Çözüldü Peygamberin Helal-haram Koyma Yetkisi Var mıdır?

Ümmü Yasir

İşlerimizin hepsini düzelt Allah’ım...
İslam-TR Üyesi
Hocam M. İslamoğlu Twitter'da anket düzenlemiş ve bu soruya cevap olarak "sadece Allah'a aittir" dedirtmiş takipçilerine.Peygamber düşmanı bu adam insanları ağzını eğip bükerek aldatıyor. Rabbim bunlardan korusun ümmeti Muhammed'i.

Bu sorunun cevabını delilleriyle birlikte burda yazarsanız çok daydalı olur diye düşündüm.Şimdiden Allah svt radı olsun ve ilminizi artırsın hocam.
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
"Rasulullah (s.a.v.)'ın helal haram koyma yetkisi yoktur" veya "peygamberin sadece ayet (vahy) inerken Rasul, diğer zamanlarda ise Nebi'dir dolayısıyla hata yapabilir." diyerek Rasulullah'ın sözlerine ve ummetin fıkıh kaynağı olan hadislerine dolayısıyla güvenilmez intibaı meydana getirmek isteyenlere baktığımızda muhatabımızı ya hadis inkarcısı ya da hadisler konusunda samimi olmayan kafasına göre eleme yaparak ayıklayarak kullanan muasır mutezili-şia tıyniyetliler ve oryantalist sapkınlar olduğunu görürüz.

Allah (c.c.) kitabında (Necm suresinde) şer'i meselelerde Rasulullah (s.a.v.)'in konuştuklarının vahye dayandığını bildirmiştir.
"Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı. O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz. O (nun konuşması kendisine) vahyedilenden başkası değildir." (Necm 2-3-4)



الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ يَأْمُرُهُم بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَاهُمْ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَآئِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَالأَغْلاَلَ الَّتِي كَانَتْ عَلَيْهِمْ فَالَّذِينَ آمَنُواْ بِهِ وَعَزَّرُوهُ
وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُواْ النُّورَ الَّذِيَ أُنزِلَ مَعَهُ أُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye, O ummî Peygamber'e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri (ağır yükleri) indirir. O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır. (A'raf 157)

Ayette Rasulullah (s.a.v.)'in helal ve haram koyabileceği açıkça bildirilmiştir. Ayrıca Âyet-i kerimede, "O Peygamber, onların üzerlerindeki ağır yükleri kaldırır" buyurulmaktadır. Burada zikredilen 'Ağır yük'ten neyin kastedildiği hususunda iki görüş zikredilmiştir.
Abdullah b. Abbas, Hasan-ı Basri, Mucahid ve Suddi'ye göre burada zikredilen "Ağır yük" Allah Teâlâ'nın İsrailoğullarından, Tevratla amel edeceklerine dair aldığı ahd ve yeminlerdir. Muhammed (s.a.v.) gelince İsrailoğullarının ona iman ederek bu ahidlerinden kurtulmuş olmaları söz konusudur. Bu nedenle sırtlanndaki ağır yükleri kalkmış olur.

Katade, Said b. Cubeyr, Mucahid ve İbn-i Zeyd'e göre ise âyette zikredilen 'Ağır Yük'ten maksat Allah Teâlâ'nın, İsrailoğullarına koyduğu, ganimetlerin haram olması, idrarın isabet ettiği elbisenin ancak kesilerek temizlenmesi gibi ağır hükümlerdir. İslam dini geldikten sonra Allah Teâlâ bu ağır hükümleri kaldırmıştır. Bu itibarla Rasulullah'a iman eden Yahudilerden bu gibi yükler kaldırılmış olur.


