İlmi Konu Küfür Düzenini Korumak - Tağuta Askerlik

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
KÜFÜR DUZENİNİ KORUMAK - ASKERLİK



“ -- Melekler ; kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara ; "Ne yapıyordunuz ?" derler. Onlar da: "Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik." derler. Melekler de: "ALLAH'ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya " derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü dönüş yeridir.“ (Nisa 97)

Kur’an-ı Kerim’de geçen bu ayetin nuzul (iniş) sebebi , bu ayetin tefsirlerinde anlatılmaktadır , ve bizim için bu konuda mihenk noktası olmaktadır . Nisa suresinin 97 ayetinin tefsirinin haricinde Buhari (rahimehullah), (Sahih-i Buhari ; 65- KITABUT-TEFSIR, 92. bab, No 118) şöyle rivayet etmektedir:
şöyle rivayet etmektedir:

“Mekke ehlinden Rasulullah (s.a.v.) ile beraber hicret etmemiş bir topluluk hakkında inmiştir. Bunlar fitneye düşerek Bedir savaşında müslümanların karşısında, müşriklerin safında savaşa katılmışlardır. Bu kimseler Rasulullah’ın Mekke’den Medine’ye hicret etmesine rağmen, bugün yarın hicret ederim diyerek, bahçe işlerim, ticaretim işlerimi tamamlayayım vs. diyerek çeşitli nedenlerden dolayı hicrete katılamamışlardı. Fakat müslüman olduklarını, ibadetlerini müşriklerden de gizliyorlardı. Kur’an okuyorlar, namaz kılıyorlardı.
Bedir harbi yaklaşınca muşrikler bunları harbe katılmak için zorladılar. Onlarda müslüman olduklarını açıkladıkları zaman öldürülme korkusyla, istemeye istemeye Bedir harbine katıldılar. Muharebe esnasında savaş kıyafetlerini kuşandıkları için kimse kimseyi pek seçemiyordu. Savaşta müslümanların oklarıyla öldürüldüler. Bedir harbi bitip te ölüler ve yaralıların arasında gezerlerken bu hicretten geri kalıp muşriklerin ordusunda kalıp ölen müslümanlar fark edilince Medine’li müslümanlar arasında ihtilaf baş gösterdi.
Bir kısım onların kafir olarak öldüğünü, diğer bir kısım ise müslüman kardeşlerimizi öldürdük diye üzülüyorlardı. İşte bu ihtilaf halinde iken müminler, ALLAH (c.c.) bu ayet-i kerimeyi (Nisa 97) indirerek hicret etmeyip kafirlerin safında savaşa katılanların özürlerini, işledikleri küfür ameli sebebiyle reddettiğini ve onların cehennemle cezalandırıldığını bildirdi.
Kelime-i Şehadeteyni söyleyip ALLAH’ı ve Rasulunu kabul edip ibadetlerini yapmasına (kur’an , namaz, zikir vs.) rağmen şeriat ile yönetilmeyen bir devletin bekası (velev ki doğup büyüdükleri vatanları olsun) ilke ve inkılaplarının yürürlükte kalması ve payidarlığı için savaşanın durumu “şehid”lik değil “Niyazilik”tir.
Zira gördük ki sahabe olmasına, iman etmesine hatta ibadetlerini yapmasına rağmen asker kendi inancına göre değil “anayasanın dinine göre” ölüyor. Bu yüzdendir ki O sahabeler aynı savaşta (Bedir) ölen cahiliye anayasasının baş komutanı olan Ebu Cehil ile aynı yere (cehennem) gönderilmiştir.

(Ayrıca Taberi ve Kurtubi tefsirlerinde ilgili ayetin açıklaması da yapılmıştır)
“Melekler, müslümanlarla beraber hicret etmeyip bedir savaşında müslümanlara karşı savaşan kafirlerin safına katılanlara soracaklar :
“Hangi saftaydınız? Müslümanların safında mı , yoksa muşriklerin safında mı“
Onlar: “Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik“ yani “biz kafirlere karşı güçsüzdük, devlete gücümüz yetmezdi. Eğer onlara katılmasaydık müslüman olduğumuzu anlayıp bizi öldürürlerdi “ şeklindeki mazeretlerini ileri sürecekler. Melekler ise bunu mazeret olarak kabul etmeyerek onlara: “ ALLAH’ın arzı dar mı geldi (yer yüzü geniş değil miydi) hicret etseydiniz ya?” yani hicret etseydiniz bu duruma düşmezdiniz, çünkü hicret imkanınız vardı, diyecekler ve bu kişiler işledikleri küfür ameline karşılık ceza olarak cehenneme atılacaklardır. Denilebilir ki . Bu kişilerin özürlü sayılmaları gerekmez mi?
Çünkü savaşa katılmasalardı kafirler tarafından öldürüleceklerdi. Buna cevap olarak denilir ki :
Bu kişiler ellerinde hicret etme imkanı olduğu halde hicret etmediklerinden dolayı bu duruma düşmüşlerdi. Hicret etseydiler bu duruma düşmeyebilirlerdi.Bu yüzden ALLAH (c.c.) onların mazeretlerini kabul etmedi.




Irak'ta ABD askerleri tarafından başlarına çuval geçirilen Türk Subay Astsubayı!

CUVAL  BAYRAMI.jpg
Irak İşgalinde Namaz Kılan(!) Kafir ABD Askeri

Şimdi bu olayı günümüzde tefekkür edelim:

Ölümden korktukları için kafirlerin safında savaşa katılanlar kafir olarak ölerek cehenneme gidiyorsa ; ülkelerinde daha önce İslam kanunlarıyla hükmedilirken daha sonra küfür kanunları hakim olduğunda kafirlere yardım eden , onların kanunlarını kabul eden veya destekleyen ; tevhidin yükselmesi için mücadele edip küfrün duğunu anlamış oluyoruz. !
Halka karşı haşin tavırlı, çatık kaşlı, halkını horlayan, küçük gören, halkı ezmekten, dipçiklemekten garip bir haz duyan, halkının inançlarıyla alay eden, ordu içinde değil namaz kılmak, namaz kılanlara musamaha eden subay ve astsubayları bile içinde barındırmayan, değil kışlada, sokakta, lojmanlarda bile başını kapatan hanımların subay eşlerini ordudan ihraç sebebi sayan bu kemalist generaller, halkın huzurunu ve devletin sınırlarını koruyabilir mi?
Malûm; Askerleri bağlayan bir “Disiplin Hukuku” ve o hukuka aykırı eylemlerin “ceza”larını düzenleyen bir “kanun” var... Evet; “477 Sayılı Yargılama Usûlü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanun”dan söz ediyorum... Bu kanunun “58. Madde”sinde, aynen şöyle deniliyor:
“Resmî üniforma ile genelevlere, kumarhanelere, meyhanelere, barlara ve girilmesi garnizon komutanlıklarınca yasaklı yerlere girenler veya sarhoşluğu gizlenmeyecek derecede olanlar; yedi günden, bir aya kadar oda veya göz hapsi cezası ile cezalandırılırlar!”
Madde, gayet açık: “Üniformalı” olarak, “genelev”e, “kumarhane”ye, “meyhane ve bar”lara gitmenin cezası, 7 günden 1 aya kadar “oda” veya “göz” hapsi!.. Ama; Aynı “üniforma” ile “cami”ye gidip “namaz” kılarsan, yALLAH!.. Hem de, “ceza hukuku” kapsamında böyle bir “suç” yokken!..

Üniforma ile “cami”ye gitmek, “kerhaneye” veya “meyhane”ye gitmekten daha ağır ceza ile çarptırılıyor.Bu en yakın tarihimizde “ Ardahan”da bir astsubayın başına gelmiştir. Ve Hürriyet gazetesinde 6 Şubat 2004 tarihinde haber olmuştur. Buraya gazetenin internet sayfa adresindeki konu adresini yazarak , haber kaldığı sürece okurların bu haberi orijinal gazetenin linkinden bulabileceklerdir.
( TIKLA : Hürriyet )
İrticadan 10 personel atıldı!


Firavun Ocağında



Susurluk hatırası
Bu ordu, ordu olmaktan çıkmış, siyasallaşmış!.. Elindeki milletin gücünü millete karşı kullanan ve bu güce dayanarak, yargıyı, politik partileri ve hükümetleri, basın-yayın, medyayı, bütün sivil kurumları baskı altında tutmaktadır. Ona karşı gelenin, onu eleştirenin akibeti meçhuldür!

Türk Askeri Afganistan'da kafirlerle Birlikte Mucahidlere karşı Savaşıyor!


Taliban Mucahidleri, Nato Ordusundaki Türk Konvayına Saldırdı


Türkiye´de olan skandalların arkasında mutlak bir general vardır. Yolsuzlukların, hırsızlıkların arkasında mutlaka bir paşa vardır. Uçak Geta skandalının kahramanı o zamanın genelkurmay başkanı değil miydi? Dünyanın neresinde görülmüş yolsuzluğa tescil edilmiş generallerin millete meydan okuyarak, “Bizden hesap soracak kurum ve yetkili daha anasından doğmadı!“ diyecek kadar küstahlaşsın? Dünyanın neresinde görülmüş ordu mensupları holdingler kursun ve işletsin?
Dünyanın neresinde görülmüş tüm silah alımlarına, askerî malzeme alımlarına sivil hükümeti karıştırmadan, ihalelere ordu mensupları girsin de hiç bir kimseye harcamalarından dolayı bilgi vermesin ve hiç bir kurum ve kuruluş tarafından denetlenmesin? Yok yok, dünyanın başka bir yerinde böyle bir çiftlik yok! Erbakan gibi müslümanların dinî duygularını istismar eden eşhas, deccal ordusuna “Peygamber ocağı“ dese de, ”aslan polisimiz“ ve “âdil kanunlarımız“ dese de... Biz bu kemalist kurum ve kuruluşlara müslüman diyemiyoruz! Kâfir kurum ve kuruluşları ve de bu kemalist düzenin yılmaz bekçilerini müslüman sayanlara da müslüman diyemiyoruz! Zira Şer-i Şerif´de kâfirlere müslüman diyenlerin hükmü bellidir!


http://www.haber10.com/haber/125984/

Önceki gün Org. Başbuğ'un bir Kudüs ziyareti sırasında Ağlama Duvarı önündeki fotoğraflarını yayınlayan Vakit Gazetesi, şimdi de Org. İlker Başbuğ'un Yahudi Mason Büyük Kulüp'e üyelik başvurusunun kabül edildiğine dair belgeyi yayınladı.
"Sayın Mehmet İlker Başbuğ" hitabıyla başlayan 18/12/2006 tarihli belgede İlker Başbuğ'un güvenlik soruşturmasından geçirildiği de ortaya çıktı.


İşte gazetede yayınlanan o belge:
24 ağustos 2008 tarihinde T.C. askeriyesinde genel kurmay başkanı olacak olan İLKER BAŞBUĞ Yahudilerin ağlama duvarında ibadet ederken ! , kimliğinde dini İslam yazarak saf halkın firavun ocağına peygamber ocağı demesine sebep oluyordu..


Irak'ta kafasına çuval geçirilen 11 T.C. subayı

Akistanbul.com - Yerel ile Ulusal arasındaki köprü
Tüm Gerçekleriyle Çuval Operasyonu
Tüm Gerçekleriyle Çuval Operasyonu @ Kuvayi Milliye Haber Detay
Haber Anadolu | Tüm Gerçekleriyle Çuval Operasyonu

Sonuç olarak Tağuti düzenlere askerlik yapmak KÜFÜRdür !

PKK eylemcisine esas duruş!
Ergenekon ile PKK terör örgütleri arasındaki ilişkileri kanıtlayan belgeler bir bir gün yüzüne çıkıyor.



Ergenekon sanığı, geçtiğimiz yıl ilginç bir fotoğrafla gündeme gelmişti. Şırnak Akçay 6. Motorlu Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ferhat Özgen'in, Durmuş Ali Özoğlu karşısında hazrolda durduğunu gösteren fotoğraf basına yansımıştı.
"Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, ALLAH'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. ALLAH, her şeyi işitir ve bilir." BAKARA 256


"İman edenler, ALLAH yolunda savaşırlar İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar . O halde siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır" NİSA 76

Bir arâbî, Muhammed (s.a.v.)'in huzuruna gelerek:
"Ya Rasûlullah! Bir adam ganimet (savastan sonra elde edilen mallar) için, diğeri şöhret için, öbürü riya ve gösteriş için savaşır. Hangisi Allah yolundadır?" diye sorunca,
Peygamber (s.a.v.) şu cevabı vermiştir: "
Kim Allah'ın adını, hükmünü (kanunlarını) yüceltmek, her şeyin üstüne çıkarmak için savaşırsa, o Allah yolundadır."
(Buhârî, İlim, 45, Cihâd,15; Muslim, İmre,150,151; İbn Mace, Cihad,13; Ahmed b. Hanbel, IV, 392, 397, 402, 405, 417)





NİYE ; EZAN YASAKLANDIĞI , HELALLER HARA HARAMLAR HELAL YAPILIP ŞERİAT KALDIRILDIĞI İÇİN Mİ?

19-10-2011-39828-791992.jpg

19-10-2011-94247-037514.jpg


Geçenlerde P.K.K 'nın T.C. 15 askerini öldürmesi üzerine , olay mahallinden kaçan P.K.K lıları takip etmeyerek ! demokrasiye bağlılığı !! tutan ve meclisten karar almadan hareket etmediğini açıklayan Genelkurmay , 8-10 yaşındaki çocuklar Peygamber efendimizi Kutlu doğum haftası münasebetiyle ilahilerle Kuranlarla andığı için Muhtıra vermekten , İşgalci İsraili kınayan Kudüs günü programı yüzünden , Meclis kararının alınmasını istediği Ankara Sincanda tank yürütürken hükümeti ve meclise postmodern darbe ve muhtıralar verebiliyordu !!! Şimdi iş asli görevine gelince birden emrinde olduğu hükümete itaat damarları kabardı !!
Biz bunların bu ihanet damarlarının içinde dolaşan necasetlerin nereden beslendiğini çok iyi bilmekteyiz. Fakat cahil halk hala firavun ocağına peygamber ocağı diyerek hem peygamberine küfrettiğini bilmiyor , hemde çocuklarını ALLAH ve din düşmanı Laik demokratik Kemalist düzenin bekası için boş yere katlettirerek "niyazi " olmasına sebeb oluyor .
Rabbim bir an önce bu cahillere hidayet versin. Versinki hizbuşşeytana hizmet eden yürekler , Hizbullah yolunda çarpsın !





.
Sınır ötesi ve Ermeni tasarısı üzerine
Hasan Celal Güzel


11/10/2007 (3315 kişi okudu)

'Hey PKK'lı, sen ne kaka bir çocuksun! Kahrol düşman e mi? Bak ben sizin oralara sınır ötesi operasyon yapacağım. Elma dersem çık, armut dersem çıkma. Elma, elma! Ay aşk olsun size kaka çocuklar neredesiniz?!..'
* * *
'Canım, ne sınır ötesi operasyonu? Bugüne kadar kaç defa yaptık da ne oldu? Hem sen Kandil Dağı kaç kilometre uzakta bilir misin? Kerkük de 500 km(!) uzakta zaten. Sonracıma, ya Amerika'yla çatışmaya girersek? Adamlar bizi toz ederler...'
* * *
'Hey Amerika, biz senin stratejik müttefikin değil miyiz? Ermeni tasarısını nasıl kabul edersiniz? Bakın böyle yaparsanız sonra size darılırız, gönlümüz kırılır. 4 Temmuz'da elçiliğinize gidip bayramınızı kutlamayız. Kızılderilileri nasıl öldürdüğünüzü cümle âleme anlatırız, söylemediler demeyin...'
* * *
Sevgili okuyucular, yukarıdaki satırları yazarken eğlendiğimi sanmayınız. Aslında içim kan ağlıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bu zelil duruma düşürülmesi beni isyan ettiriyor. Bir millet ve devlet düşününüz ki, binlerce yıllık şanlı, şerefli bir tarihe, kültür ve medeniyete sahip olsun. Geçmişte dünyanın üç kıtasını hâkimiyeti altında bulundursun. Sonra, basiretsiz ve ferasetsiz idareciler, çenesi düşük politikacılar, ihanet içerisindeki aydınlar ve siyasete bulaşmış komutanlar yüzünden bütün dünyanın indinde âciz ve gülünç duruma düşsün...
Şu 'sınır ötesi operasyon' komedisine bir bakınız. Her türlü milletlerarası uygulama, BM kararları ve anlaşmalar size bu hakkı veriyor. Daha önce defaatle bunu yapıyorsunuz. Elinizde bu konuda alınmış kararlar var. Hâlâ tereddüt ediyorsunuz.
Âdeta, bu vartayı da atlatma, hâdiseyi geçiştirme peşindesiniz.
Bir defa, 'sıcak takip' için hiçbir Meclis kararına ihtiyaç yoktur. Hatta, 'sınır ötesi operasyon' için de Meclis kararına ihtiyaç olduğu kanaatinde değiliz. Bir an için böyle bir karara ihtiyaç bulunduğunu kabul etsek bile, bu iş böyle mi yapılır? Efendim, 'Tezkere hazırlıkları yapılıyormuş'. Ne hazırlığı? Getirin, size iki dakikada yazıp vereyim. Bu da iş midir? Hem, sınır ötesi operasyon, Başbakan'ın bir zamanlar dediği gibi, böyle davulla zurnayla ilân edilerek mi yapılırmış? Meclisi derhal toplar, bu arada da operasyonu başlatırsınız...
Ya komutanlara ne demeli?.. Darbe yaparken, muhtıra verirken, ikide bir lüzumlu lüzumsuz beyanatlar patlatırken kimseye sormazsınız da, iş asıl görevinizi yapmaya gelince birdenbire demokratlaşıverirsiniz. Herhalde laiklik nutku atıp başörtüsüyle mücadele etmek kolayınıza geliyor. 1 Mart Tezkeresi öncesinde suskun kalışınız da bu ülkeye çok pahalıya mal olmuştu. Gabar katliamından sonra neden sıcak takibe girişmediniz?..
* * *
Ermeni Tasarısı konusunda da gereğini yapamadık. Bu ciddî mesele, Türk Tarih Kurumu Başkanı ile üç idealist tarihçinin sırtına yıkıldı. Hani sizin lobiniz, hani sizin diplomatlarınız?.. Bugüne kadar hangi teşkilâtlanmaya gittiniz? Ermeni diyasporası, bu alçakça iftiralar için yılda 1 milyar dolara yakın para harcıyor.
Siz kaç kuruş tahsis ettiniz?..
ABD Başkanı'na romantik sitemler dolu mesajlar göndereceğinize, İncirlik Üssü ile Irak sınırını kapayacağınızı ve Afganistan'dan askerinizi çekeceğinizi, söylesenize!..
1 Mart'ta yaptığınız hatâların bu milletin, bu devletin başına nasıl gaileler açtığını nihayet görmeye başladınız mı? Artık kimse bizi ciddîye almıyor. 'Türkler, cart curt edip sonra kabullenirler' diyorlar. Zaten sizler de 'Bu da geçer yahu!' politikası takip ediyorsunuz.
* * *
Şunu biliniz ki, mesele sadece terörle mücadele değildir. Türk Milleti'nin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin itibarının korunması meselesidir. Bunu idrak etmez ve gereğini yapmazsanız, tarih önünde mesul olursunuz...

Radikal-çevrimiçi / Dış Haberler / Sınır ötesi ve Ermeni tasarısı üzerine



*********



T.C. Askeriyesinde Generallerin Dikkat Çekici İsim ve Soyisimleri

Çevik Bir
mehmet otuzbiroğlu
batmaz dandin
kenan evren
saldıray berk
ergüder toptaş
ışık koşaner
doğu silahçıoğlu
tuncay çakan
ilker başbuğ
yaşar büyükanıt
aslan güner
hüseyin nusret taşdeler
ali akif vurucu
namık kemal çalışkan
sadık piyade
ergin celasin,
bilgin balanlı,
korcan pulatsü
salih omurtak
ismail hakkı karadayı
doğan güreş
Deniz Cora

T.C. Askeriyesinde Genelkurmay Başkanlığı Yapanların Dikkat Çekici Soyadları :
inönü
çakmak
orbay
gürman
yamut
baransel
tunaboylu
mengüç
erdelhun
gümüşpala
sunay
tural
tağmaç
gürler
sancar
evren
üruğ
torumtay
güreş
karadayı
kıvrıkoğlu
özkök
büyükanıt


Olması Muhtemel Genel Kurmay Adayları

sarp vatansever
efe yiğitsoy
tekin silahşör
muzaffer demiryumruk


Not : Yetimhane yurtlarından bilhassa kimsesi olmayanların (anası babası belli olmayan, pi.) iman ve insaf duyguları olmadan bu ülkede muslumanlara (halka) merhametsizce muamele, para karşısında Amerika ve İsrail tağutlarına itaat etmeleri tecrube edildiği için özenle askeri okullara alınıp yerleştirildiği, Bu tür pi. çocuklarada dinsiz imanasız ahlaksız isim ve soyisimler ile kaydedildiği çeşitli medya kaynaklarında dile getirilmekltedir
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
TSK'da Gümüş Yüzüklü Kalmadı


Yılın ikinci Yüksek Askeri Şûra Toplantısı yarın başlıyor. Kartel medyası, daha önceki YAŞ toplantıları öncesinde olduğu gibi yine “irticai faaliyette bulunmaktan atılacak askerlerin hesabını” yaparken, TSK’nın ağırlıklı olarak 1996 yılından bu yana yaptığı “irticacı subay-astsubay avı”nda artık bir sonuç elde edemeyeceği, orduda bir tek gümüş yüzüklü askerin kalmadığı ileri sürüldü.


Yılın ikinci Yüksek Askeri Şûra Toplantısı yarın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında başlıyor. Genelkurmay Başkanlığı Karargahı Çakmak Salonu’nda yapılacak YAŞ toplantısında, başta personel, eğitim, disiplin konuları olmak üzere TSK’nın planlı faaliyetleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunulacak. Toplantıya, Başbakan Erdoğan’ın yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Muzaffer Metin Ataç, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, 1. Ordu Komutanı Orgeneral İsmail Koçman, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Orgeneral Atila Işık, Donanma Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit, Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay ile Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu katılacak. Şûra’da alınacak kararlar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayına sunulacak. Kararlar, daha sonra Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği tarafından duyurulacak.

Kartel medyası daha önceki YAŞ toplantıları öncesinde olduğu gibi yine “irticai faaliyette bulunmaktan atılacak askerlerin hesabını” yaparken, TSK’nın ağırlıklı olarak 1996 yılından bu yana yaptığı “irticacı subay-astsubay avı”nda artık bir sonuç elde edemeyeceği, orduda bir tek gümüş yüzüklü askerin kalmadığı ileri sürüldü.

İNANÇLI KADRO TÜKETİLDİ
YAŞ’zedelerin kurduğu Adaleti Savunanlar Derneği Genel Başkanı emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, “Atılanlar arasında üst rütbeli tek komutan yoktur. TSK’dan haksız yere ilişkisi kesilen askerlerin çoğunun yaşı gençtir. Çoğu da dindardır. Bu, ordudaki kadrolaşmanın bir başka göstergesidir. Son yıllarda YAŞ kararları dikkatli analiz edildiğinde atılanların sayısında bir düşüş gözlemlenmektedir. Bu, demokratikleşme değil aksine orduda inançlı kadroların tüketildiğinin göstergesidir. İşte bu durum çok ürkütücüdür. Artık orduda ‘irtica’ bahanesiyle atılacak dindar asker neredeyse kalmamıştır” dedi.

BASKI VE ZULÜM KOPARDI
1996 yılından bugüne YAŞ kararları ile TSK’dan bin 568 kişinin ilişkisinin kesildiğini belirten Tanrıverdi, tek gerekçenin ise ‘disiplinsizlik’ olarak bildirildiğini ifade ederek, “Disiplinsizlik bahanesi ile 11 yılda bin 568 kişi ordudan atılırken daha da vahim gelişmeler 28 Şubat’ta yaşandı. 28 Şubat’ta ordudan ayrılanların rakamı on binlere ulaşmıştır. Bir sonraki Şûra toplantısında ‘sıra bende mi?’ diye birçok inançlı asker ordudan kendi isteğiyle ayrılmıştır. O müthiş baskı ve zulüm, onları TSK’dan koparmıştır” diye konuştu.

Tanrıverdi, şöyle devam etti: “Bu uygulamanın uygulayıcıları artık kendilerine mutlaka bir gün hesap sorulacağını bilmelidirler. Mağdurlar hak ettiklerini mutlaka alacaklardır. Sayın Cumhurbaşkanımız Gül ve Başbakan Erdoğan kendilerine yapılmasına asla müsaade etmeyecekleri zulmün başkalarına da yapılmasına izin vermemelidirler.”

ASKERİ OKULLARIN KAPILARI DA İNANÇLI GENÇLERE KAPATILDI
ASDER Ankara Şube Başkanı Kurmay Binbaşı Kemal Şahin de, şunları söyledi: “1996’dan bu yana orduda inançlı subayların tasfiyesine girişildi. Gümüş yüzük taktığı, namaz kıldığı, eşinin başörtülü olduğu gibi nedenlerle subaylar ordudan atıldı. Özellikle 28 Şubat sürecinde YAŞ’zedelerin çok çok üstünde bir sayıda subay da ‘sıra bize gelecek’ endişesiyle kendiliğinden TSK’dan ayrıldı. Askeri okulların da kapılarının inançlı gençlere kapatılmasıyla bünyedeki inançlı subaylar tamamen ihraç edilmiş oldu. Bugün TSK’da, ihraç gerekçesi olarak görülen hal ve hareketleri olan subay mı kaldı? Hepsi ihraç edildi.”
Vakit
28 Kasım 2007
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
MUĞLA JANDARMASINDAN "APTAL MÜSLÜMANLAR ASKERE KAMPANYASI"



CEHENNEM - CENNET
İslamı teknolojinin , bilimin düşmanıymış gibi göstermek isteyen islam düşmanlarının yaptığı bu resmin altına unutulan notu biz düştük
CEHENNEM - CENNET




Jandarma'dan Propaganda Afişi
Muğla'da jandarma tarafından, propağanda afişleri asılmak istendiği ancak Milli Eğitim'in karşı çıktığı öne sürüldü.
25 Şubat 2008 / 22:23

Muğla'nın Köyceğiz ilçesindeki okullar, askeri araçla gelen bir astsubayın 'asılacak' emriyle getirdiği afişi tartışıyor. Açık ve çarşaflı kadınlarla çocukların yer aldığı afişte cumhuriyet ve şeriat kıyaslaması yapılıyor.

Taraf gazetesinde yer alan habere göre, Kaymakam ve Milli Eğitim Müdürü'nün bile haberi olmadan asılan afiş için emrin, İlçe Jandarma Komutanı tarafından verildiği iddia edildi.

İZİN ALINMAMIŞ

Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde İlçe Jandarma Komutanlığı'nın merkez ve köylerdeki 12 ilköğretim ve dört liseye birinci dönemin kapanmasına birkaç gün kala, 'Cumhuriyet ve Şeriat' yazılı bir afiş dağıttırdığı ileri sürüldü.

Askeri araçla okulları tek tek gezen bir astsubayın, okul müdürlüklerine komutanlarının afişin asılması yönünde emri bulunduğunu söylediği belirtildi. Merkezdeki liseler afişi asmazken Zeytinalan ve Beyobası köyleri ilköğretim okulları emri uyguladı ancak durumdan Milli Eğitim Müdürlüğü'nü de haberdar etti.
Köyceğiz Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi Müdürlüğü yetkilileri de "Birinci dönemin kapanacağı hafta Köyceğiz İlçe Jandarma Komutanlığı'nın aracıyla elinde afiş olan bir astsubay geldi, "Komutanımızın emri var" diyerek bizden 'cumhuriyet - şeriat' konulu afişi okula asmamızı istedi. Biz de izinlerinin olup olmadığını sorduk. 'İznimiz yok ama siz yine de asın' dediler" ifadelerini kullandı.

'ORTAMI GERMEYİN'

Afiş olayını araştıran Köyceğiz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, afişlerin kaymakamlığın bilgisi dışında olduğunu ve izni dahilinde olmadığını tespit edince, okul müdürlerine asılmaması yönünde talimat gönderdi.

İlçe Milli Eğitim Müdürü Muammer Yakacak, okullara sadece eğitimle ilgili afişlerin asılabileceğini hatırlatarak onun için de kaymakamlıktan izin alınması gerektiğini söyledi.

Okullara subaylar tarafından afiş dağıtıldığı hakkında bilgisi olup olmadığını sorulduğunda Köyceğiz Kaymakamı Halil Çomaktekin, 'Ortamı germenin bir gereği yok' diyerek açıklama yapmaktan kaçındı.


http://www.tevhidhaber.com/news_detail.php?id=32650&uniq_id=1275224951


-----------------------------------------

Atatürk havaalanında serbestçe ayin yapan yahudiler



Irak’a Türk askerinin girmesi için mecliste daha tezkere denilen utanç belgesi meclisten geçmeden, yani sivil irade belirmeden, Amerikan askerleri güneydoğuyu işgal ediyor. Gerek çeşitli silah araç ve gereçlerini, gerekse lojistik mühimmatını, tüm ağırlıklarını limanlarımızdan içeri sokuyor. Tüm ağır bombardıman savaş uçakları ve nakliye uçakları havaalanlarımıza iniyor. Denizden ve havadan onbinlerce Amerikan Coni´si (askeri) topraklarımıza giriyor. Sınırlarımızı korumakla görevli ordumuzdan tık yok, ses-seda yok! Peki bu komutanlar vatanı nasıl koruyorlar? Kime karşı, kimden koruyorlar?
Bu komutanlar, ki başörtüsü ile okumak isteyen öğencilerin tutumunu, İmam-Hatip okullarına halkın teveccühünü vatana ihanet sayarak, hükümetlere muhtıra verirken, TV ekranlarına birifinglerle, çeşitli basın yoluyla açıklamalar yaparak ve sokaklarda kendi halkına karşı tankları yürüten kukla generaller neredesiniz? Vatan işgale uğramış! Vatan hainleri, sizlerin görevi vatanı korumak değil mi? Vatan gelirinin üçte birini hortumlayan, bununla da yetinmeyip müslümanların hayır ve hasenatına da el koyan, kendi halkına karşı kabadayılık yapan, kahraman ordumuzun, kahraman generalleri (!) neredesiniz? Vatan fiilen işgal edilmişken, yıllardır vatan edebiyatı yaparak, milletin ensesinde boza pişiren kalpazanlar neredesiniz?
Şu hale bakınız, Amerika gelmiş yurdun bir kısmını işgal etmiş, istediği yerde askerlerini konuşlandırıyor, istediği gibi serbest hareket ediyor, tasarrufta bulunuyor, bizim topraklarımızda, bizim halkımızı, askerimizi yerel yönetimleri kale almıyor. Amerikan gazeteleri “Güney doğuda Türk askerleri uzaklaştırılsın, Amerikan askerlerine yaklaşmasınlar, çatışma çıkabilir!“ diye manşetler atılıyor. Bizim çeteci komutanlardan hiç bir ses, hiç bir açıklama yok!.. Demek ki, tehlike yok! Demek ki, vatan emin ellerde! Demek ki, vatanı bizim generaller adına Amerikan Coni´ler koruyor! Hayır, bu ordu müslüman Türk halkının ordusu değildir! Türk halkının emrinde ve hizmetinde değildir! Amerika´nın emrinde ve Amerikan direktifleri ile hareket eden, sivil hükümetleri baskı altında tutan, onları hizaya getiren, Türkiye´deki Amerikan müttefikleri, Amerika´nın yerli işbirlikçileri!..


----------

selam-jCvI.jpg

İsmail Hakkı Karadayı’dan mason selamı
Büyük Kulüp’e üye olan ve masonik yapılanmanın içinde yer alan İsmail Hakkı Karadayı, birçok kez ellerini ceketinin arasına sokarak verdiği mason selamı ile objektiflere yansımıştı.

mason karadayı.png
mason-tg1N.jpg

 
Moderatör tarafında düzenlendi:

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
Buraya kadar olan yazı ve resimlerde gördük ki, askeriye başörtüsü ve İslam düşmanlığı tavrında kararlı ve istikrarını düşürmemektedir.
İslamın simgelerinden olan baş örtüsünü takanları kendi kamusal alanlarından kovan! , yine küfür rejimlerinin pratik uygulayıcılarından olan cumhurbaşkanının eşi bile tavır alarak tokalaşmayarak karşılama protokolünden uzaklaşan kurum yetkililerin en baş yetkilisi , başı açık kafir kadın Rahşan ecevit önünde elpençe durup bel büküp el öpmekten çekinmeyerek körlerin bile hangi dinden olduğunu görmesini istemiştir.!!

(not : kalbi körlerin-mühürlülerin görmesini beklemiyoruz. )

BU NE HAL YAŞAR ?


 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
İşte Türkiye'nin zencileri!

Bütün dünya hızla demokratlaşıp, özgürleşme yolunda dev adımlar atıyor, ABD tarihinde ilk defa bir siyahî lider başkanlık koltuğuna oturuyor; Türkiye'de ise inananlara hala 'ikinci sınıf' muamelesi yapılıyor, dindara kin ve öfke dinmek bilmiyor...


İşte Türkiye'nin zencileri! - En doğru ve güncel haber

1: Başörtülü asker anasına tel örgü!

Geçtiğimiz günlerde Manisa Belediye Başkanı'nın eşinin başörtüsünü bahane ederek valiliğin düzenlediği 29 Ekim resepsiyonunu terk eden Tuğgeneral Naim Babüroğlu, dün de yemin törenine gelen bazı asker yakınlarını başörtülüler diye kışlaya sokmadı. Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı'nda dün düzenlenen yemin töreni için kışlaya gelen bazı asker yakınları, başörtülü oldukları gerekçesiyle nizamiyeden içeri sokulmadı. İçeri sokulmayan asker yakınları, İzmir Caddesi üzerindeki tel örgü arkasından yemin törenini izlemek zorunda kaldı.

KOMUTANDAN YAHUDİ TAKTİĞİ
Sabah saatlerinde başlayan törene katılmak için Türkiye'nin dört bir tarafından Batı kışla olarak bilinen Manisa 8. Piyade Eğitim Alayı'na gelen vatandaşlar, nizamiyeden içeri alınırken kimlik kontrolünden geçirildi. Yapılan kimlik kontrolü sırasında başörtülü bayanlara özel bazı kısıtlamalara gidildi. Filistin'de İsrail'in 40 yaşından genç olanları Kudüs'e sokmadığı gibi, Paşa da 40 yaş altındaki başörtülüleri yemin töreni alanına sokmadı. 40 yaş üzerindeki bayanlar başörtülü olarak nizamiyeden alınıp törene kabul edilirken, yaşı 40'tan küçük olanlara “Başınızı açmadan içeri giremezsiniz..” denildi. Bu sebeple birçok başörtülü asker yakını töreni izleyemedi. İçeri alınmayan asker yakınları İzmir Caddesi üzerinde tören alanını gören bir bölgede tel örgüler arkasından içerideki asker yakınlarını izlemek zorunda kaldı.

BAŞÖRTÜLÜLER TEL ÖRGÜ ARDINDA
Tel örgü arkasından nişanlısının, kardeşinin ve abisinin yemin törenini izlemek zorunda kalan asker yakınları, hüzünlü bir tablo oluşturdu. Kardeşinin yemin töreni için Bursa'dan geldiklerini anlatan Rabia K., yaşadıklarını şöyle anlattı: “Nizamiye'de görevli askerler 40 yaşından küçük başörtülü bayanların başlarını açmadan içeri giremeyeceklerini belirttiler. Yanımda 57 yaşında halam vardı, onu aldılar. Biz de diğer mağdurlarla birlikte az ileride tel örgü arkasından töreni izlemek zorunda kaldık. İçim burkuldu.”

YİNE AYNI KOMUTAN
Başörtülülerin içeri alınmaması talimatının geçtiğimiz günlerde Manisa Valiliği tarafından düzenlenen 29 Ekim resepsiyonunda Manisa Belediye Başkanı'nın eşinin başörtülü olması sebebiyle protesto ederek resepsiyonu terk eden Garnizon Komutanı Tuğgeneral Naim Babüroğlu tarafından verildiği belirlendi.

BAŞKAN DİK DURMUŞTU
Manisa Belediye Başkanı Bülent Kır, 29 Ekim resepsiyonunda askerlerin, eşinin başörtülü olması sebebiyle resepsiyonu terk etmesi ile ilgili şunları söylemişti: “Manisa Valisi Sayın Celalettin Güvenç tarafından düzenlenen baloya eşli davet edildim. Dolayısıyla baloya ben de eşimle birlikte katıldım. Bu ilk defa olan bir şey değil. Bu tür resepsiyonlara eşimle birlikte katılmaya özen gösteriyorum. Bundan sonra da eşimle birlikte katılacağım. Böyle bir davete tek başına gitmenin davet sahibine karşı uygun olmayacağını düşünüyorum. O gün orada yaşanan olay bizim dışımızda gerçekleşmiştir. Bu problem bizim sorunumuz değildir. Benim bir eşim var. Ve ben resepsiyona farklı bir eş ile gidecek değilim. Bu konudaki önyargının artık kırılması gerekmektedir. Herkesin bir başkasının kılık kıyafetine, inançlarına saygı göstermesi gerekmektedir. Eşime reva görülen ayrımcılık hiç hoş olmamıştır. Kendisi bu durum karşısında çok üzülmüştür.”


2: Cami yoluna kilit!
Habertürk televizyonu binası, kargo şirketi ve ilköğretim okulu arasında kalan Sefaköy Penyelüks Camii'nin okul bahçesindeki kapıdan başka giriş yolu yok. İşgüzar bir veli, bir kadın programına çıkıp camiye gidip gelenlerin çocuklara zarar verebileceğini iddia edince, Milli Eğitim Müdürlüğü camiye tek geçiş olan okul bahçesindeki kapıya kilit taktı. Camiye giriş çıkış yasaklanınca, vakit namazları kılınamaz oldu. Cemaat dün bütün uğraşlarına rağmen Cuma namazı için bile kapıdaki kilidi açtıramadı.
Sefaköy Penyelüks Camii'ne, yanıbaşında bulunan Hasan Gülay İlköğretim Okulu'nun bahçesinden geçilerek girilebiliyordu. Habertürk televizyonu binası, kargo şirketi ve ilköğretim okulu arasında kalan caminin başka giriş yolu yoktu.

İstanbul'un Sefaköy semtinde yaklaşık kırk yıldır mahalle sakinlerine hizmet veren Penyelüks Camii'nde ilginç bir gerekçeyle vakit namazları kılınamaz oldu. İşgüzar bir veli, önceki gün bir kadın programına çıkıp bu camiye gidip gelenlerin çocuklara zarar verebileceğini iddia edince, Milli Eğitim Müdürlüğü harekete geçti. ATV'nin de yayınları ile camiyi hedef göstermesi üzerine İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer ile Küçükçekmece Milli Eğitim Müdürü Murat Pamukçu'nun camiye geçiş kapısının kapatılmasını istedikleri, bu konuyla ilgili İlçe Müftüsü Yusuf Gül ile de görüştükleri öğrenildi.

CAMİYE GEÇİŞ KAPISINA KİLİT
Camiye tek geçiş yolu olan okulun bahçesindeki kapıya kilit takıldı. Böyle olunca camiye başka hiçbir geçiş yolu kalmadı. Milli Eğitim Müdürü'nün talimatı ile kilidin anahtarı ilköğretim okulu müdürüne verildi. Okulun güvenlik görevlileri okul bahçesinden geçerek camiye ulaşmak isteyenlere artık izin vermiyor. Camiye giriş yapılamaz olunca, vakit namazları kılınamaz oldu. Dün Cuma namazını camide kılmak isteyen cemaat, okul müdürü anahtarı vermediği için camiye giremedi.

DAHA ÖNCE YOL VARDI, OKUL KAPADI
Söz konusu camiye geçiş için daha önce bir yol bulunduğu; fakat okul yönetiminin belediye ile görüşerek öğretmenlerin araçlarının park edilmesi amacıyla bu yolu okul bahçesine kattırdığı öğrenildi. Camiye geçişte kullanılan kapıya kilit vurulması sebebiyle dün söz konusu camide Cuma namazı kılınamadı.

CAMİ CEMAATİ TEPKİLİ
Mahalle sakini ve cami cemaatinden olan Ahmet Sivri, gazetemize yaptığı açıklamada; “Yıllardır bu camiye gidip namazlarımızı kıldık, herhangi bir sorunla da karşılaşmadık, yaklaşık 6-7 ay kadar önce camiye ayrılan yol, okula verilerek etrafını duvarlarla çevirdiler ve teller ördüler. Biz de başka yol olmadığından dolayı bu tarihten sonra okulun bahçesinden geçerek camimize ulaşıyorduk. Şimdi Milli Eğitim'in talimatıyla bu geçişe de izin vermez oldular. Merak ettiğimiz soru; önceden camiye giden yolu okulun bahçesine niye kattılar? Burada bir çıkar hesabı mı var!” dedi.

Hasan Güler İlköğretim Okulu'nun hemen karşısında marketi olan Salih Birkan ise camiye giden cemaatin çocuklara zarar vereceği iddiasına tepki gösterdi. Bu zamana kadar herhangi bir uygunsuz davranışın veya bir sorunun olmadığını belirten Birkan, okul aile birliğinin varsayımla hareket ettiğini dile getirdi.
Salih Birkan, “Önceden Camimizin yolunu okulun alanına kattılar, şimdi de camimize gitmemizi engelliyorlar, biz camimize yol istiyoruz, bizim yolumuzu geri versinler, camiye girmek için caminin önünde bulunan kapıya kilit vurmuşlar, içeri girip namazlarımızı eda edemiyoruz, Cuma namazlarımızı nerede kılacağız, en yakın camii 1.5 kilometre ötede, her namaz vaktinde oraya mı gideceğiz” dedi.

AÇIKLAMA YAPAMAM
Küçükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Pamukçu ise konuyla ilgili hiçbir açıklama yapmayacağını belirtti.


3: Ölümcül hastaya tedavi yok!
Hastalığı Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu raporuyla da tescil edilen Ankara 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde tutuklu Yasin Demir, hastalığına rağmen 10 aydır tedavi edilmiyor.

31 Temmuz 2008 tarihli Sağlık Kurulu raporunda Yasin Demir'in tedavi edilmesi gerektiği belirtilerek, “Kronik Hepatit B ve Delta süper enfeksiyon ile daha önce tedavi edilmiş. Buna rağmen Yasin Demir'in 7 aydır tedavi almadığı öğrenildi. Gerekli tetkikleri istendi. Takip ve tedavisi kliniğimizce yapılabilir. Herhangi bir üst kuruma sevki gerekmemektedir” ifadeleri kullanıldı. Yasin Demir'in avukatı Hüseyin Yılmaz, “Bu rapor 7. ayda alındı; fakat aradan geçen sürede hiçbir tedavisi yapılmamıştır” şeklinde konuştu. Ayrıca Yasin Demir'in tedavisi için Ankara 2 Nolu F Tipi Cezaevi'ne sevk edildiğini vurgulayarak; “Daha önce Bolu F Tipi Cezaevi'nde bulunuyordu. Oradaki sağlık imkanlarının yetersizliği sebebiyle Ankara 2. Nolu F tipi Cezaevi'ne sevk edildi. Yalnız sevk edildiği tarihten bu yana tedavisi yapılmamaktadır” dedi.

Bu durumdaki bir hastanın cezaevi yönetimince tedavi edilmemesinin suç olduğunu belirten Yılmaz, konu hakkında ihmali bulunan yetkililer hakkında soruşturma açılması gerektiğini belirtti. Yasin Demir, hakkında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin vermiş olduğu sağlık kurulu raporunda da belirtildiği üzere Kronik Hepatit B Delta süper enfeksiyonu hastası. Bu hastalığa yakalanmış bir kişinin Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesi gerekiyor. Geçmişte bu durumda olan birçok mahkûmun Cumhurbaşkanı tarafından affedildiğini kaydeden Yılmaz, “Yasin Demir daha önce bu aftan yararlanmak için başvuruda bulundu. Yasin Demir'in belirttiğine göre bu amaçla verilen sağlık kurulu raporu, mahkûmun aftan yararlanmaması için bilinçli olarak değiştirildi. “Hastalığı karaciğere bağlı ölümcül bir hastalık iken, akciğere bağlı tedavi edilebilir bir hastalık olarak gösterildi” diyen Yılmaz; Yasin Demir'in ikinci kez Cumhurbaşkanı'na af dilekçesi verdiğini söyledi. Hastanın durumu ile ilgili görüştüğümüz Cezaevi Müdürü Ayhan Çapacı ise mahkûmun tedavi edildiğini iddia etti.


4: Yayınlanmamış okur mektubuna hapis cezası
2007 yılının mart ayında İnzar dergisine yapılan baskın neticesinde gözaltına alınan derginin sahibi Mehmet Zeki Ergin, dergide yayınlanmayan e-maille gönderilen bir okur mektubu sebebiyle bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada Mehmet Zeki Ergin, dergi okurlarından sadece birisinin gönderdiği elektronik mektup sebebiyle mahkûm edildi.

10 ay hapisle cezalandırılan Mehmet Zeki Ergin, karara itiraz edeceklerini söyledi. Ergin, “Dergimize her kesimden okur mektupları geliyor. Bunların içinde değişik, bizim tasvip etmediğimiz görüşleri öven de savunan da var. Bunlardan biz mesul değiliz. Zaten bize isnat edilen o yazıyı da dergimizde yayınlamış değiliz. Başkalarının gönderdiği elektronik mektuptan yayınlamadığımız halde sorumlu tutulmamız anlaşılabilir bir tutum değildir” dedi.

İnsan hakları ve düşünce özgürlüğünün önündeki engellemelerin sürekli dillendirildiği bir dönemde zorlama birtakım unsurlar kullanılarak mahkûm edilmek istendiklerini kaydeden Ergin, “Bu karar Türkiye'nin düşünce özgürlüğü önündeki engellerin kalkmadığını, yargı erkinin bilinçaltında yattığını ve en anlamsız bahanelerle bile canlanabileceğini göstermiştir. Ben ve başında bulunduğum İnzar dergisi şu ana kadar yasadışı hiçbir unsurun içinde bulunmadık. Hiçbir gayri insani ve gayri kanuni ilişki içinde bulunmadık, buna rağmen dergimize olan ilgi ve teveccühün böyle zorlama ve hukuksuz unsurlar kullanılarak yok edilmek istenmesini nefretle kınıyorum” şeklinde konuştu.

VAKİT
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
Paşa'nın Yahudi aşkı
Emekli Orgeneral Necdet Timur'un Türk Musevi Cemaati'nin onore edilmesi için 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ergin Saygun'a ricada bulunduğuna dair belgeler ortaya çıktı. Emekli Orgeneral Necdet Timur'un Genelkurmay 2. Başkanlığı döneminde Orgeneral Ergin Saygun'dan Yahudiler için ayrıcalık talep ettiğine dair bir mektup ortaya çıktı.


Emekli Orgeneral Necdet Timur'un Türk Musevi Cemaati'nin onore edilmesi için 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ergin Saygun'a ricada bulunduğuna dair belgeler ortaya çıktı. Emekli Orgeneral Necdet Timur'un Genelkurmay 2. Başkanlığı döneminde Orgeneral Ergin Saygun'dan Yahudiler için ayrıcalık talep ettiğine dair bir mektup ortaya çıktı.


YAHUDİLERİ KOMUTANLIK DÜZEYİNDE AĞIRLAYIN
Vakit'in ele geçirdiği mektuba göre emekli Orgeneral Necdet Timur, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun'a (şimdi 1. Ordu Komutanı) hitaben kaleme aldığı mektupta, Türk Musevi Cemaati Başkanı Silvio Ovedya ile yardımcısı Sami Herman'ı överek TSK'nın onları komutanlık düzeyinde kabul ederek, onore edilmesini talep ediyor. İki sayfalık mektupta Necdet Timur imzası dikkat çekiyor.

İŞTE O MEKTUP

Muhterem Paşam (Orgeneral Ergin SAYGUN)
Türk Yahudi Cemaati'nin önde gelenleri, komutanlık dönemimden beri yakın dostlarım arasındadır. Ülkemizin temel uluslararası konularda daima düşünce ve görüşlerimizi alma nezaketini gösterirler. Maalesef bu yıl Ermeni iddiaları ABD parlamentosunda istenmeyen farklı bir gelişme gösterdi. Yahudi vatandaşlarımızın engellemeleri konusundaki çabası oldukça yoğun. Bu amaçla ABD gazetelerinde yayınlanan düşünce ve kamuoyu çağrıları ekte sunuyorum. Türk Musevi Cemaat Başkanı Silvio Ovedya, yardımcısı Sami Herman sizi ziyaret ederek, olup biteni ve olacakları anlatmak istiyorlar. Arzu ederseniz ben de kendilerine refakat ederim. Ya da onlar gelirler. