

Namaz kılan kişi teşehhudde sağ elini sağ uyluğu üzerine, sol elini sol uyluğu üzerine koyar ve parmaklarını açar. Bu durum aynen iki secde arasındaki oturuş gibidir. Parmakların arası az açılır, uçlan dizlerin üzerine konur, fakat en sahih olan görüşe göre, ellerle diz kapakları tutulmaz.
Mutemed olan görüşe göre, kelime-i şehadet getirirken sağ elin işaret parmağı, "Lâ ilâhe"nin ""sında kaldırılıp uluhiyetin isbatı sırasında yani "İllAllah" derken indirilir ki, bu kaldırma ve indirme işaretleri ile Allah'ın eşinin bulunmadığını teyit edilmiş olsun. Oturuşta parmakların hiç biri yumulmaz.
Bunların dayandıkları delil, Sahih-i Muslim'de İbni Zubeyr'den rivayet edilen ve buna delâlet eden bir hadistir. Çünkü Muslim'deki rivayette sadece işaret parmağının kaldırılıp indirilmesi ile yetinildiği zikredilmiştir.

(ed-Durru'l-Muhtâr, I,474,231; Şevkâni, Neylu'l-Evtâr, II, 283)

Bir başka yorum:
İbnu'l-Humam, Efendimiz (s.a.v)'in Teşehhud'de oturma tarzını haber veren hadislerde geçen "sağ avucunu sağ uyluğunun üzerine koydu, parmaklarının hepsini topladı (elini yumdu), işaret parmağıyla işaret etti…" ifadesini şöyle izah eder:
"Hem parmakları yummak, hem de avucu uyluk üzerine koymak, şüphesiz ki aynı anda gerçekleşmez. Allahu a'lem burada kastedilen, önce avucun uyluk üzerine konması, parmakların sonradan, işaret esnasında yumulmasıdır.

İmam Muhammed'den, işaretin keyfiyeti bağlamında nakledilen de budur. O şöyle demiştir:
"Serçe ve yüzük parmağını yumar, orta ve baş parmaklarını halka yapar, işaret parmağını diker."

İmam Ebu Yusuf'tan gelen nakil de böyledir. (…) İşaretin keyfiyeti konusunda zikrettiğimiz şekil, Ebu Hanife'nin (rh.a) görüşü olarak naklettiklerimiz cümlesindendir."

Daha sonra İbnu'l-Humam, parmağın "La ilahe" derken kaldırılacağı, "illallah" derken indirileceği görüşünü şemsu'l eimme el-Helvânî'den naklen verir.
(İbnu'l-Humam, Fethu'l-Kadir, I, 272)

Teşehhudde parmakla işarette bulunmanın keyfiyeti hakkında iki ayrı tesbit söz konusudur :
Medine halkı parmaklan kapayıp 53 rakamını ifade eder bir şekil üzerinde durmuştur, yani serçe parmakla bitişiğindeki parmak kapatılır, orta parmakla baş parmak halka edilir ve şehadet parmağıyla işaret yapılır. el-Fakıh Ebû Cafer el-Hendevânî de bu şekli uygun görmüştür.
(Ebû Bekr bin Mes’ûd bin Ahmed Alâuddîn-i Şâşî, Bedâyi’us Sanâyi fî Tertîb'iş Şerâyi: 1 /214'den Özetlenerek)

Bununla beraber hanefi fukahası, elleri açık bir vaziyette dizler üzerine koymanın daha uygun olacağı üzerinde durmuşlardır. O bakımdan bu mezhebe bağlı olanların çoğu teşehhudde hem parmaklarını kapamazlar, hem de işarette bulunmazlar.



Mâlikilere göre:

Teşehhud durumunda sol el serbest bırakılır ve işaret parmağı ile baş parmak dışında sağ el yumulur. Bu parmaklar da küçük parmak, onu tâkib eden parmak ve orta parmaktır. Bu parmakların baş kısmı baş parmağın dibindeki etli kısma bitiştirilip işaret parmağı ile onunla işaret ediliyormuşcasına uzatılır.
Teşehhudun başından sonuna kadar işaret parmağının vasat bir şekilde sağa sola hareket ettirilmesi mendubdur. Aşağı yukarı tarzında değil. (Bunun hikmeti ise parmak sinirlerinin kalbe bağlı oluşu ve parmağın hareket ettirilmesi ile kalbin uyarılması ve namaz hallerinin hatırlatılmasının sağlanmasıdır)

Bunun dayandığı delil Vail b. Hucr’un rivayet ettiği hadistir.
Vail, Peygamber (a.s.)'in namaz kılma şeklini anlatırken şöyle diyor:
"
Sonra oturup sol ayağını yere yatırdı ve sol elinin avuç kısmını uyluğu üzerine ve sol dizi üzerine koydu ve sağ dirseğini sağ uyluğunun hizasına getirdi. Sonra parmaklarından ikisini yumarak halka şeklinde yaptı, sonra parmağını kaldırdı ve bu parmağını hareket ettirdiğini gördüm, dua ediyordu."
Beyhaki şöyle dedi:

Hareket ettirmekten maksadının onunla işaret etmek olması muhtemeldir. Hareketinin tekrarlanması değil. Dolayısıyla bu şekilde İbni Zubeyr'in rivayeti ve Ahmed, Ebu Dâvud, Neseî ve İbni Hibban nezdindeki şu sözler arasında çelişki meydana gelmemektedir.
"Peygamber (a.s) işaret parmağı ile işaret eder, onu hareket ettirmez, gözü bu parmağından öteye geçmezdi."
(Şevkâni, Neylu'l-Evtâr, II, 283.
Bu hadisi Ahmed, Neseî, Ebu Dâvud, İbni Mace, İbni Huzeyme ve Beyhaki rivayet etmişlerdir. (a.g.e.) Beyhaki İbni Ömer'den zayıf bir hadis rivayet etmiştir
: "Namazda parmakları hareket ettirmek, şeytana korku vermektir."

(Ebul-Berakat Ahmed b. Muhammed b. Ahmed ed-Derdir, eş-Şerhu's-Sağir ala Akrabi'l-Mesalik ila Mezhebi'l-İmam Mâlik, I, 330)

Hem parmağın kaldırılacağını hem de sağa sola hareket ettirileceğini, çünkü bunun insana namazda olduğunu hatırlattığını söylerler. Bu Mâlikîlerin görüşüdür.


Şafiî ve Hanbelîlere göre:

Birinci ve ikinci teşehhudde otururken ellerin iki uyluk üzerine konulması sünnettir. Şâfiîlere göre, kişi sol elini açıp parmaklarını birbirine bitiştirir. Öyle ki, parmakların uçları diz kapakları ile eşit bir duruma gelmelidir, yine parmakların uç kısmı bütünü ile kıbleye karşı yöneltilmiş ve parmakların arası açık olmamalıdır. Çünkü parmakların arasını açık tutmak baş parmağın kıbleden çevrilmesine yol açar.
Şâfii'lere göre teşehhudde oturan kişi sağ elini sağ uyluğu üzerine kor ve elin küçük parmağı ile onun yanındakini ve orta parmağını yumar.
Hanbelî'lere göre ise, baş parmağını orta parmağı ile birlikte halka yapar.
Sonra işaret parmağı ile işaret ederek "İllAllah" sözünde parmağı kaldırır, fakat sağa sola hareket ettirmez. Birinci teşehhudden kalkılıncaya, son teşehhudde selâm verilinceye kadar indirilmez. Parmak işareti ile tevhid ve ihlâs niyeti edilir. Peygamber (a.s.) böyle yapmıştır.

Devamlı olarak da yukarıda İbni Zubeyr'in rivayetinde geçtiği üzere parmağına bakar. (es-Siracu'1-Vahhac Şerhim Ala Metni'l-Mincah: 48)

Abdullah ibni Zubeyr (r.anh)'dan rivâyetle;
Peygamber (a.s) işaret parmağı ile işaret eder, onu hareket ettirmez, gözü bu parmağından öteye geçmezdi."
(Şevkâni, Neylu'l-Evtâr, II, 283)

Şafiî ve Hanbelî'lerde azhar olan görüşe göre oturan kişi teşehhudde baş parmağını işaret parmağına bitiştirir.
Bunun şekli 53 rakamı gibi olur. Baş parmağı elinin altına avuç içine almak suretiyle bu rakam görünümü temin edilir. Eğer baş parmak ile işaret parmağını birlikte salıverirse yahud orta parmağın üzerinde ikisini yumarsa yahud başları ile ikisi arasında halka yaparsa yahud orta parmakların ucunu baş parmağına bağlarsa sünneti yerine getirmiş olur.
Çünkü bütün bunlarla ilgili hadisler gelmiştir. Fakat birincisi daha faziletlidir. Nitekim Şâfiilerde bu görüşü benimsemişlerdir. Çünkü râvileri daha fakih kimselerdir.

Şâfiî'ler ve Hanbelî'lerin bu meselede dayandıkları delil îbni Ömer'in rivayet ettiği hadistir:
"
Peygamber (a.s.) sağ elini sağ dizi üzerine koyup elli üç sayısı şeklinde parmaklarını yumdu ve işaret parmağı ile işarette bulundu."

(Bu hadisi Muslim rivayet etmiştir. Bu keyfiyetin elli üç olması bazı hesapçılara göredir. Çokları bu şekle 59 adını vermektedirler. Fakihler haberin lafzına dayanarak elli üç manasını tercih etmişlerdir.)

Parmakları hareket ettirmemesi gerektiğinin delili Abdullah b. Zubeyr'in rivayet ettiği şu hadistir:
"
Peygamber (a.s.) dua ettiği zaman parmağı ile işaret eder ve parmağını hareket ettirmezdi."

(Ahmed, Ebu Dâvud, Nesei ve îbni Mace rivayet etmişlerdir)

Sa'd b. Ebu Vakkas'ın rivayetinde ise şöyle buyurulmaktadır:
"
Ben parmaklarımla dua ederken, Peygamber (a.s.) bana uğradı, ve "ehad, ehad" diyerek işaret parmağı ile işarette bulundu."

(Bu hadisi Nesei rivayet etmiştir)
(Muğni'l-Muhtâc, 1.172 vd. Haşiyetu'l-Bacuri, 1,177, el-Muğnî, 1, 534.)


Namazda teşehhude oturulduğunda sol eli açık vaziyette, sağ eli de hadiste belirtilen 53 rakamının ifade eder şekilde diz üzerine koymak mustehabdır.
Hanbeliler bu konuda yukarıda naklettiğimiz iki hadîsi delil seçip istidlalde bulunmuşlardır. Şafii mezhebinde olduğu gibi, şehadet parmağını sadece kaldırmakla yetinir, başka bir hareket ettirmez.
[el-Muğnî, 1 / 534]

Teşehhudde her iki eli de açık bir vaziyette dizler üzerine koymakta bir sakınca olmadığı gibi, sağ eli 53 rakamını ifade eder şekle sokup koymak daha uygun olur. Medine halkının ameli de hep böyle olmuştur.
Ayrıca lafz-ı celâlin her geçişinde onun birliğine işaret için parmaklarını kaldırırlar uygulaması da mevcuddur.



Hanbelilerin başka bir görüşüne göre:

Teşehudde her ''Allah'' lafza celalinde işaret parmağı yukarı kaldırırlar, buna göre aşağıdaki renkli kelimelerde kaldırlar;

Ettehiyyatu lillahi vessalevatu vettayibatu esselemualeyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berakatuhu esselamu aleyna ve ala ibadillahis salihin Eşhedu ella ilahe illAllah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasuluh
Allahumme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin kema salleyte ala ibraahime ve ala ali ibrahime inneke hamidum mecid
Allahumme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin kema berakte ala ibraahime ve ala ali ibrahime inneke hamidum mecid.
Bundan sonra mêsur olan şekilde (Kuran, Sunnet, Sahabe veya Seleften) gelen, yada bu lafizlara benzeyen sekilde dua edilir mesala;
Allahumme innii euzu bike min azabi cehennem ve euzu bike min azabi'l-kabri ve euzu bike min fitneti'l-mesihi'd-deccal ve euzu bike min fitneti'l-mahya ve'l-memat.

Hanbeli mezhebinin bir görüşe göre de, Teşehuddun başından sonuna kadar parmak kaldırıır.

Sağ elin parmaklarının ne zaman yumulacağı hususuna gelince, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheblerine göre teşehhud'e oturulduğu zaman parmaklar yumulur. Yalnız şehadet parmağı salınır.
Hanefi mezhebinin muhtar kavline göre sağ avuç açık olarak sağ uyluk üzerine konulur. Şehadet' parmağı ile işaret edildiği zaman parmaklar yukarda anlatıldığı gibi yumulur ve tekrar açık tutulur.




Teşehhudde İşaret Parmağın Vâzifesi

Malikiler dediler ki:

Teşehhudde otururken sağ elin işaret parmağı ile baş parmağı dışındaki parmakları baş parmağın altında dürmek, işaret ve başparmağı serbest bırakmak, ayrıca işaret parmağım hafif bir hareket ile sağa ve sola devamlı olarak hareket ettirmek mendubdur.

Hanefiler dediler ki:
Sadece sağ elin işaret parmağıyla işaret edilir. Bu parmak kesik veya sakat olursa sağ veya sol elin diğer parmaklarından biriyle teşehhudun sonunda işaret vermek doğru olmaz. Teşehhudun sonunda Allah'tan başka ilahlar (tüm putlar, tağutlar) inkâr edilirken, yani “Lâ ilahe” denirken, işaret parmağı kaldırılır. “İllAllah” denirken de indirilir. Bu durumda parmağın kaldırılması inkâra, indirilmesi de isbâta işaret olur.

Hanbeliler dediler ki:
Sağ elin serçe, yüzük ve orta parmakları dürülerek başparmakla bitiştirilir. Teşehhud duası esnasında lafza-i celâl anılırken, işaret parmağıyla işaret edilir. Yalnız, işaret esnasında parmağın hareket ettirilmemesi gerekir.

Şafiiler dediler ki:
Teşehhud esnasında işaret parmağından başka diğer parmakların tümü yumulur. Kelime-i şehâdette derken bu parmakla işarette bulunulur. Parmak kaldırıldıktan sonra birinci teşehhudden ayağa kalkıncaya kadar, son teşehhudde de selâm verinceye kadar parmak aynı şekilde durdurulur. Bu parmak, sahibince de gözlenir. Parmakları dürerken başparmakları yana doğru yumup avuç kenarına koymak, diğer şekillerden daha faziletlidir.
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
TEŞEHHUD'DE ŞEHADET PARMAĞINI AŞAĞI YUKARI HAREKET ETTİRMEK


Ali İbnu Abdirrahman El-Muaviyyi, şöyle dedi:
Ben namaz içinde küçük çakıl taşları ile oynarken, Abdullah İbnu Umer (r.anhuma) bu hareketimi gördü. Namazdan çıkınca beni bu hareketimden menetti:
Rasûlullah (s.a.v.) namazda nasıl yapıyorduysa sende öyle yap dedi.
Rasûlullah (s.a.v.) nasıl yapardı? dedim.
Namazda (teşehhud için) oturduğunda sağ avucuna sağ uyluğu üzerine kordu. Muteakiben bütün parmaklarını yumarak baş parmağı takip eden parmak ile işaret ederdi. Sol avucunuda sol uyluğu üzerine koyardı.
(Bu hadisi Muslim (580) Ebu Davud (987) ve Nesei (3/36) rivayet etmişlerdir).


İbnu Umer (r.anhuma)'dan, (şöyle dedi )
Rasûlullah (s.a.v.) teşehhude oturduğu vakit, sol elini sol dizi üzerine ve sağ elini de sağ dizi üzerine koyar, elli üç akderek şehadet parmağı ile işaret ederdi.
(Bu hadisi Muslim (580) rivayet etmiştir).


Abdullah İbnu Zubeyr (r.anh) dan. (şöyle dedi )
Rasûlullah (s.a.v.) (namazda) oturduğu vakit teşehhud duasını okurdu. Oturuşunda sağ elini sağ uyluğu üzerine, sol elini sol uyluğu üzerine kordu. Ve şehadet parmağı ile işaret ederdi. Bunu yaparken de baş parmağını orta parmağı üzerine kordu. Sol elini de sol dizinin üzerine uzatırdı.
(Yani sol dizini sol avucu ile avuçlardı, sanki sol dizi sol avucunun bir lokması haline gelirdi.
(Bu hadisi Muslim (579) rivayet etmiştir.)


İbnu Umer (r.anhuma)'dan, (şöyle dedi)
Rasûlullah (s.a.v.) namazda (teşehhud için) oturduğunda (şehadet) parmağı ile kıbleye doğru işaret ederdi. Bakışlarını da ona (şehadet parmağına) dikerdi.
(Bu hadisi Ebu Avane (2/246) İbnu Huzeyme (719) veİbnu Hibban (1938) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)


Vail İbnu Hucr (r.anh)'dan, (şöyle dedi)
Rasûlullah (s.a.v.)'i (namazda teşehhud için oturduğunda) baş ve orta parmağım halka yapıp, şehadet parmağını kaldırıp (onunla) (Allah'ın birliğine şehadet ederek) dua ettiğini gördüm.
(Bu hadîsi Ebu Davud (957) İbnu Mace (912) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)


İŞARETTEN MAKSAD PARMAĞI HAREKET ETTİRMEKTİR

Vail ibnu Hucr (r.anh)'dan, şöyle dedi:
Rasûlullah (s.a.v.)'in nasıl namaz kıldığını görmek istedim. Ve (şöyle yaptığını) gördüm........... Sonra parmaklarından ikisini (yani baş parmak ile orta parmağı) halka yapıp (şehadet) parmağım kaldırdı ve hareket ettirerek onunla (Allah'ın birliğine şehadet ederek) dua ediyordu.
(Bu hadisi' Nesei (3/37) İbnu Huzeyme (714) İbnu Carud (208) ve Beyhaki (2/132) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)


Vail İbnu Hucr (r.anh)'dan, şöyle dedi:
(Yukarıdaki hadis gibi zikrettikten sonra şöyle devam etti.) Rasûlullah (s.a.v.)'i gördüm ki, (teşehhude oturduğu vakit şehadet parmağını) hareket ettirerek onunla dua ediyordu. Ve sonra, soğuk bir zamanda geldim. Herkesin üzerinde (kışlık) elbiseleri vardı. (Parmaklarını) elbiselerinin altından hareket ettirdiklerini gördüm.
(Bu hadisi Ahmed (4/318) ve ibnu carud (208) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)


Nafi'den, şöyle dedi:
Abdullah İbnu Umer (r.anhuma) namazda (teşehhud için) oturduğunda, ellerini dizlerinin üzerine koydu. (Şehadet) parmağı ile de işaret ederek bakışları da onu (yani parmağını) takib ediyordu. Ve sonra şöyle dedi:
Rasûlullah (s.a.v.) bu (yani parmak işareti) şeytana demir kamçıdan daha şiddetlidir" dedi.
(Bu hadisi Ahmed (2/119); Bezzar (5631); Ebû Cafer, “el-Emâli” adlı kitabında (60/1) el-Buhterî, “ed-Duâ” adlı kitabında (varak, 73/1) ve Taberani Kitabu 'd-Dua 'da (642) hasen bir senedle;
“es-Sünen” adlı kitabında (12/2) Abdulgani el-Makdisî hasen senedle ve yine “el-Musned” adlı kitabında (249/2) er-Ruyânî ve Beyhakî rivâyet etmiştir.)

Saad İbnu Ebi Vakkas (r.anh)'dan, şöyle dedi:
Ben, (teşehhudde) parmaklarımla dua (işaret) ederken yanımdan Rasûlullah (s.a.v.) geçti (benim bu hareketimi görünce) şehadet parmağını göstererek "Tekle tekle" dedi.
(Bu hadisi Ebu Davud (1499) Tirmizi (3557) ve Nesei (3/38) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)


Abdullah Ibnu Zubeyr (r.anh)'dan, şöyle dedi:
Rasûlullah (s.a.v.) (namazda) ilk ve son teşehhud için oturduğunda ellerini dizlerinin üzerine koyar ve sonra (şehadet) parmağı ile İşaret ederdi.
(Bu hadisi Beyhaki (2/132) ve Nesei sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)


****************************

Şâyet namaz iki rekâtli ise yani sabah, cuma ve bayram namazı gibi iki rekât olarak kılınıyor ise, ikinci secdeden başını kaldırdıktan sonra sağ ayağını dikip, sol ayağını yatırarak oturur.
Sağ elini şehadet parmağı dışında diğer bütün parmaklarını kapatarak sağ uyluğu üzerinde koyar. Şehadet parmağı ile tevhide işaret eder.
Şâyet elinin serçe parmağı ile yüzük parmağını kapatır, baş parmağı ile orta parmağını halka yaparak, şehadet parmağıyla işaret ederse bu da güzeldir.
Çünkü her iki şekil de Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'den sabit olmuştur. Efdal olan ise kimi zaman bunu, kimi zaman ötekisini yapmaktır. Sol elini sol baldırı üzerine parmakları açık ve bitişik uzunlamasına yerleştirir.
Sol eli ile diz kapağını tutar, sağ elini az önce parmaklar ile ilgili yapılan iki açıklama şeklinden birisi ile dizi üzerinde koyar. Çünkü sünnet bu şekilde de varid olmuştur.
Daha sonra bu oturuşta teşehhüd duasını okur ki o da şudur:
Bütün yüce övgüler, dualar, güzellikler Allah'ındır. Ey Peygamber selam sana! Allah'ın rahmeti ve bereketleri de (üzerine olsun). Selam bizlere ve Allah'ın salih kullarına. Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın kulu ve Rasûludur.

[Muslim, I, 302, H. no: 402]


Allah'ım, İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât (rahmet) eylediğin gibi, Muhammed'e ve Muhammed'in âline (ummetine) da salât (rahmet) eyle! Çünkü sen her hamde layık olansın, şanı pek yüce olansın. Allah'ım İbrahim'e ve İbrahim'in âline (ona iman edenlere) bereketler ihsan eylediğin gibi, Muhammed'e ve Muhammed'in âline (ummetine) de bereketler ihsan eyle. Şubhesiz ki sen her hamde layık olansın. Şanı pek yüce olansın."
[Muslim, I, 305, H. no: 406]


Dört husustan Allah'a sığınması sünnettir. Bunun için şöyle der:
"Allah'ım ben sana, cehennem azabından, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesih Deccal'in fitnesinden sığınırım."
Sonra dünya ve âhiret hayırlarından dilediği şekilde dua eder. Annesine, babasına ve onların dışındaki diğer müslümanlara dua etmesinde bir sakınca yoktur. Kıldığı namaz farz ya da nafile olsun farketmez. Arkasından sağına ve soluna "es-selamu aleykum ve rahmetullah... es-selamu aleykum ve rahmetullah" diyerek selam verir.
Bunları diliyle söylerken, kalbiyle de düşünür.


Dua esnasında teşehhud getirirken şehadet parmağı ile işaret eder. Dua ettikçe hareket ettirir. Bununla dua edilen yüce Allah'ın yüceliğine işaret eder.

Buna göre "et-tahiyyatu lillahi ve’s-salavatu ve’t-Tayyibât" derken işaret etmez. "es-Selamu aleyke eyyuhe'n-nebiyyu" derken işaret eder. "es-Selamu aleyna ve ala ibadillah’is-salihin” derken işaret eder. “Eşhehu enla ilahe illallah”ı okurken işaret etmez. Allahumme salli ala Muhammed..." okurken işaret eder. "Allahumme barik ala Muhammedin..." okurken işaret eder. "eûzu billahi min azabi cehennem" okurken işaret eder. "Ve min azabi'l-kabr" okurken işaret eder. "Ve min fitneti'l-mahya ve'l-memat" okurken işaret eder. "Ve min fitneti'l-Mesihi'd-Deccal" derken işaret eder.

Teşehhude dair birden çok şekli gösteren sahih hadisler vârid olmuştur. Bundan dolayı bizim sünnete uyarak, sünneti canlandırmak ve kalbin huzuru için kimi zaman bunu, kimi zaman ötekisini yapmamız gerekir.
TÜM DETAYLARIYLA NAMAZ : Prof. Dr. Abdullah b. Muhammed et-Tayyar, Çeviren M. Beşir ERYARSOY

*********************************************************************

Teşehhud Oturuşu

Peygamber (s.a.v.) ikinci rekâtı bitirdikten sonra teşehhud için otururdu. Kıldığı namaz, sabah namazı gibi iki rekâtlı bir namazsa, iki secde arasında oturduğu hâl üzere sağ ayağı dikip, sol ayağı da yatırarak üzerine otururdu.”
(Nesâî, (1/173), sahih senedle rivâyet etmiştir.
[Tirmizî, Salat 218 (292), c.1, s.212; Nesaî, İftitah 187 (1159), c.1-2, s.652-653; İbn Mâce, İkametu's-salât 22 (893), c.3, s.142; Ebû Dâvud, Salât 175-176, 176-177 (957,959, 967), c.3, s.505-506, 507, 513-514)

Aynı şekilde üç veya dört rekâtlı namazların da “birinci teşehhudunde bu şekilde otururdu.”
(Buhârî, Sıfatu's-salat 64 (95), c.2, s.816; Muslim, Salat 240 (498), c.3, s.1486; Ebû Dâvud, Salât 115-116 (731), c.3, s.123)
Namazını düzgün kılmayan kişiye bu şekilde yapmasını emretmiş ve ona şöyle demiştir:
Namazın ortasında oturduğun zaman eklemlerin sukûnet bulup yerine yerleşecek şekilde otur. Sol uyluğunu yatırarak üzerine otur, sonra teşehhudu oku.”
(Ebû Dâvud, Salât 143-144 (860), c.3, sf: 356)

Ebû Hurayra (r.anh) şöyle demiştir:
Dostum Muhammed, bana köpek oturuşu gibi oturmamı yasakladı.”
(Tayâlisî, Ahmed ve İbn Ebû Şeybe : Bu kitap, s.131, dipnot: 4. Bu oturma şekli hakkında Ebû Ubeyde ve başkaları şöyle demişlerdir:
“Bu, köpeğin yaptığı gibi, kalçalarını yere yapıştırıp, ayaklarını dikmek ve ellerini yere koymak sûretiyle oturmaktır.”
Ben diyorum ki: Bu, daha önce geçtiği üzere, iki secde arasında yapılan meşru oturma şeklinden farklıdır)

Başka bir hadiste ise şöyle gelmiştir:
Peygamber (s.a.v.), şeytan ökçesi oturuşunu yasakladı.”
[Muslim, Ebû Avâne ve başkaları rivâyet etmiştir. Hadis, “el-İrvâ”da (316) tahriç edilmiştir.]
Peygamber (s.a.v.) teşehhud için oturduğu zaman sağ avucunu sağ uyluğunun (bir rivayette: sağ dizinin) üstüne, sol avucunu da sol uyluğunun (bir rivayette: sol dizinin) üstüne koyar, [üstünde yayardı].”
(Muslim, Ebû Avâne.
Muslim, Mesâcid 115-116 (580), c.3, s.1685-1686; Nesaî, Sehv 32-33 (1266-1267), c. 3-4, s.55-56; Ebû Dâvud, Salât 180-181 (988), c.4, s.38-39)
Sağ dirseğinin iç kısmını (Bundan . Peygamber'in (s.a.v.), dirseğini yanından uzak tutmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim İbn kayyim de "Zâdu'l-meâd" adlı kitabında bunu bu şekilde açıklamıştır) sağ bacağının üzerine koyardı.”

(Ebû Davud ve Nesâî sahih senedle rivâyet etmiştir.
[Nesaî, İftitah 11 (889), c.1-2, s.531, Sehv 31, 34 (1265, 1268), c.3-4, s.34, 56; Ebû Dâvud, Salât 114-115, 175-176 (726, 957), c.3, s.114-115, 505-506)
“Namazda sol eli üzerine dayanarak oturan bir adamı bu şekilde oturmaktan men etmiş ve şöyle buyurmuştur:
Bu, yahudilerin namazıdır.”
[Beyhakî, Hâkim. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır. Bu ve bir sonraki hadis “el-İrvâ”da (380) tahriç edilmiştir.]
Başka bir rivayette:
Bu şekilde oturma; bu azab olunanların oturuşudur.”

(Ahmed ve Ebû Davud sahih senedle rivâyet etmiştir.
Ebû Dâvud, Salât 181-182 (994), c.4, sf: 45)
Diğer bir rivayette: “Bu, gazaba uğramış olanların oturuşudur.”
(Abdurrazzak rivâyet etmiştir. Abdulhak “el-Ahkâm” adlı kitabında (1284, tahkiki bana aittir) hadisin sahih olduğunu söylemiştir)
***********************************************************

Teşehhudde Parmağı Hareket Ettirmek

Peygamber (s.a.v.) sol elini sol dizinin üstüne yayar, sağ elinin parmaklarını kapatır, şehadet parmağıyla kıbleye doğru işaret eder ve gözünü ona dikerdi.”

(Muslim, Ebû Avâne, İbn Huzeyme. Humeydî “el-Musned” (1/131) adlı kitabında ve aynı şekilde Ebû Ya’la, sahih senedle İbn Ömer’den şu ziyadeyle rivâyet etmişlerdir:
“Bu şeytanın inlemesidir. Onun bu hâline aldanmayın.”
Humeydî de namazda parmağını hareket ettirirdi. O şöyle demiştir:
Muslim b. Ebû Meryem bana dedi ki:
Bana bir adam, Şam’da bir kilisede, namaz kılan peygamberlere ait resimler gördüğünü ve bu resimlerde de peygamberlerin parmaklarını bu şekilde tuttuklarını gördüğünü anlattı.”
Ben diyorum ki: Bu ilginç ve hoş bir nüktedir. Bu adama kadar senedi de sahihtir)
Peygamber (s.a.v.) parmağıyla işaret ederken baş parmağını orta parmağının üzerine koyar,” (Muslim, Mesâcid 113 (579), c.3, s.1686) bazenbu iki parmağını halka yapardı.
(Ebû Davud, Nesâî, İbnu’l-Cârûd “el-Muntekâ” (208), İbn Huzeyme (1/86/1-2) ve İbn Hibbân “es-Sahih” (485) adlı kitaplarında sahih senedle rivâyet etmişlerdir.)

İbnu’l-Mulakkin hadisin sahih olduğunu söylemiştir. Hadisin İbn Adiy’de de (1/287) bir şahidi vardır.
Osman b. Mukassim hadisin ravisi hakkında şöyle demiştir: “Zayıftır, hadisi yazılır.”
[Nesaî, İftitah, 11 (889), c.1-2, s.531, Sehv 31, 34 (1265, 1268), c.3-4, s.34, 56; Ebû Dâvud, Salât 114-115, 175-176 (726, 957), c.3, s.114-115, 505-506]


Parmağını kaldırınca hareket ettirerek, dua ederdi.”
(Ebû Davud, Nesâî, İbnu’l-Cârûd “el-Muntekâ” (208), İbn Huzeyme (1/86/1-2) ve İbn Hibbân “es-Sahih” (485) adlı kitaplarında sahih senedle rivâyet etmişlerdir. İbnu’l-Mulakkin hadisin sahih olduğunu söylemiştir. Hadisin İbn Adiy’de de (1/287) bir şahidi vardır.
Osman b. Mukassim hadisin ravisi hakkında şöyle demiştir: “Zayıftır, hadisi yazılır.”
Hadiste geçen “dua ederdi” sözü hakkında İmam Tahâvî şu açıklamayı yapmıştır:
“Bu ifade, parmağı hareket ettirmenin namazın sonunda yapıldığını göstermektedir.”
Ben diyorum ki: "Bu hadis, namazda işaret ve parmağı hareket ettirmeyi, selâm verene kadar sürdürmenin sünnet olduğunu göstermektedir; çünkü dua selâmdan öncedir."
Bu Malik ve başkalarının görüşüdür.
İmam Ahmed’e: “Kişi namazda parmağıyla işaret eder mi?” diye soruldu, o kuvvetli bir vurguyla şöyle dedi:
Evet.”
İbn Hânî de “el-Mesail” adlı kitabında (s.80) İmam Ahmed’den nakletmiştir.
Ben diyorum ki: Buradan, teşehhudde parmağı hareket ettirmenin, Peygamber (s.a.v.)’den gelen bir sünnet olduğu anlaşılmaktadır. İmam Ahmed ve başka hadis bilginleri bu sünnetle amel etmişlerdir. Bu sebeple bu hareketin abes ve namaza yakışmayan bir davranış olduğunu ileri süren bazıları, Allah’tan korksunlar. Onlar bunun Peygamber’den (s.a.v.) gelen bir sünnet olduğunu bilmelerine rağmen, bu mantığa dayanarak namazda parmaklarını hareket ettirmemektedirler. Bununla birlikte Arap dili kurallarına ve hadis bilginlerinin hadisi anlama metodlarına aykırı bir şekilde hadisi tevil ederlerken bu tevilde de oldukça zorlanmaktadırlar.
Tuhaf olan şudur ki, onlardan bazıları İmamın yanıldığını söylemek, onu kötülemeye ve saygısızlığa yol açar.” diyerek, başka konularda, tâbi olduğu imamı, görüşü sünnete ters düşse de savunuyor. Sonra bu sözlerini unutup, Peygamber’den gelen bu sünneti inkâr ediyor ve onunla amel edenlerle alay ediyorlar. Yaptıkları bu alaylarının, bâtıl yollarla savundukları imamları da içine aldığını farkındalar veya değiller. Onlar burada sünnetle amel etmişlerdir! Hatta onların bu alayları, Peygamber’in (s.a.v.) şahsını içine almaktadır. Çünkü sünneti bize getiren odur. Sünnetle alay etmek, Peygamber’in şahsıyla alay etmek demektir. “Sizden böyle davrananların cezası dünya hayatında ancak…” (Bakara, 85)
İşaretten sonra parmağı indirmek veya bu hareketi “lâ ilâhe illallah” sözüyle sınırlandırmak, sünnette aslı olmayan bir uygulama hatta bu hadisin delâletine göre; sünnete aykırı ve ters düşen bir davranıştır.
Peygamber (s.a.v.) namazda parmağını hareket ettirmezdi.” Hadisine gelince; “Daîfu Ebî Davud”da adlı kitapta (175) açıkladığım üzere; bu hadisin senedi sabit değildir. Senedi sabit olsa bile hadis olumsuz bir mânayı göstermektedir.
Halbuki babın hadisi olumlu bir mânayı gösteriyor. Âlimler tarafından bilindiği üzere olumlu mâna, olumsuz mânaya tercih edilir. Bu sebeble bu hadis, namazda parmağın hareket ettirilmeyeceğini iddia edenlere delil olamaz.
[Nesaî, İftitah 11 (889), c.1-2, s.531, Sehv 34 (1268), c. 3-4, s.56; İbn Mâce, İkametu's-salât 27 (911, 913), c.3, s.180-181; Ebû Dâvud, Salât 114-115, 175-176 (726, 957), c.3, s.114-115, 505-506]


Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
Kesinlikle bu, şeytana demirden daha ağır gelir.”

(Ahmed, Bezzâr, Ebû Cafer, “el-Emâli” adlı kitabında (60/1) el-Buhterî, “ed-Duâ” adlı kitabında (varak, 73/1) Taberânî, “es-Sunen” adlı kitabında (12/2) Abdulgani el-Makdisî hasen senedle ve yine “el-Musned” adlı kitabında (249/2) er-Ruyânî ve Beyhakî rivâyet etmiştir)

Peygamber (s.a.v.) “bu” sözüyle şehadet parmağını kastediyordu.
Peygamber’in ashabı da birbirlerine bu konuda (yani dua ederken parmakla işaret etme konusunda) serzenişte bulunurlardı.”
(İbn Ebû Şeybe (2/123/2) hasen senedle rivâyet etmiştir)


Peygamber (s.a.v.) her iki teşehhudde de bu şekilde yapardı.”
(Nesâî ve Beyhakî sahih senedle rivâyet etmiştir.

Nesaî, İftitah 189 (1161), c.1-2, s.654)


“Peygamber (s.a.v.) bir adamın iki parmağıyla işaret ederek dua ettiğini görünce:
Tekle, tekle!” buyurdu [ve
şehadet parmağını gösterdi].”
(İbn Ebû Şeybe (12/40/1 ve 2/123/2) ve Nesâî rivâyet etmiştir. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır. İbn Ebû Şeybe’nin kitabında hadisin şahidi vardır.

[Nesaî, Sehv 37 (1272-1273), c. 3-4, s.58]

SON TEŞEHHUD

“Peygamber (s.a.v.) 4. rekâtı tamamladıktan sonra son teşehhude otururdu.
Bu teşehhudde, birinci teşehhudde yapılmasını emrettiği şeyleri emreder, kendisi de birinci teşehhudde yaptıklarının aynısını yapardı. Ancak bu teşehhudde “
teverruk üzere otururdu.”
(Buhârî rivâyet etmiştir. Sabah namazı gibi iki rekâtlı namazlarda sünnet olan, daha önce geçtiği üzere (s. 156) ayakları yere yayarak oturmaktır.

Bu açıklamayı, İbn Hânî el-Mesâil” adlı kitabında (s.79) İmam Ahmed’den nakletmiştir.
[Buhârî, Sıfatu's-salat 64 (95), c.2, s.816; Tirmizî, Salat 225 (303), c.1, s.220, Sehv 29 (1262), c.3, s.53; İbn Mâce, İkametu's-salât 72 (1061), c.3, s.372; Ebû Dâvud, Salât 115-116 (730, 731), c.3, s.119-120, 123]

Yani sol kalçasını yere yayar, iki ayağını da bir taraftan çıkarırdı.”
(Ebû Davud ve Beyhakî sahih senedle rivâyet etmiştir.

Ebû Dâvud, Salât 115-116 (731), c.3, s.123)

Sol ayağını, uyluğu ile baldırın altına alır
(Muslim, Ebû Avâne.

Muslim, Mesâcid 112 (579), c.3, s.1685-1686; Ebû Dâvud, Salât 180-181 (988), c.4, s.38-39)
, “sağ ayağını diker"
(
Buhârî, Sıfatu's-salat 64 (95), c.2, s.816)
, bazen de “yayardı.”
(Muslim, Ebû Avâne.

Muslim, Mesâcid 112 (579), c.3, s.1685-1686; Ebû Dâvud, Salât 180-181 (988), c.4, s.38-39)
Sol avucunu dizinin üzerine serbestçe bırakır ve dizi üzerine dayanırdı.”
(Muslim, Ebû Avâne.

Muslim, Mesâcid 114 (579), c.3, s.1686; Nesaî, Sehv 35 (1270), c. 3-4, s.57)


Peygamber (s.a.v.) birinci teşehhudde olduğu gibi bu teşehhudde de kendisine salâvat getirilmesini sünnet olarak meşru kılmıştır. Peygamber’e (s.a.v.) hangi lafızarla salâvat getirileceği konusu daha önce geçmişti.


Muhammed Nâsıruddin el-Elbânî: Hadislerle PEYGAMBER’İN NAMAZ KILMA ŞEKLİ : BEKA YAYINLARI

***************************************************

11. Parmagi Hareket Ettirmek

Nâfi'den rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

(( كَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ إِذَا جَلَسَ فِي الصَّلَاةِ وَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَأَشَارَ بِإِصْبَعِهِ وَأَتْبَعَهَا بَصَرَهُ، ثُمَّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَهِيَ أَشَدُّ عَلَى الشَّيْطَانِ مِنَ الْحَدِيدِ يَعْنِي السَّبَّابَةَ.))
[ رواه أحمد وحسنه الألباني في صفة صلاة النبي صلى الله عليه وسلم ]
"Abdullah b. Ömer (r.anhuma) namazda (teşehhud için) oturduğu zaman ellerini dizlerinin üzerine koyar, (şehâdet) parmağı ile de işâret ederek bakışlarını ona (parmağına) dikerdi. Sonra şöyle dedi:
Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: 'Bu (parmak işareti), şeytana demir kamçıdan daha şiddetlidir'."
(Ahmed; hadis no: 5964.
Elbânî, "Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Namaz Kılış Şekli", s: 159'da adlı kitabında hadisin hasen olduğunu belirtmiştir.)


Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem soyle buyurdu:
لَهِيَ أَشَدُّ عَلَى الشَّيْطَانِ مِنَ الْحَدِيدِ يَعْنِي السَّبَّابَةَ
"Lehiye eşedduu aleyhi'ş şeytaani mine'l hadiid"
Bu sekilde parmagi hareket ettirmek seytana demirden daha şiddetlidir.”
(Ahmed, Musned 2/119 Hadis hasendir, Fethu'r Rabbani 4/15)
Namazda Huşuya Götüren 33 Etken; M. Salih El-Muneccid. Polen yayınevi sayfa 41-42

upload_2014-11-3_22-41-51.jpeg
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
HADİSLERLE TEŞEHHUDDE PARMAĞIN HALİ

SUNEN-İ NESAİ

5- NAMAZ BÖLÜMLERİ
13- KİTABU’S SEHV (NAMAZDA YANILMA)

33- ŞEHADET PARMAĞI DIŞINDAKİ PARMAKLARI YUMMAK

1250- Ali b. Abdurrahman (r.anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:
İbn Ömer beni namazda taşlarla oynarken gördü. Namazı bitirince beni taşlarla oynamaktan sakındırdı ve Rasûlullah (s.a.v)’in yaptığı gibi yap dedi.
Ben de; “Rasûlullah (s.a.v) nasıl yapardı” dedim.
O da şöyle dedi: “Namazda oturduğunda sağ elini sağ dizine koyar tüm parmaklarını yumar ve şehadet parmağı ile işaret ederdi, sol elini de sol dizi üzerine koyardı.
(Ebû Davud, Salat: 186; Muslim, Mesacid: 21)

34- SAĞ ELİN PARMAKLARI OTURUŞTA NASIL YAPILIR?

1251- Vail b. Hucr (r.anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’in nasıl namaz kıldığına mutlaka dikkatlice bakacağım dedim. Baktım ve şöylece tarif ediyorum:
Oturdu, sol ayağını altına yatırdı, sol elini sol uyluğuna ve sol dizi üzerine koydu. Sağ dirseğini sağ uyluğundan ayırarak son iki parmağını bitiştirip diğer ikisini de halka gibi yaptı. Şehadet parmağını da yaptığı dua anında hareket ettiriyordu.”
(Ebû Davud, Salat: 180; Muslim, Mesacid: 21)

35- OTURUŞTA SAĞ EL VE SOL EL NASIL KONULUR?

1252- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre:
Rasûlullah (s.a.v) namazda tahiyyat için oturunca ellerini dizi üzerine koyar şehadet parmağını kaldırır ve onu hareket ettirerek dua ederdi. Sol elini ve parmaklarını ise sol dizi üzerinde serbest bırakırdı.”
(Muslim, Mesacid: 21; Dârimi, Salat: 83)

1253- Abdullah b. Zubeyr (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) tahiyyatta dua ederken şehadet parmağını kaldırır fakat hareket ettirmezdi. İbn Cureyc diyor ki:
Amr’ın şöyle bir ilavesi vardır. Amir b. Abdullah b. Zubeyr’in babasından aktardığı bir hadiste şöyle denilmektedir. Bizzat kendisi Rasûlullah (s.a.v)’i bu şekilde dua ederken görmüş, sol elini sol uyluğu üzerine koyarak parmaklarını da serbest bırakmıştır.
(Muslim, Mesacid: 21; Dârimi, Salat: 83)

36- TEŞEHHUDDE ŞEHADET PARMAĞI İLE İŞARET EDİLİR Mİ?

1254- Malik b. Numeyr el Huzai (r.a) babasından aktararak şöyle diyor:
Rasûlullah (s.a.v)’i namazda oturuş halindeyken sağ elini sağ uyluğu üzerine koyarak şehadet parmağı ile işaret ettiğini gördüm.
(Muslim, Mesacid: 21; İbn Mâce, İkametu’s Salat: 27)

37- TAHİYYATTA İKİ PARMAKLA İŞARET EDİLMEZ

1255- Ebu Hurayra (r.anh)’den rivâyete göre, bir adam namazın oturuşunda iki parmağını birden kaldırarak dua ediyordu. Rasûlullah (s.a.v): “Birini, birini” buyurdu.
(Muslim, Mesacid: 21; Müsned: 9070)

1256- Sa’d (r.anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:
Ben namazda iki parmağımı birden kaldırıp dua ederken Rasûlullah (s.a.v) bana uğradı ve şehadet parmağını göstererek “birini, birini,” buyurdu.
(Ebû Davud, Salat: 358)

38- ŞEHADET PARMAĞINI HAFİFÇE EĞMEK

1257- Basralı Malik b. Numeyr el Huzaî (r.a), babasından aktarıyor:
“Rasûlullah (s.a.v)’i namazda otururken gördüm, sağ elini sağ uyluğu üzerine koymuş, şehadet parmağını biraz eğerek kaldırmış ve dua ediyordu.”
(Tirmizî, Salat: 220; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 27)

39- TAHİYYATTA DUA EDERKEN GÖZLER NEREYE BAKMALI?

1258- Abdullah b. Zubeyr (r.a), babasından aktararak şöyle diyor:
“Rasûlullah (s.a.v) teşehhude otururken sol elini sol uyluğu üzerine koyar, sağ elinin şehadet parmağını kaldırarak gözünü ondan ayırmazdı.”
(İbn Mâce, İkametu’s Salat: 27; Muslim, Mesacid: 21)

40- TAHİYYATTA GÖZLER SEMAYA DİKİLMEMELİ

1259- Ebu Hurayra (r.anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
Onlar tahiyyatta dua okurken ya gözlerini semaya kaldırmaya son verirler veya gözlerinden olurlar.”
(Muslim, Salat: 26; Ebû Davud, Salat: 167)

41- TEŞEHHUDDE OKUNACAK DUA

1260- İbn Mes’ud (r.anhuma)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Teşehhudde okunacak dua farz olmadan önce bizler: “Esselâmu alallah, esselâmu ala Cibrîl ve Mikail” derdik. Rasûlullah (s.a.v):
Böyle söylemeyin çünkü Allah, kendisi selâmdır. Fakat şöyle söyleyin. (Tahiyyat duası) Dilimizle vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti Senin üzerine olsun. Yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahidlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahidlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve Peygamberidir.”
(Ebû Davud, Salat: 182; Muslim, Salat: 16)

42- KUR’AN ÖĞRETİR GİBİ NE ÖĞRETİLMİŞTİ?

1261- İbn Abbas (r.anhuma)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:
Rasûlullah (s.a.v) bize Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi teşehhudde okuyacağımız duayı öğretirdi.
(Ebû Davud, Salat: 182; Muslim, Salat: 16)

43- TEŞEHHUDDE NE OKUNUR?

1262- Abdullah (r.anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
Aziz ve Celil olan Allah kendisi selâmdır. Namazda oturduğunuzda şöyle deyin. (Tahiyyat duası) Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur, tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti senin üzerine olsun yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahidlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur, yine kabul eder ve şahidlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve peygamberidir.” Sonra dilediğini okuyabilir.”
(Ebû Davud, Salat: 182; Muslim, Salat: 16)

44- TEŞEHHUDDE OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

1263- Hıttan b. Abdullah (r.anh)’tan rivâyete göre, Eş’arî şöyle demiştir:
Rasûlullah (s.a.v) bize bir hutbe yaptı, nasıl hareket edeceğimizi öğretti ve nasıl namaz kılacağımızı da bildirerek şöyle dedi:
Namaza kalktığınızda saflarınızı sık ve düzgün tutunuz. Biriniz size imam olsun, o tekbir aldığında siz de tekbir alın, o “Veladdallîn” deyince sizlerde “Âmin” deyin ki Allah dualarınızı kabul etsin.
İmam tekbir alıp rukû’a varınca siz de tekbir alıp rukû’ yapınız, imam sizden önce rukû’ yapar ve sizden önce rükû’dan başını kaldırır
.”
Rasûlullah (s.a.v) şöyle devam etti:
Diğer rekatlarda da durum aynıdır. İmam “Semiallahu limen hamideh” dediği zaman sizler “Allahumme Rabbena lakel hamd” deyin çünkü Aziz ve Celil olan Allah, Peygamberinin diliyle “Semiallahu limen hamideh” demiştir.
İmam tekbir alıp secde ettiğinde sizde tekbir alıp secdeye varın. İmam sizden önce secdeye varır sizden önce secdeden kalkar.”

Peygamber (s.a.v): “Diğer rekatlardaki yapılacak işler aynen böylecedir. Tahiyyata oturduğunuzda söyleyeceğiniz söz şöyle olmalı: (Tahiyyat duası)Dilimizle, vücüdumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur, tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti Senin üzerine olsun yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahidlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahidlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve peygamberidir.”
(Muslim, Salat: 16; Ebû Davud, Salat: 182)

45- DEĞİŞİK BİR TEŞEHHUD DUASI

1264- Câbir b. Abdullah (r.anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:
Rasûlullah (s.a.v) bize tahiyyatta okuyacağımız duaları Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi öğretirdi:
“Allah’ın adıyla, Allah için diyerek; (Tahiyyat duası) “Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur, tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti Senin üzerine olsun yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahidlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve Peygamberidir.”
Allah’tan Cenneti isterim, ateşinden, Cehenneminden de Allah’a sığınırım.
(Muslim, Salat: 16; Ebû Davud, Salat: 182)

SUNEN-İ NESAİ: - 5- NAMAZ BÖLÜMLERİ ; 13- KİTABU’S SEHV (NAMAZDA YANILMA) :Abdullah Parlıyan - Konya Yayıncılık

--------------------------------------------------------------

SUNEN-İ TİRMİZİ
Bölüm: 219
Ø NAMAZLARDA OTURUŞ NASIL OLMALIDIR?

293- Sehl b. Sa’d es Saidî (r.a.)’in bize aktardığına göre, şöyle demiştir:
Ebû Humeyd, Ebû Useyd, Sehl b. Sa’d ve Muhammed b. Mesleme bir araya gelerek Rasûlullah (s.a.v.)’in nasıl namaz kıldığını müzakere etmeye başladılar ve Ebû Humeyd dedi ki:
“Peygamber (s.a.v.) namazda oturduğu zaman sol ayağını yayar sağ ayağının üst tarafını kıbleye doğru çevirir ellerini dizleri üzerine koyar şehâdet parmağı ile işaret ederdi.”
(Nesâî, İftitah: 186; İbn Mâce, İkame: 22)

žTirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Bazı ilim adamlarının görüşü böyledir. Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardan olup, “Ebû Humeyd’in hadisine dayanarak; ilk oturuşta sağ ayağını dikerek sol ayağının üzerine; ikinci oturuşta ise ayakları sağa çıkararak kalçalar üzerine oturulmalıdır” demektedirler.

Bölüm: 220
NAMAZIN OTURUŞUNDA PARMAKLA NASIL İŞARET EDİLİR?
294- İbn Ömer (r.a.)’den rivâyet edilmiştir:
“Peygamber (s.a.v.) namazın teşehhudunde oturduğunda ellerini dizleri üzerine koyar sağ elinin başparmağından sonra gelen parmağıyla işaret ederek dua ederdi.”
(Dârimî, Salat: 83; Nesâî, İftitah: 189)

ž Bu konuda Abdullah b. Zubeyr, Numeyr el Huzaî, Ebû Hureyra, Ebû Humeyd ve Vâil b. Hucr’dan da hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: İbn Ömer’in hadisi hasen garib olub bu şekliyle Ubeydullah b. Ömer rivâyetiyle biliyoruz. Sahabe ve tabiinden bir kısım ilim adamları bu hadise göre amel etmekte olup teşehhutte parmak kaldırmayı tercih etmişlerdir.
Hadisçilerde aynı görüştedirler.

SUNEN-İ TİRMİZİ : Namaz Bölümü ; :Abdullah Parlıyan - Konya Yayıncılık

------------------------------------------------------------------------

MUVATTA

12. Namazda Tahiyyata Oturulunca Yapılacak İşlem
48. Abdurrahman oğlu Ali el-Muâvî der ki:
Namazda çakıl taşlarıyla oynuyordum. Bunu gören Abdullah b. Ömer (r.anhuma):
«— (Namazda) Rasûlullah'ın yaptığı gibi yap,» dedi.
«— Rasûlullah (s.a.v.) nasıl yapardı?» dedim
«— Rasûlullah namazda tahiyyata oturunca, sağ elini sağ uyluğunun üzerine koyar, parmaklarım yumar, şehadet parmağı ile işaret eder.
(Bâcî der ki: Tahiyyatta şehadet parmağıyla işaret, vesvese veren şeytana firsat vermemek, namazda huzuru sağlamaktır. Bazıları da: Burada işaretin manası, Tevhiddir.» derler)

Sol elini de sol uyluğunun üzerine koyardı,» dedi.
[Muslim, Mesâcid, 5/116. - Şeybanî, 144]

MUVATTA : 3- NAMAZ KİTABI; 12. Namazda Tahiyyata Oturulunca Yapılacak İşlem


------------------------------------------------------------

SUNEN-İ DARİMİ

3. CİLT

83.BÂB—TEŞEHHUDDE İŞARET ETMEK

1344. Bize Ebu'l-Velîd et-Tayâlisî haber verip (dedi ki), bize İbn Uyeyne, İbn Aclân'dan, (O) Amir b. Abdillah İbni'z-Zubeyr'den, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi:
Ben Peygamberi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda şöyle dua ederken gördüm(201) (Ebu'l-Velîd dedi ki):
İbni Uyeyne ("şöyle" derken) parmağı ile işaret etmişti. (Darimi de dedi ki): Ebu'l-Velîd ise ("şöyle" derken) şehâdet parmağı ile işaret etti.

1345. Bize Suleyman b. Harb haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme, Eyyûb'dan, (O) Nâfi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazın sonunda oturduğu zaman sol elini sol dizinin üstüne kor, sağ elini sağ dizinin üstüne kor ve parmağını (yukarı) dikerdi.

SUNEN-İ DARİMİ 3. CİLT 83.BÂB—TEŞEHHUDDE İŞARET ETMEK Ebu Muhammed Abdullah b.Abdurrahman ed-Darimi , Tercume, Şerh ve Tahkik: doç.Dr.Abdullah AYDINLI - MADVE - YAYINLARI

--------------------------------------------------------

EBU DAVUD

180 - 181. Teşehhudde (Parmakla) İşaret Etmek

987. ...Ali b. Abdurrahman el-Muâvf den; demiştir ki:
Abdullah b. Ömer (r.anhuma) beni namazda çakıl taşlan ile oynarken gördü. Namazım bitince bundan nehyedip;
Rasûlullahın yaptığı gibi yap, dedi.
Rasûlullah nasıl yapardı? dedim.
Namazda oturduğu zaman sağ elini sağ uyluğunun üzerine koyar, bütün parmaklarını yumar ve işaret parmağı ile işaret ederdi. Sol elini de sol uyluğu üzerine koyardı, karşılığını verdi

(Muslim, mesâcid 116; Nesâî, sehv 33; Muvatta', nida 48; Ahmed b. Hanbel, II, 65.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/37)
Açıklama
Hadis-i şerif, teşehhudde işaret parmağını kaldırmanın meşru olduğuna delildir. Bütün mezheb imamları ve onların ilk arkadaşları, bunun sünnet olduğunda ittifak halindedirler.
Ancak sonraki âlimlerden bazıları, değişik mulâhazalarla görüş değiştirmişlerdir. Bunun terkinin daha efdal olduğunu savunmuşlardır. Bu görüşte olanların bazıları parmak kaldırılmamalı derken bunu âdet haline getiren Râfizîlere muhalefet esprisini esas almışlar, bazıları da hiçbir ihtiyaç yokken parmağı fazlaca kaldırmanın luzumsuz olduğunu söylemişlerdir. Fakat bu düşüncelerin her ikisi de zayıftır. Çünkü biz, Rafizîlerin yaptıkları bütün hareketlen terk etmekle memur değiliz. Biz ancak onların bid'atlerine karşı çıkmakla mükellefiz. Meselâ onlar sağ elleri ile yemek yiyorlar diye biz sol elle yiyecek değiliz.
İkincisine gelince, Rasûlullah'ın yaptığı bir hareket lüzumsuz ve fazladan olamaz. Onun için teşehhudde parmak kaldırmayı meşru görmeyenlerin fikirlerini hesaba katmadan "bunun sünnet olduğunda icma var" denilmiştir.
Âlimler bu işaretin nasıl olacağında ihtilâf etmişlerdir.


Bazıları hem parmağın kaldırılacağını hem de sağa sola hareket ettirileceğini, çünkü bunun insana namazda olduğunu hatırlattığını söylerler. (Bu Mâlikîlerin görüşüdür)

Şâfiîlere göre teşehhud okunurken "illallah..." denilince parmak kaldırılır ve hareket ettirilemez. Bu hal, ilk ka'de'de teşehhud bitinceye kadar son ka'dede de selâm verilinceye kadar devam eder.

Hanefîlerde bir kavle göre diğer parmaklar hiç bükülmeden "lâ ilahe" derken sağ elin işaret parmağı kaldırılır, "illallah" derken indirilir. Ama esah olana göre orta parmakla baş parmak halka yapılır diğerleri yumulur.

Hanbelîler ise, lafz-ı celâlin her geçişinde onun birliğine işaret için parmaklarını kaldırırlar.

Sağ eli kesik olan bir kimseden bu sünnet düşer, sol elle işaret yapılmaz.

(Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/37-38)

Bazı Hükümler
1. Teşehhudde elleri uyluklar üzerine koymak müstehabtır.
2. Teşehhudde sağ elin işaret parmağını kaldırmak sünnettir.

(Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/38)

988. ...Abdullah b. ez-Zubeyr (r.anh)'den; demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) namazda oturduğu zaman sol ayağını sağ bacağının altına koyar, sağ ayağını da yere yayardı. Sol elini sol dizinin üstüne, sağ elini de sağ uyluğu üstüne koyar ve parmağı ile işaret ederdi. (Affân der ki: Abdulvâhid bunu bize gösterir ve şehâdet parmağı ile işaret ederdi.)

(Muslim, mesâcid 112.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/38-39)

Açıklama
İlk bakışta bu rivayetle 176. babtaki hadisler arasında bir zıtlık göze çarpmaktadır.Çünkü o hadislerde Rasûlullah'ın sağ ayağını dikip, sol ayağını yaydığı bildirildiği halde, bu rivayette tam aksi ifâde edilmektedir. Bu yüzden İbn Reslân bu rivayetteki "sağ ayağını yayar" sö*zünün bir çok fakihe müşkil geldiğini söylemiş, Ebû Muhammed de; "doğ*rusu sol ayağını yaydı şeklinde olmalıdır" demiştir.
Kurtubî ise, rivayeti zahiri üzere almanın doğru olacağını, Rasûlullah'ın bunu bir özründen dolayı ya da her iki oturuş şeklinin de caiz olduğunu göstermek için yapmış olacağını söyler. İsabetli olan görüş, Kurtubî'nin dediği olmalıdır.
(Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/39)


Bazı Hükümler
1. Namazda sol ayağı sağ bacak altına koyup sağ ayağı yere yayarak oturmak da caizdir. Ancak bu şekil, Efendimizin nadiren yaptığıdır.
2. Sol eli sol dizin üzerine koymak meşrudur.
(Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/39)

989. ...Abdullah b. ez-Zubeyr (r.anh)'den rivayet edildiğine göre: Peygamber (ka'dede) duâ ettiği zaman parmağı ile işaret eder onu hareket ettirmezdi.
İbn Cureyc dedi ki: Amr b. Dinar şunu da ilave etti:
"Âmir'in babası (Abdullah b. ez-Zubeyr)'den rivayet ettiğine göre, o (Abdullah) Rasûlullah (s.a.v.)'i böylece (hareket ettirmeden) işaret ederken ve sol kolu sol uyluğunun üzerine yüklenirken gördü. "

[Nesâî, sehv 35.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/39-40.]


Açıklama
Bu hadis-i şerif, Peygamber'in ka'dede duâ ederken parmağını kaldırdığını bildirmektedir. Bu duâ "et-
tehiyyâtu, ya da onun içindeki "eşhedu en lâ ilahe illallah" kelimesidir.
Bu rivayette, Rasûlullah'ın parmağını hareket ettirmediğinin serahaten bildirilmesi, işaret ederken parmağın hareket ettirilmeyeceğini söyleyen Hanefî ve Şâfiîlerin delillerindendir.
Bu görüşte olanlar Beyhakî'nin, Rasûlullah'ın parmağını hareket ettirdiğine dair olan rivâyetindeki hareketi işarete hamletmişler, hareketin tekrarına delâlet olmadığını söylemişlerdir.
Bazı Hanefîler, parmağı 'iâ ilahe" derken kaldırılıp, "illallah" derken indirmenin bir nevi hareket olduğunu söyleyerek kendilerini aynı zamanda bu hadisle de amel etmiş sayarlar.
İşaret ederken parmağın sağa-sola hareket ettirileceğini söyleyen Mâlikîlere göre ise, üzerinde durduğumuz hadisin, hareketin daima vâcib olmayıp hareket ettirmemenin de caiz olduğuna işaret etmek için vârid olduğunu söylerler.
İşaretin ne zaman yapılacağı ve bu konudaki ihtilâflar, bu babın ilk hadisinin izahında açıklanmıştır. Parmakların ne zaman yumulacağı konusu da ihtilaflıdır.
Şafiî, Hanbelî ve Mâlikilere göre teşehhud için oturulduğunda parmaklar yumulur, Hanefî mezhebindeki muteber görüşe göre oturulunca önce parmaklar uyluk üzerine düz olarak konulur, şehâdet parmağı kaldırılacağı zaman diğer parmaklar da yumulur.

Hadisin sonunda İbn Cureyc'in sözünün nakledilmesinin sebebi Ibn Cureyc'in bu hadisi iki ayrı râviden naklettiğine işarettir. Yani İbn Cureyc bu hadisi hem Ziyâd'dan baştaki metinle; hem de Amr b. Dinar'dan sonraki ilâve ile rivayet etmiştir.
Peygamber'in sol eli ile sol uyluğu üzerine yüklenmesinden maksad, elini uyluğu üzerine yayar bir vaziyette koyduğuna işarettir.

(Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/40-41)

Bazı Hükümler
1. Teşehhudde sağ elin işaret parmağını kaldırmak sünnettir. Fakat baş parmak hareket ettirilmez.
2. Ka'de esnasında sol kol, sol uyluk üzerine yapışırcasına konulur.

(Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/41)


Muhammed b. Beşşâr, Yahya'dan, Yahya İbn Aclân'dan, İbn Aclân, Âmir b. Abdullah b. ez-Zubeyr’den o da babasından bir önceki hadisi rivayet etmişlerdir. Yahya bu (rivayetinde) İbnu'z-Zubeyr'in:
"Rasûlullahın gözü işaretinden ayrılmazdı" dediğini de söyler.
Ancak Haccâc'ın (bundan önceki) hadisi, (Yahya'nın bu hadisinden) daha tamdır.

(Ebu Davud, Salah, Bab 180 -181, Hadis no: 990; Nesâî, sehv 39; Ahmed b. Hanbel, IV, 3, 60)

Açıklama
Bu hadisi şerifte, namaz kılan kimsenin teşehhud esnasında işaret ettiği parmağa bakmasının mustehab olduğuna delâlet vardır. Ancak bu konu mezhebler arasında ihtilaflıdır.

Malikîlere göre namazda devamlı olarak kıbleye bakılır. İbn Ruşd, İmam Mâlik'in mezhebinin bu olduğunu söyler.

Şafiî ve Hanbelîlere göre, secde mahalline bakılır. Ancak Şafiîler teşehhud hâlini bundan istisna etmişler ve bu hadiste işaret edildiği gibi, teşehhud esnasında işaret edilen parmağa bakılması gerektiğini söylemişlerdir.

Hanefî mezhebinde, namazdaki hareketin değişmesi ile bakılacak yer de değişir.
Kıyamda iken secde edilecek yere, ruku'da iken ayaklara; secde halinde burnun ucuna; otururken kucağa; sağa selâm verirken sağ omuza; sola selâm verirken de sol omuza bakılmalıdır. Ancak bu tafsilatın nass olarak bir delili yoktur.
İbn Âbidin bu tafsilatın Tahâvî ve Kerhî gibi büyük Hanefî âlimlerinin tasarruflarından olduğunu, Zahirî rivâyetde nakledilenin, namaz kılan kimsenin devamlı secde yerine bakması gerektiği olduğunu söyler.
Namazda iken bakılacak istikametle ilgili başka hadisler de vardır.
Ahmed b. Hanbel ve Ebû Davud'un rivayetlerinde (Bâb 162. 163)
namazda gözleri havaya dikmenin hoş karşılanmadığı anlaşılmaktadır. Ahmed ve Nesaî de Yahya'dan üzerinde durduğumuz hadisi rivayet etmişlerdir.

(Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/41-42)

Bazı Hükümler
Bu rivayette öncekilere ilâveten teşehhud de parmakla işaret edildiği zaman, parmağı takip etmenin mustehab olduğuna işaret edilmektedir.
(Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/42)

991. ...Mâlik b. Numeyr el-Huzâî (Mâlik b.Numeyr el-Huzai; Bu zat Basralıdır.Hakkında epey şeyler söylenmiştir. Mîzânu'l-İtidârde "bilinmiyor" denilmektedir. İbn Hacer, Tehzîbıı't-Telızîb'inhde Dârakutnî'den naklen "bu zatın babasından, kendisinden başka hadis nakleden olmamıştır" der. Ibnu'l-Kaltân da, "Mâlik'in~hali bilinmiyor ondan başka kimse babası Numeyr'-den hadis rivayet etmemiştir" demişti) babası Numeyr'den; demiştir ki:
Rasûlullah (s.a.v.)'ı sağ kolunu sağ uyluğunun üzerine koymuş ve işaret parmağını kaldırmış bir vaziyette gördüm. Ancak parmağını birazcık bükmüştü.

(Nesâî, sehv 38; Ahmed b. Hanbel, III, 471.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/42)

Açıklama
Hadis-i şerif teşehhudde işaret edilirken parmağı dik tutmanın şart olmayıp eğik tutulmasının da caiz olduğuna delildir.
(Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/42)
EBU DAVUD ; Şamil Yayınları . 4. Cilt

AHKAM HADİSLERİ

Teşehudde Şehadet Parmağıyla İşarette Bulunmak

Namaz bütünüyle zikir, dua, niyaz ve teslimiyettir. O bakımdan teşehhüt için oturulduğunda kalbimiz Allah'ın varlığım tasdik, dilimiz ikrar, parmağımız tanıklık edip işarette bulunur. Ancak bununla ilgili rivayetler üzerinde durup istidlal ve ihticacda bulunan ilim adamlarının tesbitleri farklı, içtihatları değişik olmuştur.
İlgili hadîsler :
Vâil b. Hucr (r.anh) den yapılan rivayette, Peygamber (A.S,) Efendimizin namazım vasfederken bellediklerini söyledikten sonra şöyle dedi :
Peygamber (a.s.) oturdu, sol ayağını yere yayıp sol elinin içini sol uyluğu ile dizi üzerine koydu; sağ dirseğinin ucunu sağ uyluğunun üzerine koyduktan sonra parmaklarından ikisini kapadı, baş parmağıyla orta parmağını halka şeklinde tuttu ve sonra da şehadet parmağını kaldırdı. Onu hareket ettirip onunla dua ettiğini gördüm.»
(Musned-i Ahmed - Nesâi- Ebû Dâvud)

îbn Ömer (r.anhuma) dan yapılan rivayette demiştir ki :
— «Rasûlullah (a.s.) Efendimiz namazda oturduğu zaman iki elini iki dizi üzerine koyar, sağ elinin baş parmaktan sonraki parmağını kaldırıp onunla duâ ederdi. Sol elini de açık bir vaziyette sol dizi üzerine koyardı
Diğer bir lafızla şöyle rivayet etmiştir :
«Rasûlullah (a.s.) Efendimiz namazda oturunca, sağ elinin içini sağ dizi üzerine koyar ve bütün parmaklarını yumar, sadece baş parmağından sonraki parmağıyla işarette bulunurdu. Sol elinin içini sol dizi üzerine koyardı."
(Muslim/mesacid: 114, 118. Nes&l/sehv: 23, 31, 33, 35, salât; 7, 20. Ahmed; 4/3)

Hadîslerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır.

1- Namazda teşehhude oturulduğunda ellerin içini dizlerin üzerine koymak sünnettir.
2- Serçe parmakla bitişiğindeki parmağı kapayıp orta parmakla baş parmağı halka yapmak ve şehadet parmağıyla işarette bulunmak mustehabdır. Tabi bu sağ ele mahsustur.
3- Namazda teşehhude oturulduğunda sağ elin bütün parmaklarını kapayıp sadece şehadet parmağıyla işarette bulunmak mustehabdır.
4- Şehadet parmağıyla işarette bulunmak, «illallah» lafzı söylenirken gerçekleştirilir. Böylece Allah'ın varlığını ve birliğini isbatta söz, fiil ve itikat birleşmiş olur.

Mezheb imamlarının görüş, tesbit ve istidlâlleri ;

a) Hanefi mezhebine göre :
Teşehhuudde «eşhedu ellâ ilahe illallah» denildiğinde parmakla işarette bulunma hususunda meşayihin farklı görüşleri olmuştur :
Bir kısmı, işarette bulunmak mustehab değildir, çünkü elin içini açık bir vaziyette diz üzerine koymak sünnettir. Parmakların kapanıp işaret parmağının hareket ettirilmesi bu sünnete muhalif düşer.
Bir kısmı ise, işaret parmağı kaldırılarak hareket ettirilir. Nitekim İmam Muhammed Kitabu'l-Musebbihe'de, Peygamberin (a.s.) parmağıyla işarette bulunduğunu rivayet ederek Peygamber (a.s.) Efendimizin yaptığı gibi yapmanın mustehab olduğunu söylemiştir. Ebû Hanife'ınin de kavli bu doğrultudadır.
Ancak teşehhudde parmakla işarette bulunmanın keyfiyeti hakkında iki ayrı tesbit söz konusudur :
Medine halkı parmaklan kapayıp 53 rakamını ifade eder bir şekil üzerinde durmuştur, yani serçe parmakla bitişiğindeki parmak kapatılır, orta parmakla baş parmak halka edilir ve şehadet parmağıyla işaret yapılır. el-Fakıh Ebû Cafer el-Hendevânî de bu şekli uygun görmüştür.
(Bedayi'u's-Sanayi1 Fi-Tertibi'ş-Şerayi1: ı /214'den Özetlenerek)

Bununla beraber hanefi fukahası, elleri açık bir vaziyette dizler üzerine koymanın daha uygun olacağı üzerinde durmuşlardır. O bakımdan bu mezhebe bağlı olanların çoğu teşehhudde hem parmaklarını kapamazlar, hem de işarette bulunmazlar.

b) Şafiî mezhebine göre :
Teşehhudde sağ elinin serçe ve bitişiğindeki parmakları kapamak, onlarla birlikte orta parmağı da kapayıp musebbiha (şehâdet parmağı) serbest bırakılır ve «illallah» lafzı söylenirken yukarıya kaldırılır, başka hareket ettirilmez. En zahir kavle göre, baş parmak da orta parmakla birlikte halka edilip kapatılır ve el, 53 rakamını ifade edenin şekline sokulur.
Bu hal, ilk ka'de'de teşehhud bitinceye kadar son ka'dede de selâm verilinceye kadar devam eder.
(es-Siracu'1-Vahhac Şerhim Ala Metni'l-Mincah: 48)

c) Hanbeli mezhebine göre :
Namazda teşehhude oturulduğunda sol eli açık vaziyette, sağ eli de hadiste belirtilen 53 rakamının ifade eder şekilde diz üzerine koymak mustehabdır.
Hanbeliler bu konuda yukarıda naklettiğimiz iki hadîsi delil seçip istidlalde bulunmuşlardır. Şafii mezhebinde olduğu gibi, şehadet parmağını sadece kaldırmakla yetinir, başka bir hareket ettirmez.
[el-Muğn î/1/534]
Teşehhudde her iki eli de açık bir vaziyette dizler üzerine koymakta bir sakınca olmadığı gibi, sağ eli 53 rakamını ifade eder şekle sokup koymak daha uygun olur. Medine halkının ameli de hep böyle olmuştur.
Ayrıca lafz-ı celâlin her geçişinde onun birliğine işaret için parmaklarını kaldırırlar uygulaması da mevcuddur.

d) Mâliki mezhebine göre: Hem parmağın kaldırılacağını hem de sağa sola hareket ettirileceğini, çünkü bunun insana namazda olduğunu hatırlattığını söylerler. Bu Mâlikîlerin görüşüdür.



Konuyla ilgili diğer rivayetler, yorumlar ve tahliller :

951 nolu Vâil b. Hucr hadisini aynı zamanda İbn Huzayme ve Beyhakî de tahrîc etmişlerdir. Ancak hadîste Vâil, «Peygamber (a.s.) Efendimizin şehadet parmağını kaldırdığını, hareket ettirdiğini gördüm» demiştir ki, bu konuyla ilgili diğer hadîslere uymamaktadır.
Nitekim Ahmed b. Hanbel, Ebû Dâvud, Nesâî ve İbn Hibban'm îbn Zubeyr'den (r.anh) rivayet ettikleri hadiste, adı geçen şöyle demiştir «Peygamber (a.s.) sebbabe (şehadet) parmağıyla işaret ediyor, hareket ettirmiyordu ve gözleri işaret sınırını aşmıyordu.»
Muslim ise, îbn Zubeyr'in hadîsinin sadece «Sebbabe (şehadet) parmağıyla işaret ediyor..» bölümünü nakletmiştir.
O halde Vâil hadîsinde «hareket ettirdiğini gördüm» sözünden maksat, işaret için kaldırmak olabilir. Çünkü parmağı kaldırmak, onu hareket ettirmek demektir.

952 Nolu İbn Ömer hadisini Taberâni şu lâfızla tahrîc etmiştir :
«Peygamber (a.s.) namazda teşehhut için oturduğu zaman elini sağ dizi üzerine koyar, sonra şehadet parmağını kaldırır, diğer parmaklarını yumardı.»
Teşehhudde sağ elin şehadet parmağını kaldırma ve diğer parmakları kapama konusuna Ebu Cafer et-Tahavî, Zeylaî ve İbn Dakik el-îydi gibi, ahkâm hadîslerini nakleden ilim adamları yer vermemişlerdir. Ancak Şevkanî Neylul-Evtar'da konuya geniş yer ayırmış ve birçok rivayetleri nakletmiştir.
Aynı zamanda Mâliki mezhebinde mutemed fıkıh kitaplarından el-mudevvenetu'l-Kubra'da da bununla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamıştır.
Abdurrahman el-Cezîrî ise, Kitabu'l-Fıkhı Alâ'l-Mezahıbi'l-Arbaa adlı eserinin birinci cilt «Teşehhudu'l-Ahîr» başlığı altında kısmen bilgi vermiştir.
(Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla Ahkâm Hadisleri, Uysal Kitabevi: 2/438-441)

Çıkarılan Hükumler:

1- Namazda teşehhude oturulduğunda et-Tahiyyat'ın şehadet bölümüne gelindiği zaman, yani «eşhedu ella ilahe illallah» denildiğinde sağ elin şehadet parmağım kaldırmak mustehabdır. Şafiî mezhebine göre, sünnettir. Hanefiler de bunun istihbab olup olmadığında farklı görüşler ortaya koymuşlardır.

2- Parmağı sadece kaldırmakla yetinmek, başkaca hareket ettirmemek müstehabdır.

----------------------------

RUDANİ

NAMAZ BAHSİ
NAMAZDA OTURMAK (KA'DE), TEŞEHHUD VE SELÂM

1547-Nâfi radiyallahu anh'dan:
İbn Ömer, namaz kıldığı zaman parmağıyla işaret eder ve gözünü ondan ayırmazdı. Şöyle derdi:
Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Bu, şeytana demirden daha sert ve ağır gelir."

(Bezzâr ve Ahmed leyyin bir isnâdla
Cem’ul Fevaid - er Rudani, cilt 1 . s: 227)

 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
RESİMLERLE NAMAZ



Secdede Ayakların Durumu

İbn Huzeyme senediyle Aişe (r.anha)’nin şöyle ediğini nakletti:
Peygamber (s.a.v.) benimle beraber yatıyordu, onu aradım ve secde halinde, ayak topuklarını birbirine bitiştirmiş, parmak uçları kıbleye dönük bir şekilde buldum.”
(Beyhakî, 2/116; İbn Huzeyme sahihin’de (654) rivayet edilmiştir)



Secdede Kolların Durumu

Secde ettiği zaman pazılarını vücudundan ayırır (yani dirseklerini yanlarından uzaklaştırır.) Rasulullah (s.a.v.) secdeye vardığı zaman dirseklerini öyle kaldırırdı ki koltuk altı gözükürdü. Ancak kollarını açması yanındakilere eziyet etmemesi gerekir. Eğer eziyet varsa duruma göre davranır.
Secdede karnını baldırlarından uzaklaştırırdı.
Secdede dizlerini birbirinden ayırır. Ayakları ise birbirine yapıştırır.
Rasulullah (s.a.v.) secdede ayak topuklarını diker parmaklarını da kıbleye döndürürdü.
(Bu hadisi İbnu Huzeyme rivayet edip, Albani senedinin sahih olduğunu söyleyip Rasulullah'ın Namazının Sıfatı'nda tahriç etmiştir. s, 142)

Peygamber (s.a.v.), secdedeyken ellerini omuzlarının ve bazen de kulaklarının hizasında tutardı.
Ebu Humeyd Es-Saidi (r.anh) şöyle dedi: “Rasulullah (s.a.v.) secdeye vardığında burnunu ve alnını iyice yere dayar, kollarını yanlarından ayırır ve ellerini de omuzları hizasına koyardı.”
(Ebu Davud, 734; Tirmizi , 270)

Meymune (r.anha)’dan, şöyle dedi:
Nebi (s.a.v.) secdedeye vardığı zaman, ufak bir kuzu istese kolları arasından geçerdi.”
(Muslim, 496; Ebu Davud, 898; Nesei , 2/213)

Vail İbnu Hucr (r.anh) şöyle dedi:
Nebi (s.a.v.) secde ettiği zaman el parmaklarını bitiştirirdi.”
(İbnu Huzeyme, 642; Beyhaki, 2/112)

Bera İbnu Azib (r.anh)’dan, şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) secde ettiği zaman ellerini yere koyar, el ve parmaklarını kıbleye doğru çevirirdi."
(İbnu Huzeyme, 643; Beyhaki, 2/113 sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)


Secde esnasında eller dizlerden 2 karış ilerde dirsekler havada ve açık şekilde olmalıdır






Rukû'da bel düz olmalıdır.



3 ve 4 rekatlı namazların 2. (son) oturuşundaki sünnet olan teverruk oturuş biçimi


Rasulullah (s-a.v.)'ın Namaz Kılma Şekli:

Ebu Humeyd es-Sâid'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kendisi Peygamber (s.a.v.)'in on kadar sahabesi içinde iken şöyle demişti (Bunlardan biri de Ebu Katâde'dir):
"Ben size Rasulullah (s.a.v.)'in namazını öğreteceğim." Orada bulunanlar: "Sen Peygamber (s.a.v.) ile sohbet etme bakımından bizden daha önde değilsin, onun yanına bizden daha çok gelen biri de değilsin"dediler.
O da, evet, cevabını verdi.
Bunun üzerine, söyle, dediler:
Ebu Katâde şöyle dedi: "Rasulullah (s.a.v.) namaza kalktığı zaman ayağa kalkar doğrulurdu, ellerini, omuz hizasına kadar kaldırırdı, sonra tekbir alırdı. Rukû etmek isteyince iki elini kaldırır, omuz hizasına getirir, sonra "Allahu ekber" diyerek rukû ederdi. Sonra doğrulur, başını ne diker, ne de eğerdi. (Yani başı kaldırma ve alçaltmada mübalağa yapmamıştır, demektir.) İki elini iki dizi üzerine koyar, sonra "Semiallahu limen hamiden" der, ve iki elini kaldırıp her kemik normal bir şekilde yerini alıncaya kadar doğrulurdu. Sonra secde etmek için yere eğildi. (Yani her aza yerine yerleşinceye kadar. Buhari'nin rivayetinde: "Omurga kemiklerinden herbiri" lafzı yer almaktadır ) Sonra "Allahu ekber" dedi.
Sonra sol ayağını yatırarak üzerine oturdu. (Bu oturuşa istirahat oturuşu denilir.) Sonra her kemik yerini buluncaya kadar yerinde doğruldu, sonra ayağa kalktı. Sonra ikinci rekâtta bunun benzerini yaptı. Nihayet iki secdeden kalkınca tekbir getirdi, iki ellerini iki omuz hizasına getirecek şekilde kaldırdı, iftitah tekbirinde yaptığı gibi yaptı. Nihayet namazın son bulacağı rekâta gelince sol ayağını geri çekti ve yanı üzerinde teverruk oturuşu ile oturdu (Teverruk: Sol kalça üzerine oturmaktır.), sonra selâm verdi.

Orada bulunanlar: Doğru söyledin, Rasulullah (s.a.v.) da böyle namaz kılardı, dediler.
(Bu hadisi Neseî dışında beş hadis imamı rivayet etmiştir. Tirmizi sahih demiştir. Buharı hadisi muhtasar olarak rivayet etmiştir. Neylul-Evtar: II, 184) )

Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur:
"Benim nasıl namaz kıldığımı görüyorsanız, sizler de öyle namaz kılın."
(Buharî, Malik b. Huveyris'ten rivayet etmiştir. Subulu's-Selâm, I, 200)




Namazın Keyfiyetinin Açıklaması:
Bu hadisin muhtevasından ve değişik mezheblere göre; namazın şartları, rukunleri, sunnet ve âdabı ile mendublarından anlaşıldığına göre, namazın kılınış şekli aşağıdaki şekildedir:
(Şerhu'l Kitab el-Lubab, 1, 68-77, el Kavaninu'l-Fıkhıyye, 57-66, el-Muhezzeb; 1, 70-80; Keşşâfu'l-Kınâ; I 381-459; Muğni'l-Muhtâc; 1,148-184, Merâkı'l-Felâh, 44 - 47)

Namaz kılacak olan kişi, namazın şartlarından olan avret yerinin örtülmesi, beden, elbise ve kılınacak yerin temizlenmesini gerçekleştirir, sonra namaz için abdest alır, sonra vakit girince namaz için ezan okur ve kamet getirir, kıbleye dönerek kalbiyle niyet eder ve namaza başlar. İftitah tekbiri alır.
Cumhura göre (Malikiler dışındakiler) niyeti telaffuz etmek sünnettir. Tekbir uzatılmaksızın, (Allahu ekber) denilerek alınır. Malikîlere göre, tekbir açıktan okunur, tekbirin başlangıcında iki el yenlerden çıkarılarak (uzun ve geniş elbise giyenler için) yukarıya doğru kaldırılır. Kadınların durumu böyle değildir.
Yine Hanbeliler dışındaki Cumhura göre, parmakların arası açık tutulur, kıbleye karşı döndürülür, baş parmaklar Hanefîlere göre iki kulağın yumuşağına götürülür, diğer muctehidlere göre ise sadece omuz hizasına götürülür. Hanefîlere göre sadece kadınlar ellerini omuz hizasına kadar kaldırırlar. Nitekim sünnette de böyle gelmiştir. Sonra Malikîler dışındaki cumhura göre, sağ elin avuç kısmı sol el üzerine konur. Hanbeliler ile Hanefîlere göre ise göbek altında tutulur. Şâfiîlere göre ise göğüsün altında tutulur. Malikîlere göre serbest bırakılır.


Namaz kılan kişi secde edeceği yere bakar, sonra Hanefîler ile Hanbelîlere göre subhaneke duası (1) Şafiilere göre teveccüh duası (2) okunur. Malikîlere göre bu iki dua okunmaz. Sonra ittifakla gizlice eûzu çekilir. Hanefîîer ile Hanbelîlere göre, gizlice besmele çekilir. Şâfiilere göre ise besmele açıktan okunur. Malikîlere göre besmele çekilmez. Sonra Fatiha'yı okur. "veleddâllîn"den sonra namaz kılan kişi "âmin" der. Malikîler ile Hanefîlere göre bunu gizlice söyler, Şâfifler ile Hanbelîlere göre açıktan söyler. Fatiha'dan sonra sûre veya ayetler okunur. Öğle ile sabah namazlarında mufassal sûrelerin uzun olanlarından, ikindi ile yatsı namazlarında ise orta uzunlukta olanlarından okunur. Hanbelîlere göre, öğle namzında da orta uzunluktaki sûrelerden okunur. Akşam namazında ise mufassal sûrelerin kısa olanlarından okunur. Malikîlere göre akşam namazında da kısa sûrelerden okunur. Gece okuyuşları açıkça gündüzün okuyuşları ise gizli yapılır.

Eğilmeye başlayınca rukû için tekbir getirilir, eğilme sona erince de tekbir sona erdirilir. Hanefîler dışındaki cumhura göre rükuya giderken eller kaldırılır. Eller rukuda dizleri yakalayacak şekilde konulur, rukuda itminan hâlinde bulunulur, parmakların arası açık tutulur, sırt düzgün bir vaziyette tutulur, baş ile kuyruk sokumu aynı seviyede bulundurulur, baş ne yükseltilir ne de alçalulır, dizlerini kırmayıp dik tutar, kolların dirsekleri böğürlerden uzaklaştırılır, üçer kere "subhanerabbiyelazîm" denilir. Buna "ve bihamdihi" ibaresi de ilâve edilir. Bu ilâve Hanefîler dışındakilere göredir.

Sonra kişi başını rukûdan "semiallahu limen hamideh" diyerek kaldırır. İmama uyan kişi Şâfifler dışındaki cumhura göre, sadece "rabbenâ leke'l-hamd" der. Şâfıîlere göre, imam gibi cemaat de iki cümleyi de söyler. Malikîlere göre ise, yalnız başına namaz kılanlar da bu iki cümleyi birleştirirler, yani ikisini de söylerler. Malikîlere göre, imam tahmid getiimez. Hanefîler dışındaki muctehidlere göre, eller kaldı-nlır, itidal hâlinde ittifakla mutmain olmaya dikkat edilir. Hanefîlere göre ancak iftitah tekbiri esnasında eller kaldırılır.

Sonra Malikiler dışındaki muctehidere göre, secde için eğilinir. Önce dizler, sonra eller, sonra alın yere konulur. Malikîlere göre önce eller yere konulur, ayaklar dikilir, ayak parmaklan kıbleye karşı döndürülür. Hanefi'lere göre, yüz iki avuç arasına konulur, karnı uyluklardan uzaklaştırılır, pazılar da böğürlerden açıkta tutulur. Kadınlar ise bunu yapmazlar. Çünkü onlann bunu yapmam al an daha iyi örtünmelerine sebebdir. Hanefîler dışındaki muctehidere göre, iki avuç iki omuz hizasına konulur, eller kıbleye karşı açılmış ve birbirine bitiştirilmiş olarak konulur. Secdede iki elin avuçları üzerine dayanılır ve secdede mutmain olarak üç kere "Subhane rabbiyel-âlâ" denilir. Hanefîler dışındakilere göre "ve bihamdihî" kelimesi de buna ilâve edilir.