Bir başka ayette yine

قَاتِلُواْ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَلاَ بِالْيَوْمِ الآخِرِ وَلاَ يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَلاَ يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُواْ الْجِزْيَةَ عَن يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ
Kendilerine kitab verilenlerden Allah’a ve âhirat gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, ezilip büzülüp kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.” (Tevbe, 29)

Ey iman edenler, kitab ehli olan Yahudi ve Hristiyanlardan, Allaha ve âhirat günündeki cennet ve cehenneme iman etmeyen, Allah'ın ve Peygamberi Muhammed'in haram kıldığı şeyleri haram saymayan,aksine, haham ve papazlarıın meşru saydıklarını meşru sayan ve hak din olan İslamı din kabul edip ona boyun eğmeyenlerle, ister istemez boyun eğip bizzat kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.

Bu hususta Ebu Rafi (Ebu Rafı, Rasulullah'ın azadlı kölesi olup, İsmi Eslem'dir) Rasulullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
"Sakın sizden birinizi koltuğuna yaslanmış otururken, kendisine emrettiğimiz veya yasakladığımız hususlardan bir husus geldiğinde "biz bunu bilmiyoruz. Biz Allah'ın Kitabında ne bulduksa ona tabi oluruz" diyen biri olarak görmeyeyim. "
(Ebû Dâvûd, Kit. Sunnet, bab: 6 hadis no: 4605; Tirmizî, Kit. İlim, bab: 10 hadis no: 2663; İbn Mâce, Kit. Mukaddime, bab: 13)

Mikdam b. Mâdi Kerib ise Rasulullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Dikkat edin! Bana kitab, bir de onun kadarı (vahy-i gayri metluv) verilmiştir.” Yakında karnı tok olan ve koltuğuna yaslanan bir kişi: "Siz sadece bu Kur'an'a sarılın. Siz onda neyin helal olduğunu görürseniz onu helal sayın ve neyin de haram olduğunu görürseniz onu haram sayın" diyecektir. Dikkat edin! Ehlî eşeklerin etleri size helal değildir. Köpek dişi bulunan yırtıcı hayvanların etleri de helal değildir."
(Ebû Dâvûd, Kit. Sünnet bab: 6, hadis no: 4604; Tirmizî, Kit. İlim, bab: 10, hadis no:2664; İbn Mace, Kit. Mukaddime, bab: 12; Musned, İmam Ahmed, c. IV, sh. 131.00)
Diğer bir rivayette şöyledir:

"Dikkat edin olabilir ki, koltuğuna yaslanan bir kimseye benim hadisim ulaşır. O da der ki: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı bulunmaktadır. Onda neyin helal olduğunu görürsek onu helal sayarız. Neyin de haram olduğunu görürsek onu haram sayarız." Dikkat edin. Allah'ın rasulunün haram kıldığı, Allah'ın haram kıldığı gibidir."

(Tirmizî, Kit. ilim: bab: 10, hadis no: 2664)


Şimdi buraya daha fazla dikkat edelim:


"Zanlarınca dediler ki:"Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar." Bir kısım hayvanları da üzerlerine Allah'ın adını anmadan boğazlarlar. Bütün bunları Allah'a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktır.
"Dediler ki: "Bu hayvanların karınlarındakiler sadece erkeklerimize ait olup kadınlarımıza haramdır". Eğer ölü doğarsa o zaman hepsi onda ortaktır. Bu nitelemelerinden dolayı Allah onların cezasını verecektir. Çünkü O hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
" Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah'a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki, ziyana uğradılar. Bunlar, doğru yoldan sapmışlardır; hidayete erecek de değillerdir.

"Asmalı ve asmasız (üzüm) bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeşit çeşit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde yaratan O'dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını (zekat ve sadakasını) verin; ama israf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.
"Hayvanlardan da
(çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır. Allah'ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın (peşinden gitmeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
"Sekiz çift: Koyundan iki, keçiden iki. De ki: "
(Allah), iki erkeği mi haram kıldı yoksa iki dişiyi mi, ya da iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Eğer doğru iseniz bana ilimle haber verin."
"Ve deveden iki, sığırdan iki. De ki:
(Allah), "İki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi, ya da iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Yoksa, Allah'ın size böyle vasiyet ettiğine şahitler mi oldunuz? (O'nun yanında mıydınız?). Böyle hiçbir bilgiye dayanmadan, insanları saptırmak için, Allah'a karşı yalan uydurandan daha zâlim kim olabilir? Şubhesiz Allah, o zalimler topluluğunu doğru yola iletmez"

"De ki: "Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, veya akıtılmış kan, yahud domuz eti - ki bu gerçekten pistir yahud Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvan olursa, bunlar haramdır. Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir)" Çünkü Rabbin çok bağışlayandır, merhamet edendir.
"Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahut bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz." (En'am 138 - 146)


Ayetlerin muteber tefsirlerde mevzusunu ve nuzulunu incelediğinizde göreceksiniz ki, muşriklerin, Allah'ın kendine helal kılmış olduğu tırnaklı evcil hayvanların (ki ilgili ayet "en'am" suresinde geçer ve koyun, keçi gibi küçük baş anlamındadır) çeşitli sapkın adetler ile kendilerine haram kılmaları üzerine Rabbimiz, habibibine "onlara de ki" buyurarak bu tür hayvanlar(ın)dan hangilerinin nasıl haram olduklarını 145. ayetinde buyurmuştur. Bunlar da aslen helal olan hayvanların leş (üzerine Allahın adı anılmadan kesilmiş ya da farklı yollarla ölmüş) olanlar, Yine bu hayvanların damarlarındaki ve kesilmesi sonucu akan akıtılmış kanları, ve tırnaklı olmasına rağmen domuzun kendisinin tamamının haram olduğunu bildirmiştir.

Bu hayvanlardan üzerine Allah'ın adı anılmadan ölen (leş) hayvanlar olmakla beraber, bu hayvanlardan olmayan deniz ürünü balıkların ölüsü ve çekirge; kandan ise dalak ve (kara) ciğer bu ayete rağmen helaldir. (Ahmed b. Hanbel, Musned, c. 2, s. 97; İbn-i Mâce K. el-Et'ime, bab: 31, Hadis No: 3314) Çünkü müslümanlar 6000 kusur ayeti cımbızlamamaktadır!

Yine En'am suresi 145. ayette bahsedilen haramların haricinde Allah (c.c.) Kur'an-ı kerimde faizi, yakın akraba nikahı, ihramlı iken kara avı, şirk, çocukları öldürmek, vs .. haramlar kılınmıştır. Bu sebeble sadece bir ayete at gözlüğüyle yaklaşıp bundan başkaları helaldir demek nasıl bâtıl ise, Kur'an-ı Allah katından Cebrailden alan Rasulullah (s.a.v.)'ın söyleyerek aktarması sonucu eline ulaşıp okumasına rağmen, Kur'an-ı kabul eden zavallıların, aynı nebinin zikrederek yazılması sonucu sahih olarak eline gelen hadisleri okumasına rağmen körü körüne reddetmek hangi mantıklı beynin amelidir?
Üstelik iman ettiğini zikrettiği kitabın Rabbi, peygamberin yasak koyma yetkisinin bulunduğunu bildirmesine rağmen, Kur'anın emirlerinin uygulamasının sadece (abdest, namaz hac vs) sunnette olduğunu bile bile hadis düşmanlığı akıl, izan ve iman dışıdır!




Bütün bunlardan sonra Peygamberi hafife almayı ve onun sünnetini red etmeyi, bir modernlik sayan, kendilerinin de aydın ve ileri görüşlü oldukları vehmine kapılan bir kısım zayıf iradeli taklidçilere şunu hatırlatmada fayda vardır:
Sizler Rasulullah'ın sünnetini reddederek biryere varamazsınız. İslâm'a hizmet etmeniz yerine ona şubheler sokmuş oluyorsunuz. Rasulullah'ı devre dışı bırakarak, Kur'an'ı felsefi görüşleriyle açıklamaya çalışan şımarıklara zemin hazırlıyorsunuz. İçinizden kâfirlere şirin görünme hastalığına yakalananlar da şunu iyi bilsinler ki, bu halleriyle onlara yaranamazlar. Müslüman olduğunuzu söylediğiniz müddetçe sizler onların nezdinde gericisiniz. Örümcek kafalısınız. Yobazsınız. Murtecisiniz. O halde nedir sizin bu haliniz? Kimlere hizmet ediyorsunuz? İyi niyetli olmanız yeterli değildir. Biraz da kafanızı çalıştırıp bilgisizliğinizi anlayınız. Aczinizi itiraf ediniz. Allah'ın elçisinin önüne geçmekten haya ediniz ve şu âyetin sesine kulak veriniz:
"Ey iman edenler! Allah'ın ve Rasulunün önüne geçmeyin. Allah'dan korkun. Şubhesiz ki Allah, işiten ve bilendir." (Hucurat 1)
 
Son düzenleme:

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
SORU :
Ümmü Yasir
Hocam böyle yapan kişilerin hükmü nedir??? Yani alimlerin ittifak ettiği bir konu diye hatırlıyorum ama yanlışsam siz düzeltin inşaAllah... Yani peygamberi haram belirleyici olarak görmeyenlerin durumu nedir?? Böyle yapanlara dinden çıktıklarını söylemekte bi mahzur var mı?? Herzamanki gibi delilleriyle yazarsanız sevinirim. Allah svt ilminizi artırsın...

Abdulmuiz hocam birde peygamberin hükmünü reddedenler Nisa 65. ayetinde "iman etmiş olmazlar" diyor Rabbimiz. Bu sonuç peygamberi haram belirleyici görmeyenler için de geçerli mi??

Bazıları şöyle diyor: peygambere (sav) haram belirleyemez diyenlere dinden çıktıklarını söylemek doğru olmaz, eğer öyle olsaydı bununla ilgili Allah svt ayet indirip " sana böyle diyenler dinden çıkar" gibi bir ayet olurdu diyor...Bununla ilgili de ilminizi paylaşmanızı bekliyorum inşaAllah. Cezakallahu hayr...
İki sualine de ; bunların yaptıkları küfür olsa da salt yazı veya yorumlardından dolayı dinden çıkmıştır (girmişse tâbi) veya ebedi cehennemlik kâfirdir gibi net tekfirini vermekten kendi imanımızı riske atmamak için sakınmalıyız. Gerek Dar'ul Harbde olduğumuzdan bunları sorgulayıb yargılayan, Kur'an ve sunnete delillerle davet eden olunamaması, gerek kendi sapkın akidelerini zaman zaman fasid de olsa tevillerle delillendirmeye çalışmaları gerek cehaletleri, tekfirin mânileri gereğince şahsı muayyen olarak "kâfir" hükmü vermekte acele etmememiz gerekir. Her ne kadar böyle olsa da bunlara dalâlet, sapık, sapkın gibi sıfatlandırmaları vermekten çekinmeyiz.

Eğer ummetin mutevatir dediği hadisleri inkâr ettiği tesbit edilirse, onlarca sahabe, tâbiin ve râvileri yalancılıkla itham ettiği için tekfir ederiz.

Bahsettiğiniz Nisa 65 ayeti de bu kapsamda muhataba tatbik edemediğimizden aynı pratiğe indirgenmesi gerektiğine inanıyorum.
Bazılarının dediğini söylediğiniz, Kur'anda ayet olması lazımdı vs bu tür yalpalamalar doğru değil. Böyle ayet olsa, zaten bunlar kendi kendilerini de tekfir ederdi. Kısacası böyle bir şart yoktur.


Silinen Mesaj Eklendi


İlgili Konu:


Şeyh Makdisi : Tekfirin Şartları, Engelleri ve Sebebleri
https://www.islam-tr.org/konu/seyh-makdisi-tekfirin-sartlari-engelleri-ve-sebepleri.12127/

Şeyh Hasan Karakaya : Tekfire Mazeret Olabilecek Durumlar

https://www.islam-tr.org/konu/seyh-hasan-karakaya-tekfire-mazeret-olabilecek-durumlar.9808/
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt