Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Soru Peygamberin Tekfir Ahlakı Nasıldı?

TUVEYLİB Çevrimdışı

TUVEYLİB

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Bir araştırma yapıyorum ve bu konuda sizden destek ve yardım bekliyorum...

Peygamberimiz altını çizerek söylüyorum ayet veya sahabe demiyorum...Peygamberimiz peygamberlikten önce yada sonra kafirlere müşrikelere yada irtidat etmiş Müslümanlara kafir müşrik yada münafıklara münafık demiş midir?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Enes’ten nakledilen bir rivayette de şöyle anlatılmaktadır:
Biri: Ya Rasûlullah, babam nerededir? diye sordu.
Rasûlullah (sallAllahu aleyhi ve sellem): Cehennemdedir” buyurdu.
Adam, arkasını dönüp gidecekken, Rasûlullah (sallAllahu aleyhi ve sellem) onu çağırdı ve: “Benim de, senin de baban cehennemdedir (ateştedir)” buyurdu.
(Muslim, İman 347; Ebû Dâvûd, Sunne, 17; Ahmed b. Hanbel, Musned, 119, 268.)
 
TUVEYLİB Çevrimdışı

TUVEYLİB

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Teşekkür ederim ancak bu benim sorumun cevabı değil...Zira rivayette "Kafir" Müşrik" diye bir lafız YOK....DİKKATİNİZİ buna çekmek istiyorum...Allah razı olsun...
Benim istediğim ve katkılarınızı beklediğim konu muayyen bir şekilde "Kafir" Müşrik " Münafık" gibi sözler söylemişmidir?
 
عبد الرحمن Çevrimdışı

عبد الرحمن

قُل آمَنتُ بِاللهِ ثُمَّ استَقِم
İslam-TR Üyesi
Irtidat edenler zaten Medine'den kaçıyordu, onların isimlendirilmesinde bir ihtilaf olmamıştır. İrtidat ve küfür arasında fark vardır; mürtetler küfürlerini ilan edip Müslümanlar'a savaş açarlar, münafıklar ise küfürlerini gizlerler ki bunlar vahiy ile haber verilmişler ve Peygamber efendimiz s.a.v. ve sır katipleri tarafindan bilinmekteydiler.

Allah Resulü'nün herhangi bir kimseyi tekfir edeceği düşünülemez, çünkü ona amden itaatsizlik edenin zaten amelleri ihbat, kendisi kafir olmuştur. Tekfir onun irtihali ile başlamıştır. Özellikle de zındıkların ortaya çıkmasıyla, mesela zındığın tövbeye davet edilmesi, tövbesinin kabul edilip edilmemesi fakihlerce hicri 2.yy'da tartışılmıştır -- daha evvel ki büyük günahlar meselesi ve tahkim olayından hariç. Sonra da miladi 11.yy'da batınilerin yayılmasıyla yine tekfir genişçe gündeme girmiştir.
 
TUVEYLİB Çevrimdışı

TUVEYLİB

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Yanılıyorsun kardeş: Peygamn efendimiz döneminde de bir çok olay olmuştur. Yani kişiyi islamdan çöıakertan amel ve söz söylenmiştir ancak peygamber efendimiz buna karşın KAFİR ya daMÜŞRİK yada MÜNAFIK lafızlarını kullanmışmı? Ben bu konuda araltırma yapıyorum. Mesela: Bir kişi Allahın dışında başka bir şeye yemin etmiş ve peygamberin yanına gelmiştir peygamber ona kafir oldun mürted oldun diye hitpa etmemiştir. Yine birçok olayda bedeviler Ey MUhammed Adil ol! gibi kişiyi dinden çıakrtan sözler söylemişlerdir ama peygamber bunların karşısında yine KAFİR, MÜŞRİK, MÜNAFIK lafızları kullanmamıştır...kardeşlerden istediğim bu konuda okudukları bildikleri bir şey varsa paylaşmalarıdır..

Ben bu konuda kitap hazırlıyorum ve kitabıma koymayı uygun gördüğüm rivayetleride koyacağım ınsaallah...Şimdiye kadar 60 üzerinde sahih rivayet topladım...Bu rivayetlerde peygamber kafirlere müşrikler eyada irtidat etmiş kimselere bu tür lafızlar kullanmamış..Tabiiki bununda önemli bir neticesi ortaya çıkacak ki bu TEKFİRİN DİNİN ASLINDAN OLMADIĞI meselesidir...

Kitabın ismi: TEKFİR AHLAKI....
 
عبد الرحمن Çevrimdışı

عبد الرحمن

قُل آمَنتُ بِاللهِ ثُمَّ استَقِم
İslam-TR Üyesi
Yanılıyorsun kardeş: Peygamn efendimiz döneminde de bir çok olay olmuştur. Yani kişiyi islamdan çöıakertan amel ve söz söylenmiştir ancak peygamber efendimiz buna karşın KAFİR ya daMÜŞRİK yada MÜNAFIK lafızlarını kullanmışmı? Ben bu konuda araltırma yapıyorum. Mesela: Bir kişi Allahın dışında başka bir şeye yemin etmiş ve peygamberin yanına gelmiştir peygamber ona kafir oldun mürted oldun diye hitpa etmemiştir. Yine birçok olayda bedeviler Ey MUhammed Adil ol! gibi kişiyi dinden çıakrtan sözler söylemişlerdir ama peygamber bunların karşısında yine KAFİR, MÜŞRİK, MÜNAFIK lafızları kullanmamıştır...kardeşlerden istediğim bu konuda okudukları bildikleri bir şey varsa paylaşmalarıdır..

Ben bu konuda kitap hazırlıyorum ve kitabıma koymayı uygun gördüğüm rivayetleride koyacağım ınsaallah...Şimdiye kadar 60 üzerinde sahih rivayet topladım...Bu rivayetlerde peygamber kafirlere müşrikler eyada irtidat etmiş kimselere bu tür lafızlar kullanmamış..Tabiiki bununda önemli bir neticesi ortaya çıkacak ki bu TEKFİRİN DİNİN ASLINDAN OLMADIĞI meselesidir...

Kitabın ismi: TEKFİR AHLAKI....

Allah'tan başkası adına yemin etmek haramdır ancak küfür değildir.

Zül Huveysıra'nın ise kafir olduğuna işaret etmiş, ancak onu öldürmekten imtina etmiştir. Merk dinden çıkmaktır.

-
بيْنَما نَحْنُ عِنْدَ رَسولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ وهو يَقْسِمُ قِسْمًا، أَتَاهُ ذُو الخُوَيْصِرَةِ، وهو رَجُلٌ مِن بَنِي تَمِيمٍ، فَقالَ: يا رَسولَ اللَّهِ اعْدِلْ، فَقالَ: ويْلَكَ، ومَن يَعْدِلُ إذَا لَمْ أَعْدِلْ، قدْ خِبْتَ وخَسِرْتَ إنْ لَمْ أَكُنْ أَعْدِلُ. فَقالَ عُمَرُ: يا رَسولَ اللَّهِ، ائْذَنْ لي فيه فأضْرِبَ عُنُقَهُ؟ فَقالَ: دَعْهُ، فإنَّ له أَصْحَابًا يَحْقِرُ أَحَدُكُمْ صَلَاتَهُ مع صَلَاتِهِمْ، وصِيَامَهُ مع صِيَامِهِمْ، يَقْرَؤُونَ القُرْآنَ لا يُجَاوِزُ تَرَاقِيَهُمْ، يَمْرُقُونَ مِنَ الدِّينِ كما يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ، يُنْظَرُ إلى نَصْلِهِ فلا يُوجَدُ فيه شيءٌ، ثُمَّ يُنْظَرُ إلى رِصَافِهِ فَما يُوجَدُ فيه شيءٌ، ثُمَّ يُنْظَرُ إلى نَضِيِّهِ، - وهو قِدْحُهُ -، فلا يُوجَدُ فيه شيءٌ، ثُمَّ يُنْظَرُ إلى قُذَذِهِ فلا يُوجَدُ فيه شيءٌ، قدْ سَبَقَ الفَرْثَ والدَّمَ، آيَتُهُمْ رَجُلٌ أَسْوَدُ، إحْدَى عَضُدَيْهِ مِثْلُ ثَدْيِ المَرْأَةِ، أَوْ مِثْلُ البَضْعَةِ تَدَرْدَرُ، ويَخْرُجُونَ علَى حِينِ فُرْقَةٍ مِنَ النَّاسِ قالَ أَبُو سَعِيدٍ: فأشْهَدُ أَنِّي سَمِعْتُ هذا الحَدِيثَ مِن رَسولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ، وأَشْهَدُ أنَّ عَلِيَّ بنَ أَبِي طَالِبٍ قَاتَلَهُمْ وأَنَا معهُ، فأمَرَ بذلكَ الرَّجُلِ فَالْتُمِسَ فَأُتِيَ به، حتَّى نَظَرْتُ إلَيْهِ علَى نَعْتِ النبيِّ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ الذي نَعَتَهُ..

الراوي: أبو سعيد الخدري | المحدث: البخاري | المصدر: صحيح البخاري
الصفحة أو الرقم: 3610
خلاصة حكم المحدث: [صحيح]
التخريج: أخرجه البخاري (3610) واللفظ له، ومسلم (1064)

İbn Übeyy'i misal verirsek, Maide suresindeki tevelliyi yasaklayan ayet geldiğinde tereddüdünün ardında yine boyun eğmiştir.

***

Soruyu çok geniş tutmuşsunuz. Kafir ve müşriklerin isimleriyle anılcakları ve mürtetlerin öldürüleceği şüphe götürmez ve nebi devrinde tatbik görmüştür. Tartışmaya müsait tek mevzu münafık ve zındığın tekfiri (tesbiti) ve infazıdır. Onun dışında Kur'anı ve Sahabeyi mesnet almayı reddederek herhangi bir hükme varılmaz.
 
Son düzenleme:
عبد الرحمن Çevrimdışı

عبد الرحمن

قُل آمَنتُ بِاللهِ ثُمَّ استَقِم
İslam-TR Üyesi
Tevafuk bugün Nisa suresindeki münafıklardan bahseden ayetlere denk geldim.

Size ne oluyor da münafıklar hakkında ikiye bölünüyorsunuz? Halbuki kendileri hak ettikleri için Allah onları küfre geri çevirmiştir. Allah’ın saptırdıklarını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah’ın saptırdıkları için asla doğruya yol bulamazsın. ﴾88﴿ Kendileri nasıl inkâr etmişlerse sizin de öyle inkâr etmenizi, böylece onlara eşit ve benzer hale gelmenizi isterler. (İman edip) Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan dostlar edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün; hiçbirini dost ve yardımcı edinmeyin. ﴾89﴿

İmam Taberi ayetin nüzul sebebi hakkında birçok rivayete yer veriyor, nihayet kendisi ayetin Mekke'de bulunan ve İslam'ı izhar etmelerine rağmen müşriklere destek veren münafıklar hakkında indiği rivayetini tercih ediyor. Ashab bu taifenin durumu hakkında ihtilafa düşmüş, kimi mümin olduklarını, kimi de münafık oldukları ve onlarla savaşılması gerektiğini savunurken, Allah teala onların küfre döndüklerini ve hicret edene (İslam'a dönene) dek mümin sayılmayacaklarını beyan etmiştir. Takip eden ayetler de savaş ve barış durumlarını ayırt etmektedir. Tüm bunlar Resulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Darül İslam'da ikrar ve itaati esas aldığını gösteriyor.

Ancak daha sonraları zındıkların toplumda yükselmesi, zengin olmaları ve insanların inancını ifsat etmeleri yüzünden alimler bunların tövbeye davet edilmesi (İmam Şafii, Hanefiler) ve kabul etmedikleri takdirde infaz edilmeleri gerektiğini belirtmişlerdir. 11. yüzyılda ise batınilerin yükselişiyle ikrara güven ortadan kalkmış, Şafii olan İmam Gazali, el-Maverdi ve Hanbeli el-Ferra başta ekseri ulema tövbeye daveti şart koşmamışlardır. Bu görüş daha önce Arap bedeviler hakkında İmam Malik'ten de rivayet edilmiştir (bkz. Griffel, Frank. “Toleration and Exclusion: Al-Shāfi‘ī and al-Ghazālī on the Treatment of Apostates”. Bulletin of the School of Oriental and African Studies 64, sy 3 (Ekim 2001): 339-54).

Resulullah Medine'de hakim konumdaydı ve vahiy sahibi olmasından ötürü dine bir fesat ilişmesinden de korkulmazdı. Ancak görüldüğü üzere, münafıkların kafirlere iltihak etmesiyle kendisine gelen vahiy üzere onlardan beraat etmiş, onlara karşı tavır takınmıştır. Aynı zamanda Allah Resulü ashabını küfre ve nifaka karşı uyarıyordع ve bu minvalde örneğin küfre düşen imamın velayetinin düştüğünü haber vermiştir (illa en tera kufran bevaha). Ki Ebu Bekir radıyallahu anh de vahyin irşadıyla namaz ve zekatı bırakan mürtetlere karşı cihad etmiştir. Neticede iman kalptedir ama nifaklarını söz ve filleriyle izhar eden fasıkların zulüm ve fesadı karşısında Müslümanlar sessiz kalamaz.

İlaveten Peygamber efendimiz Medine'deki münafıklara dokunmamasının hangi maslahata dayandığını da açıklamıştır. Hz. Ömer İbn Übey'in boynunu vurmak istediğinde, Allah Resulü: bırak onu, insanlar Muhammed etrafındakileri öldürüyor demelerini istemiyorum, demiştir.

- كنا في غزاةٍ قال سفيان يرونَ أنها غزوةَ بنِي المصطلِقِ فكسعَ رجلٌ من المهاجرينَ رجلا من الأنصارِ فقال المهاجريّ ياللمهاجرين وقال الأنصاريّ ياللأنصارِ فسمعَ ذلكَ النبي صلى الله عليه وسلم فقال ما بالُ دعوى الجاهليةِ قالوا رجلٌ من المهاجرينَ كسَعَ رجلا من الأنصارِ فقال النبي صلى الله عليه وسلم دعوهَا فإنها مُنتَنةٌ فسمع ذلكَ عبد الله بن أبي ابن سلولٍ فقال أوقدْ فعلوها واللهِ لئن رجعنا إلى المدينةِ ليخرجنّ الأعزّ منها الأذلّ فقال عمرُ يا رسولَ اللهِ دعني أضربْ عنقَ هذا المنافقِ فقال النبي صلى الله عليه وسلم دعهُ لا يتحدثُ الناسُ أن محمدا يقتلُ أصحابهُ وقال غيرُ عمرَ فقال له ابنهُ عبد الله بن عبد الله والله لا تنقلبْ حتى تقرّ أنكَ الذليلُ ورسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم العزيزُ ففعلَ.

الراوي: جابر بن عبدالله | المحدث: الترمذي | المصدر: سنن الترمذي
الصفحة أو الرقم: 3315
خلاصة حكم المحدث: حسن صحيح
التخريج: أخرجه البخاري (3518)، ومسلم (2584)، والترمذي (3315) واللفظ له، والنسائي في ((السنن الكبرى)) (8863)، وأحمد (15223)

Tekfir ancak geniş bir tahkik, hatta mümkün olduğu takdirde muhakeme ile gerçekleşmelidir. Bugün tekfirde aşırıya gidenler mevcut, bununla birlikte din-i mubini muhafaza etmek için münafıklar ve zındıkların tekfir edilmesi elzemdir. Öyleleri var ki, Nusayrileri, Yezidileri, Bahaileri, Cemal Nasır'ı ve nicelerini Müslüman addediyorlar. Bu mevzuda en sağlam yöntem, rabbani ulemanın tekfirinde ittifak ettiklerini tekfir etmektir.

Tekfire karşı uyarmak güzel bir eylemdir, ancak kanımca ulemanın bize miras bıraktığı gelenek (usulü fıkıh, tefsir başta) bu gayede itibara alınmadığı takdirde amaçlanan etkiyi elde etmek zordur. Aşırı tekfirci bir kimse kendisine tekfir diye bir şey yoktur diyeni ciddiye almaz. Eğer muhatabımız aşırı tekfirci kitleyse, onların düşüncesinin işleyiş ve mantığını tespit edip, vaki olan hatalı çıkartmaları düzeltmemiz gerekir.
 
Son düzenleme:
ez-Zehebî Çevrimdışı

ez-Zehebî

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Benim istediğim ve katkılarınızı beklediğim konu muayyen bir şekilde "Kafir" Müşrik " Münafık" gibi sözler söylemişmidir?
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem muayyen olarak adamın babasına ateşte dedikten sonra ağzından kafir kelimesi çıksa veya çıkmasa ne değişecek? Üstelik tekfirin dinin aslından olup olmadığı meselesini nasıl sahabeden ve ayetten bağımsız inceleyeceksiniz? Rasulullah'ı eğiten Kuran değil miydi? Sahabeyi eğiten Rasulullah değil miydi? Dolayısı ile onların örneklikleri olmadan İslam dininde nasıl bir adım atmayı düşünüyorsunuz? Ayrıca kitap yazma ilim ve tahkik gerektirir. Eğer ilminiz ve tahkikiniz varsa bu soruyu buraya açmazdınız. Eğer yoksa boyunuzu aşan işlere girişiyorsunuz. Selamun Aleykum.
 
Son düzenleme:
عبيد Çevrimdışı

عبيد

إذا لم تخلص فلا تتعب
Allah'tan başkası adına yemin etmek haramdır ancak küfür değildir.

Zül Huveysıra'nın ise kafir olduğuna işaret etmiş, ancak onu öldürmekten imtina etmiştir. Merk dinden çıkmaktır.

-

İbn Übeyy'i misal verirsek, Maide suresindeki tevelliyi yasaklayan ayet geldiğinde tereddüdünün ardında yine boyun eğmiştir.

***

Soruyu çok geniş tutmuşsunuz. Kafir ve müşriklerin isimleriyle anılcakları ve mürtetlerin öldürüleceği şüphe götürmez ve nebi devrinde tatbik görmüştür. Tartışmaya müsait tek mevzu münafık ve zındığın tekfiri (tesbiti) ve infazıdır. Onun dışında Kur'anı ve Sahabeyi mesnet almayı reddederek herhangi bir hükme varılmaz.
Kardeşlerin söylediklerine şunları eklemek istiyorum:

Resulullah'ın bizim için bağlayıcı olan yönleri sadece sözleri değildir ki. İlla şu munafıktır demesi gerekmiyor. Münafıkların namazını kıldırmaması ile ilgili ayet indiğinde Abdullah ibn'i Ubeyy'in namazını kıldırmaması ve kardeşlerin verdiği örnekler Rasulullah'ın sessiz kalarak ve fiilleri ile tekfir ettiği durumlara örnektir.

Şu hadiste hakeza sözlü olarak tekfir örnektir:

Eğer kavmin küfür dönemine yakın bulunmamış olsaydı Kâbe’yi yıktırıp İbrâhim’in temelleri üzerine yeniden inşa ederdim” (bir başka rivayette: “dışarıda bırakılan kısmını içeri aldırırdım”) (Buhârî, “Ḥac”, 42; Nesâî, “Ḥac”, 125)

Bir başka örnek:

Resullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'de zorluklar içerisinde yaşadığı,Ebu lehebin kendisini himayesine aldığı dönemde Ebu Cehil bundan rahatsız olmuş ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin babasının cehennemde olduğunu söylemiştir.
Ebu lehep buna inanamamış Rasullah'a gidip kendi babasının nerede olduğunu sormuştur. Rasulullah da "o da babaları ile (veya babası) ile beraberdir" demiştir.
Ebu lehep de bu söz ile kendi ceddinin cennete olduğu ve dolayısıyla kendi babasının da cennette olduğu çıkarımında bulunmuştur.
Ebu leheb dönünce Ebu Cehil kendisinde bir değişim olmadığını görmüş ve kendisine Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin ne cevap verdiğini sormuştur. Verilen cevabı aktarınca: "git sor onun babaları ( Ebu lehebin babasının) nerededir?" demiştir.
Ebu lehep dönünce Rasulullah sallallahu ve sellem kendisine "o da babalarıyla beraber cehennemdedir" demiştir.
bunun üzerine Ebu lehep himayesini Rasulullah'tan kaldırmıştır.

Tekfir İslam'da vardır bir kısmı da dinin aslındandır. Örneğin İmam nevevi el mekasid'da belli başlı bazı imanî başlıkları saydıktan sonra:

كل ما علم من الدين بالضرورة فلايمان بهواجب،والجاحد له كافر

"Dinden zaruri olarak bilinen şeylere iman etmek vaciptir. Kim bunlarla çekişmeye düşerse o kâfirdir/ kâfir olur." diyor.

Bu kimselerin küfrü yahudi ve hristiyanların küfrü gibidir.

Aynı şekilde Ebu hatim er razi ( isim biraz farklı olabilir) Kur'an'ın mahluk olması meselesinde "kim ne kastedildiğini bilerek Kur'an mahluktur derse o kafir olur . Ona kâfir demeyen de kâfir olur." diyor.

Kur'an'daki tekfir ile ilgili ayetler, bu fiilleri işleyen kişiler üzerinde isimlendirme yapmamıştır diyebilirsiniz.
Rasulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem bunun dışında fiilleri,görüp de sessiz kaldıkları ve yapılmasını söyleyip de kendisinin yapmadığı ( el mekasıd, imam Nevevi, -Muharrem ayının tâsua orucunu son duruma göstermiş-) durumlar da bağlayıcıdır. Bunlar farz- vacip, sünnet, haram, mekruh, mübah olabilir.
Hareket ettiğiniz metod peygamberin kendi başına dinmiş gibi algılanmasına neden oluyor. Halbuki Kur'an, Resul ve sahabe birbirinden ayrılamaz 3 temel kaynağımızdır. Bidat fırkaları da İslam'ın kaynak olan asıllarını birbirinden ayırarak,nassların bir kısmını alıp bir kısmını bırakarak doğmuştur. Metodunuz usule aykırı. Çünkü İslam'ın en temellerinde Kur'an, sünnet ve sahabenin birbirinden ayrılmaması vardır.

Resulullah'ın bazen bazı şeyleri direkt söylememesi davetine problem çıkarabileceği veya daha başka mefedetler nedeniyledir.

Bir de şu nasihati bulunmak istiyorum:

Kalemlerin çoğalması( yani kitapların, yazıların) ve gençlere din sorulması kıyamet alâmetlerindendir. Bu konuda kitap yazma meselesini tekrar düşünmenizi tavsiye ederim. Başka bir hadiste Kur'an hakkında bilgisizce konuşulduğunda isabet edilse de hata edildiği bildirilmektedir.

Kuran'da bazı günahların sıralamaları üzerine İbn kayyım Allah hakkında bilgisizce konuşmanın şirkten daha büyük olduğu çıkarımını bildirmiştir.

Ayrıca bu mesele ümmetin uzun süre ihtilaf ettiği, koca koca âlimerin bazı meselelerinde içinden çıkamadığı bir mesele. Çok büyük bir işe adım atmaya niyet etmişsiniz. Bu kitap basılıp okunursa olur da hata ederseniz gerçekten ben "hadislerden hüküm çıkaracak kadar bilgim vardı" diye hesap verebilecek misiniz?
Ayrıca hüküm çıkaracak kadar bilginiz varsa bizim gibi "avamdan" olan insanlara neden soru sorma ihtiyacı duydunuz?
 
TUVEYLİB Çevrimdışı

TUVEYLİB

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Bazı arkdaşlar lüzumsuz lüzumsuz konuşmuş bazıları ise güzel noktalara isabet etmiş. Kitap yazma konusunda size mi banışacaktım yazıyım mı yazmayım mı diye? Yahut burada bazı şeyleri istişare etmeye niyetlenmem benim kitap yazamıyacağımımı gösterir! Allah teala birçok ayet istişare etmeyi emretmiş hakeza peygamberde birçok hususta ashabıyla hatta eşleriyle bile istişare etmiş. Bu konuda eleştiren arkadaşlara bu yüzden katılmıyorum. Bir araştırma çok yönlü olur benim ulaşmadığın, görmediğim, bulamadığım noktaları başka bir kimse bana gösterebilir...

İSTİŞARE EDEN PİŞMAN OLMAZ...

Diğer husus ki bu konuda eleştiri yöneltenler benim niyetimi bilmedikleri için yanlış anlamışlar...Benim kitabı yazmamdaki hedefim: Peygamberin bizatihi tekfir hususundaki ahlakını ortaya koymak yoksa bu konuda ayetleri -haşa- yada ashabı takmamak veya bu konuda onlara uymamak değildir ki! Bu nedenle meseleyi bazı arkadaşlar yanlış anlamış....

Diğer bir husus Dinin aslı meselesi, tekfir dinin aslından değildir. Tekfir şer-i bir hükümdür, naslarla bilinir. Kişinin küfre girmesi nassın yalanlanmasından kaynaklanır yoksa dinin aslının terk edilmesinden değil. Bu konuda söz söyleyen alimler dinin aslını dile getirirken dinin zaruri olarak bilinmesi gereken konularının bilinmemesi yahut nekzedilmesini dile getirirler.

Yine bir arkadaş, Allah'ın dışında başka bir şeye yemin etmek haramdır demiş...Hayır küfürdür ancak bazı alimler yemin edilen şeye tazim etme şartı koşmuşlardır yoksa bütün alimler Allahın dışında başka bir şeye yemin etmenin küfür olduğunu söyler..

Tekfirin dinin aslı olup olmadığı konularında ve hususlarda bilgi edinmek isteyenlere şu kitapları mutlaka tavsiye ederim..
26558
26559



Ayrıca bazı hususlarda fikri veren, yol gösteren arkdaşlara teşekkkür ederim..

Not: Araştırmam ve istişarem halen sürmektedir. Yani Kitabı yazmaya devam ediyorum :)

Gerekirsede araştırmamda elde etmiş olduğum başlıkları burda sizlerle paylaşacağım...
 
Son düzenleme:
Üst Ana Sayfa Alt