Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

SURİYE’DEKİ KATLİAM KARŞISINDA SESSİZ DURAN “İSLAMSIZ” İSLAM DÜNYASI

EBUSELAM Çevrimdışı

EBUSELAM

Vefa ehline feda kolay olur
İslam-TR Üyesi
SURİYE’DEKİ KATLİAM KARŞISINDA SESSİZ DURAN “İSLAMSIZ” İSLAM DÜNYASI




SURİYE’DEKİ KATLİAM KARŞISINDA SESSİZ DURAN “İSLAMSIZ” İSLAM DÜNYASI

Afganistan’da Komünist Rusya ile yıllarca savaşan Müslümanlar yıllar sonra kendilerini bir avuç mücahidin ve Müslüman’ın desteğinin dışında yalnız buldular. Filistin hakeza. Çeçenistan’dan söz etmeye gerek var mı? Kafkasya, ümmetin ilk fetih toprakları buram buram cihad ve tevhid kokan bu topraklarımız şimdi Rusya’nın kanlı ve kirli çizmeleri altında. Irak 1980’den beri savaş içinde ve ülkenin kana bulanmayan tek karış toprağı kalmadı. Milyonlarca insan Irak-İran savaşında can verdi. ABD’nin bu ülkeyi işgalinden buyana kan durmadı.

Somali’de rabbimiz Allah diyen temiz ve pırıl pırıl Müslümanların kendi geleceklerini belirlemeye ve Allah’ın iradesi ve rızası kelamı ve vahyi olan kitabının ahkâmının tatbiki konusunda yine yalnız kaldılar. Batının güdümünde olan ve Batıdan icazetli dindar (!) hükümetler ve laik devletler ABD'nin ve BM’in işaret etmesiyle bu ülkeyi hatırladılar, ama ellerlinde Nasranilerin ve Batılı Kapitalist ve kafirlerin tutuşturdukları ajandalar ve onların İslam âlemi üzerindeki emellerini gerçekleştirici adımlar attılar.
Biz de burada aptal aptal bu girişimleri alkışladık ve yardımları büyük bir sevinçle destekledik. Hâlbuki ne sel felaketi, ne kuralık ve de susuzluk Müslüman halklarımızın en büyük sorunudur. Müslüman ülkelerin ve Müslümanların en büyük sorunu İslam ülkelerindeki siyasî, dinî ve ilmî iradenin tamamen felç olması ve kelam üretmekten başka bir işe yaramamasıdır..
Müslüman ülkelerdeki genç nüfus, savaşlar ve işgaller sebebiyle gittikçe azalıyor, tabii kaynaklarımız ve servetlerimiz talan ediliyor. Ülkelerimizi yöneten siyasi irade ve iktidarlar, iktidar olma hırsı ve yönetme kibri, şehveti ve istikbar duygusuyla gittikçe tağutileşiyor ve halk açlık ve sefaletle karşı karşıya bırakılıyor. Sİyasi iradelerin ve beyinlerin ahlakî fesadı ve dinen çökmüş bir kimlik sergilediğini her gün daha açık bir şekilde görmekteyiz.
İlim adamlarımız, sanki hiçbir şey olmamış gibi, Aristo’nun Tanısı yerine koydukları devletlerinin ve ulusal çıkarlarının kölesi durumuna gelmişler. Allah’ın kendilerine yüklediği "emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker" vazifesini unutmuşlar. Topraklarımızın ve namuslarımızın kirletilmesi için İsrail'in ve ABD’nin ve onların yanında olanlar, cihadı terör ve şiddet olarak adlandırıyorlar.
Âlimlerimizin büyük bir çoğunluğu Belamlaşmış ya da bir meşrebin kavgasını veriyor ve her hizip kendi yanında olanla şımarıyor ve her hizip bir diğerini veya diğerlerini hizaya getirmeye ve adam etmeye çalışıyor.
Irak işgal edildi. Âlimlerimizden tek bir ses duymadık. Seslerini duyduklarımız ise, onların Cihadı istismar ettiklerini ve Cihadın fıkhını bilmediklerini söylüyorlardı.
ABD’nin ve İsrail’in düşmanı, İranlı dostlarımız da sultan'ın ve iktidarın dininin yanında yer alıyorlar ve Irakta en büyük düşmanları ilan ettikleri ABD ve İsrail ile savaşan Müslümanları terörist ilan ediyorlardı. Yani Batının “kafir”dediklerine biz de terörist diyorduk.
S. Arabistan ise işkence ve zindanlarla âlimleri susturuyor susmayanları en ağır şekilde cezalandırıyor ve onları susmaya icbar ediyor. Şu andan binlerce âlim susturulmuş ve bir o kadarı da ev hapsinde ve ABD ve İsraili eleştirmelerine ve bu tağuti zulüm sisteminin cinayetlerini dile getirilmesine engel oluyor ve S. Arabistan’da büyük bir bilinç katliamına imza atıyor.
Evet, Suriye yanıyor ve ümmet seyrediyor.

Tarikatı, partisi ve futbol takımı için gazaba gelen Müslümanlar; Suriye’de olanların kapımızı çalan ölüm tokmakları olduğunu göremiyorlar. Acaba neden Afganistan yapayalnız, acaba neden Irak’ın namusunu ve izzetini savunan Müslümanlar yalnız, acaba neden Suriye’de sahabenin yolunu izleyen ve Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) da Ehl-i Beytine de asla düşman olmayan bu bizimle aynı akideyi paylaşan ve aynı namazı kılan ve aynı kitaba iman edip aynı rasulün izinde olduğunu söyleyen Müslüman kardeşlerimiz, zalim iktidarlar ve bu iktidarlara köle olmuş bizler tarafından yalnız bırakılıyor?
Allah’ın rahmetine inandığımız kadar, O’nun azabına ve kaderine -sünnetullah-a iman etmiyoruz. Sanmayın ki Ad, Semûd ve Nuh’un kavmi bizden çok uzaktalar, sanmayın ki onları cezalandıran ilahi irade bizim yalnız bıraktığımız Müslümanların acısını hesabını yapmıyor ve sanmayın ki kader, sadece güçlülerin yazdıkları bir senaryodur ve sanmayın ki güçlü olan ve silahı olan insanlığın geleceğini belirler.
Belki böyle inanmak en büyük şirktir.
Bunu söylerken hepimizin oturup yeniden Maûn suresine iman etmesi ve bu imanın aydınlığında hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.
أَرَأَيْتَ الَّذِي يُكَذِّبُ بِالدِّينِ {1} فَذَلِكَ الَّذِييَدُعُّ الْيَتِيمَ {2} وَلَا يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ {3}فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ {4} الَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ{5} الَّذِينَ هُمْ يُرَاؤُونَ {6} وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ {7}
Bu sureden hiçbir ders almadığımızı; fakat sadece bir ayetteki ilahi irşadı ve dini yalanlamayla denk olan bir hükmü okuyalım:



“GÖSTERİŞTE BULUNANLAR VE YARDIM İÇİN VERİLMESİ GEREKEN İHTİYACI-HACETİ- ENGELLEYENLER.”
Evet, bir düşünelim tencere ve benzeri ev hacetlerini komşusuna vermeyen ve ondan bunu esirgeyen hakkında Allah Azze ve Celle böyle diyor..

Peki, Müslümanlar ABD İsrail, Suriye ve İran’ın desteğinde katledilirlerken neredeyiz? Acaba onların bugün ihtiyaç duydukları şey bir tencere kadar da mı değildir?
Komşusundan tenceresini esirgeyen Müslüman’ın nasıl tehdit edildiğini gördük.
Bugün de Suriye’de Irak’ta ve Afganistan’da ve Somali’de ve izzet cihadı veren tüm cephelerdeki kardeşlerine ellerini uzatmadan dünyanın lezzetleri ve kazancı peşinde koşanların yüzünden helak olmamamız hiçten.
Kudüs için sahte gözyaşı döken ve korkun şöç bir mezhep ve akide savaşına hazırlanan İranı ve dünya Şiilerini yaptıkları karşısında kardeşlerini unutan ve onlara yardım etmeyen Allah’ın dinine yardım etmemiştir. Çünkü Allah mazlumun yanında ve zalimin karşısındadır. Allah Azze ve Celle zayıf olmayı, güçsüzlüğü ve ezilmişliği kınamadı. Buna gazap etmedi; Allah zulme, tuğyana, şirke ve küfre gazap etmektedir.
Bugün ise bu saydığımız ülkelerimizin hepisinde de küfrün ve şirkin hâkimiyeti sürmekte ama Müslümanların vahdetinden söz edenler, derinde sürdürdükleri savaşlarını sekteye uğramaması için alabildiğinde bir bilinç karatma savaşına tutuşmuşlar, kendileri Rus kâfiriyle ve Çin kâfiriyle işbirliği yaparken, Türkiye’yi kâfir ABD ile işbirliği yapmakla suçlamaktalar. AKP hükümeti ister beğenin ister beğenmeyni her fırsatta Suriye’de olanlardan rahatsızlığını ortaya koymakta. Burada ABD’nin mi çıkarı var mı demek istiyorsunuz. Ben de size derim ki Irak’ın işgal edilmesinde ABD ile işbirliği yaptığınızda da aynı ABD ve çıkarları vardı. Ve Irak bugün ABD’nin çıkarları uğruna ve Şii bir devlet kurmadan bu hale gelmiştir. Artık hiç bir Sünni ve hiçbir Türkmen Bağdad’da barınamıyor. Alın size kardeşlik alın size vahdet. Kahrolsun böyle böyle kardeşlik kahrolsun böyle sahte ve alçak vahdet yalanları.
Herkesin kendisine göre bir Kur’anı ve İslamı olduktan sonra, artık herkes kendisine göre de adalet ve zulüm tanımı yapıyor.
Mesela Suriye’de Esed’in babasının ve kendisini yaptığı alsl zulüm olmuyor. Bu olsa olsa, ABD ve batının bir komplosu okluyor. Ama baktığınızda komplonun içinde bu tarafların hepsi var. Kınayan da savunan da peki ne olacak?
Burada yine hatırlatıyorum. Suriye’deki savaş ne ABD İran savalısıdır ve ne de Direniş Cephesi denen Şiî blok ve İsrail savaşıdır. Bu savaş Fatımi Devleti ile Selçuklu’nun savaşı bu Safevilerle Osmanlı ve Eyyubilerinin savaşıdır. Bunu belgelemek için delillendirmeye hiç hacet yok.
İran’ın bütün Müslümanları karşısına alarak yıllardır ABD sakızını çiğnediğini görüyoruz. Ama ABD nereyi işgal ediyorsa oraya İran ve Şia giriyor, buna dikkat etmelisiniz. İran Türkiye ve Arap ülkeleri üzerinde en az 50 yıllık planları olan ve bu ülkeleri yavaş yavaşi işgal eden bir politika izlemektedir. Suriye’de Şam dağlarının büyük bir kısmını Hizbullah taraftarları, Irak ile İran Şiası satın almıştır. Türkiye’de büyük miktarda gayrimenkuller almaktalar ve Avrupa’nın en büyük Şiîlleştirme merkezini İran tarafından artık lanetlenen AKP izin verip açılmasına ön ayak oluyor.
Evet, İran savaşıyor bir seyrediyoruz. Evet, İran yalan söylüyor ve takiyye yapıyor ama biz bunu imanın zirvesi gibi görüyor ve İran’a İslam’ın imamet makamını veriyoruz. Evet, İran’ın imamları bizi lanetliyorlar ama biz onları kutsuyor ve Ebu Bekr’i ve Ömer’i (radiyallahu anhu) lanetleyen imamlarını “Aziz “imamlar olarak anıyoruz.
Ey ümmet ey gafil Ümmet! ey Ümmet ey aldanmış güruhlar..
Ey Ümmet! Ey zavallı ümmet! Ey biçareler, zaman geçiyor uyanınız, demokrasi kökleştikçe kaybedeceksiniz. Demokrasiyle İran’ın bir sorunu yok. Nasıl ki Nusayrilikle bir sorunu olmadığı gibi.
Ey Ümmet çok gafilsin! Ey Ümmet, neden bu kadar aldandın, ey Ümmet neden bu kadar Rabbinin kitabı ve Rasulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) Sünnetinin ilmin en uzak kaldın?
Uyan helak olacaksın, uyan helakını hazırlayanları gör!
Suriye’de Ashab-ı Uhdud tevhid Ümmetinin kanını akıtıyorlar.
Yazıkları olsun bizlere! Yazıklar olsun hakkı yazmayan kalem sahiplerine yazıklar olsun insanlara haram helal fetvası verip de Suriye’de kadınlarımızın ırzına tecavüz edilmesine ve insanları diri diri yakan zulüm karşısında susan ve bunu İran’la kardeşliğimize zarar gelir diye gizleyenlere yazıklar olsun!
Yazıklar olsun izzetini bir yalan ve takiyye felsefesi uğruna satanlara!
Sizler ki, Ümmeti her şeye rağmen Allah yolunda zulümle savaşmaya davet edecek olanlar iken, efendinizin olan devletlerden ve rejimlerden korktuğunuz için mi susuyorsunuz? Hapislerden ve zindanlardan korktuğunuz için mi susuyorsunuz?
Yarın Kelime-i Tevhid’in hakkı sizden istendiğinde ve size sorulduğunda, aynı kelimeyi iman edenlerin hakkı için nereye koyacaksınız? Allah yolunda zulme uğrayanlara yardım etmeyen bir kelime-i tevhid Allah’ın bizden istediği kelime-i tevhid değildir.
AB ve ABD büyük dünya devleti kurmanın savaşını veriyorlar. Fakat bu arada kendilerine bu savaşta figüranlık yapacak olan rejimlere de ihtiyaç duymaktalar. Afganistan’da zulmün yanında olan AKP, acaba Suriye’ye gelince neden zulümden söz eder ki? Zulmün alasını, Afganistan’da ABD’nin yanında olmakla işliyorsunuz diyemeyecek miyiz? Kâfir ve lanetlenmiş ABD acaba bu kadar Müslüman kanı akıtırken ve ülkelerimizi cehennem mahşerine çevirmişken siz de kalkmış stratejik ortaklıktan ve stratejik cinayetlerden söz ediyorsunuz diye niçin haykırmıyoruz?
Kardeşler ABD, gerçekte İran’la savaşmıyor bizimle savaşıyor. Bakın Irak’a kimlerle savaştı ABD? İran Irak’ta ABD ile savaşmadı. Ama sıra Suriye’ye gelince İran ve Şiiler Talebani’yi ödüllendirdikleri gibi, ABD ve İsrail’de Suriye’de İranı ödüllendiriyor. Irak’taki ortaklığın elbette bir karşılığı olmalıydı. İran da bu karşılığı fazlasıyla alıyor.
Haçlı savaşlarından bu yana kâfirlerin yanında olan İsmailileri ve Nusayrileri ve de Dürzîleri acaba yeni haçlılar ödülsüz bırakırlar mı? Aslında Suriye’deki rejim Suriye’ye demokrasinin ve Batı tarzında bir devletin gelmesi mücadelesi için bu kadar kanı döküyor ki, ülkeyi batılılara İslami Cihadi diriltecek olan bir gençlik bırakmadan teslim etmek istiyor. Meselenin özü budur Nasıl ki Yeni haçlılar; Nato, ABD ve AB Nusayrilerin ve Cebel Alevilerin yardımlarını unutmamışlarsa bugün Suriye Alevileri denen Nusayriler de onların kendilerine sundukları ikramları ve tattırdıkları nimeti unutmayacaklardır.
Bir zamanlar Mısırı kendilerine Filistini de Portekizlilere bırakanlar şimdi Nusayrilerin yanında savaşıyorlar.
Suriye’de neredeyse ölümün girmediği bir tek Sünni ev bırakılmamışken, hala birileri kardeşlikten ve vahdet yalanından söz ediyorlar. Kan ve katliamın girmediği bir tek ev koymazlarken, zalimler ırzına geçtikleri bu kavramlarla bizleri zehirleyerek hazırlandıkları büyük savaşı ise gizliyorlar.
Sellerde ve depremlerde mağdur kalan Müslümanları hatırladığınız kadar ne olursunuz Suriye’de kardeşlerimizi ve namusları kâfirler tarafından kirletilen kadınlarımız da düşenemeyecek misiniz?
Mazlum kadınların çığlıkları böyle heder olup gidecek mi? sizler ve bizler yarın Allah katında, Nerdeseniz ey Müslümanlar namuslarımız ve ırzlarımız Nusayri kafirlerin ayakları altında kirleniyor sadalarına karşı kulaklarımız tıkadığımızda nasıl hesap veririz?
Bu mazlumlar en korkunç ölümlerle öldürülürlerken hangi duanın ve hangi ibadetin ve hangi haccın kabulünden söz edebiliriz.
Zulme karşı durma farzı hac ibadetinden önce olmasına rağmen, Müslümanların zulme ve zalimlere karşı savaşma ve Allah’ın dinin üstün kılma ibadeti ise, terör dosyaları arasında Müslümanların ellerli altında bekliyor neden?
Neden uyanmıyoruz neden?
Ne oldu bizlere? Bosna için yaptıklarınız unuttunuz mu? Onbinleri spor sahalarına ve salonlara dolduruyor ve altın, araba ve daire teberru yarışları yaptırıyorduk.
Ellerimizdeki bilezikleri ve kulaklarımızdaki küpeleri ve kollarımızdaki saatleri ve telefonlarımızı hibe diyorduk. Bosnalı Kardeşlerimizi Sırpların zulmünden kurtaralım diye..
Şimdi nerdesiniz Suriye’ye yakılıyor Suriye yanıyor nerdesiniz?
“Allah’ın nusreti-zaferi nerde? “ diyecek kadar müstafzaf bırakılmış Müslümanların çığlıklarını duya duya evlerinizde rahat rahat yatamazsınız bu yangın birgün sizlerin de evlerine girecek ve bu ateş bir gün sizin de yüreklerinizi yakacak olsa ne dersiniz?
جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ،وَأَبَا طَلْحَةَ بْنَ سَهْلٍ الأَنْصَارِيَّيْنِ ، يَقُولانِ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " مَا مِنِ امْرِئٍ يَخْذُلُ مُسْلِمًا فِي مَوْطِنٍ يُنْتَهَكُ فِيهِ حُرْمَتُهُ ، وَيُنْتَقَصُ فِيهِ عِرْضُهُ إِلا خَذَلَهُ اللَّهُ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ فِيهِ نُصْرَتَهُ ، وَمَا مِنِ امْرِئٍ يَنْصُرُ مُسْلِمًا فِي مَوْطِنٍ يُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ وَتُنْتَهَكُ فِيهِ حُرْمَتُهُ إِلا نَصَرَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ فِيهِ نُصْرَتَهُ " .
Cabir İbn Abdillah’ın rivayet ettiği bir hadiste Allah’ın rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem)
Şöyle dedi:
“ Bir Müslüman’ın hürmetinin ( şeref) ve ırzının alçaltıldığı bir yerde bir yerde yardımsız bırakan bir Müslimi Allah ancak kendisine yardım edilmesini sevdiği bir yerde yardımsız bırakır."
(Buhari, et-Tarihu’l-Kebir:1094,Ahmed İbn Hanbel, Müsned:16024,el-Beyhakî, Şuabu’l-İman:7117,Ebu Davud:4884)


Müslümanlardan hiçbir Müslüman olmasın ki, ırzı alçaltılan ve hürmeti ayaklar altına alınan bir Müslümana yardım ederse, Allah da kendisine yardım edilmesi gereken hiçbir yer olmasın ki ona yardım etmesin!”
Bakın Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Müslümanların nasıl kardeş olmalarından ve vahdetinden söz ediyor?
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize slogan üreten ve insanları tehdit eden bir din değil, onları müjdeleyen ve kardeş kılan bir din bıraktı.
“Ümmet Ümmet” diye “yırtınma”larımızın gerçek olup olmadığını bu hadisin ışığında oturup düşünelim..!
Siz, “Ümmeti” mi seviyorsunuz, siz Ümmet’in tanımını; Suriye’deki katliamı ve tecavüzleri seyrederek mi yapacaksınız, Siz Dünyaya İslam’ın bu mu olduğunu söyleyeceksiniz?
06.Haziran 2012; 20:00

MEHMET EMİN AKIN











 
Üst Ana Sayfa Alt