Sonra tekbir getirilerek baş secdeden kaldırılır, iki secde arasında mutmain olacak şekilde oturulur, bu esnada sol ayak yere yatırılıp onun üzerine oturulur, sağ ayak dikilir, iki el iki uyluk üzerine konulur. Hanefîler dışındaki muctehidlere göre "rabbiğfir li' diyerek dua edilir, sonra secde için tekbir getirilir ve ikinci kere secdeye gidilir.
Sonra ikinci rekâta kalkmak için tekbir getirilir. Hanelilere göre iki ayağın önü üzerine kalkılır, (Bu da, ayağa kalkarken ayaklar secdedeki durumunda bulunduğu halde kalkmaktır) oturulmaz, iki el ile yere dayanılarak kalkılmaz. Onlara göre ancak iki diz üzerine dayanılarak kalkılır. Fakat kalkmakta zorluk çekilirse o takdirde yere dayanılarak kalkılabilir. Şâfifler dışındaki muctehidlere göre istirahat için oturulmaz. Şâfifler ile Hanbelîlere göre, iki el ile yere dayanılır. Şâfiîlere göre, istirahat oturuşu yapılır ve kalkılırken iki el kaldırılır.

Ayağa kalkıldığı zaman ittifakla istiftah duası okunmaz. Ancak, Şâfiîler ile Hanbelîlere göre, gizli olarak eûzu çekilir. Hanefîler ile Malikîlere göre eûzu çekilmez. Malikîlere göre besmele çekilmez, cumhura göre besmele çekilir. Fatiha ve sûre okunur, ikinci rekâtın okuyuşu, birinci rekâttan daha kısa yapılır.

Sonra birinci rekâtta olduğu gibi, rukû ve secde edilir. Sabah namazında rukûdan önce kunut duası okunur. Bu hüküm Malikîlere göre olup onlara göre bunu yapmak daha faziletlidir. Rukûdan sonra da kunut caizdir. Şâfiîlere göre, kunut rukudan sonra yapılır Hanbclîlerc göre, vitir namazında bütün sünnetlerde rukûdan sonra kunut duası okunur. Nitekim bu hususu ileride açıklayacağız.

İkinci rekâtın secdesi tamamlanınca, Malikîler dışındaki cumhura göre, iftiraş vaziyetinde, Malikîlere göre ise teverruk vaziyetinde teşehhud için oturulur. Nitekim bu hususlar daha önce açıklanmıştır.
Parmaklar kıbleye doğru yöneltilir, iki el iki uyluk üzerine konulur, Hanefi'lere göre parmaklar açık tutulur, Malikîlere göre, sol elin parmaklan açılır, işaret parmağı ile baş parmak dışındaki parmaklar yumulur, Şâfiîlere göre, sadece işaret parmağı açılır, diğerleri yumulur. Hanbelilere göre, baş parmak orta parmak ile halka yapılır. Hanefilere göre "lâ ilahe" sözü söylenirken işaret parmağı ile işaret edilir, "illallah" denilirken hareket ettirilmeksizin işaret parmağı ile işaret edilir. Malikîlere göre ise, teşehhudün başlangıcından itibaren hem işaret edilir, hem de hareket ettirilir.

Sonra daha önce metinleri geçmiş bulunan üç ayrı teşehhud sîga ve şeklinden biri "abduhû ve rasûluhû'"ya kadar okunur. (1)
Şâfiîler dışındaki cumhura göre bı teşehhude birinci oturuşta her hangi bir şey ilâve edilmez. Şâfiîlere göre sadece Peygamber (s.a.v.)'e salavat ilâve edilir. Son teşehhude gelince, buna İbrahimî salâvat ilâve edilir.

Hanefiler dışındaki muctehidlere göre son teşehhutte teverruk şeklinde oturulur.
Sonra Hanefîlere göre Kur'an ve Sünnetten varid olmuş dualarla Allah'a dua edilir. Cumhura göre ise dilenilen şekilde dua edilir. Sonra iki rekâtlı namazlarda sağa ve sola selâm verilir. Selâm lafzı şöyledir: "Esselâmu aleykum ve rahmetullah."

Malikîlere göre buna "ve berekâtuhû" sözü de ilâve edilir. Bu sözler söylenirken uzatılmaz, seri olarak söylenir. Çünkü Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Selâmı kısa kesmek sünnettir."
(Bu hadisi Ahmed, Ebu Davud rivayet ettiler. Tirmizî de mevkuf olarak rivayet etmiştir. Neylu'l-Evtar, II, 295)

İbni Mubarek şöyle demiştir: Bunun manası uzatılmamasıdır.
Eğer namaz üç rekâtlı bir namaz ise bir rekât daha kılınır, sonra teşehhud yapılır ve selâm verilir. Eğer namaz dört rekâtlı namazlardan ise, iki rekât daha kılınır, sonra teşehhud yapılarak selâm verilir. Farz namazlarda son iki rekâtta, yani üçüncü ve dördüncü rekâtlarda Fatiha'dan başka bir sûre okunmaz. Hanefîlcre göre ise nafile namazlarda son iki rekâtta, vitir namazının bütün rekâtlarında sûre okunur. Şâfiflere göre nafilelerde son iki rekâtta farzlar gibi sûre okunmaz.
(Prof. Dr. Vehbe Zuhaylî ; İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ , Namzın Sünnetleri : S: 81 - 85)


Rasulullah'ın (s.a.v.) Namaz Kılma Şekli



Türk Kadınlar, Hacc'da Bile Namazlarıyla Belli Olur
Ekli dosyayı görüntüle 25931




İTİRAF

http://www.kure.tv/izle/islam-ve-hayat-kadin-ve-erkegin-namaz-sekli-nasildir
 

serdallamuhabbet

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
BEN ANLAMIYORUM KURANIN NERESİNDE GEÇİYOR BU PARMAK KALDIRMAK KURANDAN ÖTE DELİL VARMI NEDEN YOK ŞUNDAN RİVAYET YOK BUNDAN RİVAYET UGRAŞIYORSUNUZ KURAN OKUNDUKÇA ALLAH ( C.C ) İZNİYLE KENDİNİ AÇIYOR ANLATIYOR BİZE İLK EMİRDE HADİS RİVAYET OKU DEMİYOR ALAK SURESİ 1 '' YARADAN RABİN ADIYLA OKU '' ALLAH'IN ( C.C ) KELAMINI OKUMAKLA BİZE ŞAH DAMARIMIZDAN YAKIN OLAN YARADAN ALEMLERİN RABBİNE YAKLAŞMAK DAHA KOLAY DEĞİLMİ
 

serdallamuhabbet

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
YAZILARDA ŞUNUDA GÖRDÜM PARMAK ŞEYTANA DEMİRDEN DAHA AĞIR GELİR HADİSİ YAHU ŞEYTANA VURULACAK EN GÜZEL DARBE ALLAH (C.C ) İSMİNİ DİLİMİZDEN DÜŞÜRMEMEK VE NEFSİMİZE HAKİM OLARAK ŞEYTANIN ANDINI BOŞA ÇIKARMAKTIK BİZİM PARMAGIMIZ DEĞİL ALLAH KORKUSU ALLAH SEVGİSİ İMAN VE KURAN DOLU KOCAMAN YÜREKLERİMİZ ŞEYTANIN KORKTUĞUDUR SELAMETLE RABBİMİN RAHMETİ ALLAH DOSTLARINA OLSUN
 

Askalani

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
YAZILARDA ŞUNUDA GÖRDÜM PARMAK ŞEYTANA DEMİRDEN DAHA AĞIR GELİR HADİSİ YAHU ŞEYTANA VURULACAK EN GÜZEL DARBE ALLAH (C.C ) İSMİNİ DİLİMİZDEN DÜŞÜRMEMEK VE NEFSİMİZE HAKİM OLARAK ŞEYTANIN ANDINI BOŞA ÇIKARMAKTIK BİZİM PARMAGIMIZ DEĞİL ALLAH KORKUSU ALLAH SEVGİSİ İMAN VE KURAN DOLU KOCAMAN YÜREKLERİMİZ ŞEYTANIN KORKTUĞUDUR SELAMETLE RABBİMİN RAHMETİ ALLAH DOSTLARINA OLSUN
As'salamualeykum we Rahmetullah
kardeş burada namazdan bahsediliyor. normal zamanda Rahman olan Allahın ismini düşürme dilinden.Namazda bu şekilde yapılmasını emreden de bu işi bilmeyen herhangi bir insanın değil-örnek, önder ve hayat programımızı düzenlemede öncü olarak kabul ettiğimiz Allah Resuludur.
 

Askalani

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
BEN ANLAMIYORUM KURANIN NERESİNDE GEÇİYOR BU PARMAK KALDIRMAK KURANDAN ÖTE DELİL VARMI NEDEN YOK ŞUNDAN RİVAYET YOK BUNDAN RİVAYET UGRAŞIYORSUNUZ KURAN OKUNDUKÇA ALLAH ( C.C ) İZNİYLE KENDİNİ AÇIYOR ANLATIYOR BİZE İLK EMİRDE HADİS RİVAYET OKU DEMİYOR ALAK SURESİ 1 '' YARADAN RABİN ADIYLA OKU '' ALLAH'IN ( C.C ) KELAMINI OKUMAKLA BİZE ŞAH DAMARIMIZDAN YAKIN OLAN YARADAN ALEMLERİN RABBİNE YAKLAŞMAK DAHA KOLAY DEĞİLMİ
{ ... Bir gün İmran bin Husayn Şefaatten bahseder. Cemaatten bir adam söze karışarak :
- “ Ya Eba Nuceyd ! sen bize Kur’an’da delilini bulamadığımız birtakım hadislerden bahsediyorsun “ dedi. Bu söz üzerine İmran bin Husayn kızdı ve adama :
- “ Sen Kur’an’ı okudun mu ? “ diye sordu. Adam :
- “ Evet “ dedi. İmran bin Husayn :
- “ Peki söyle bakalım : Sen Kur’an’da yatsı namazının farzının dört, Akşam namazının farzının üç, sabahın iki, öğle ve ikindinin dört rekat olduğuna rastladın mı ? “ diye surdu. Adam :
- “ Hayır “ dedi. İmran bin Husayn :
- “ Peki siz bütün bunları kimden alıp öğrendiniz ? Siz bizden,biz de Peygamber s.a.v’den öğrenmedik mi ? . Allah’u Teala Kur’an’da : “ Beytullahı tavaf ediniz “ buyurmaktadır. Peki Kur’an’da : Yedi defa tavaf ediniz, makamı İbrahimin arkasında iki rekat namaz kılınız,diye bir emir bulabilir misiniz ?. Veya Kur’an’da : “ İslam’da Celb yoktur “ , “ İslam’da Cenb yoktur “ , “ İslam’da şiğar yoktur “ şeklinde hükümlere rastladınız mı ? . Bütün bunlar hadislerle sabittir. Peki Allah’u Teala’nın Kitabında :

ْ… وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا ……

“ …… Resul size neyi verdi ise onu alın,size neyi yasakladı ise ondan da vazgeçin …… “ HAŞR : 7.AY.

buyurduğunu duymadınız mı ?. İmran r.a daha sonra şöyle der : “ Biz Resulullah s.a.v’den, sizin bilmediğiniz daha başka şeyler de öğrendik. }

BEYHAKİ . MEDHAL :
 

Slave of Allah

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
@Abdulmuizz Fida

Ben şimdi doğru anlayıp anlamadığımı sorayım: İmam Şafiiye göre amel edecek isem,
"Ettahhiyatu lillahi" kelimesinin başında şehadet parmağımı kaldırıp, son kelimesi "muhameden resulullah"ın ardından indirmeli miyim?
 

Ümmü Yasir

İşlerimizin hepsini düzelt Allah’ım...
İslam-TR Üyesi
"Peygamberimizin (sav) namaz kılma Şekli" adında Imam Elbani'nin kitabı da çok güzel anlatıyor Sünnet'e göre namaz kılmayı

Ama şu bi gerçek; insanların çoğunluğundan farklı kıldınız mı namazı, size tuhaf sorular gelebiliyor. Mesela teşehhüdde parmağı kaldırdık mı insanlar " sen Şafii misin" veya secdede Kollarımızı yere yapıştırmadık mı, o zaman da kadınlar böyle kılmaz dirseklerini yapıştır yere diyorlar. Sebebi diyanet hocaları öyle söylüyormuş(!).. Ve sanki şafiiler öcü(!) imiş gibi bir yanılgı içerisinde Türk halkı:0
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Benzer konular Forum Tarih
ABDULHAK Namaz 7 8K

Benzer konular

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt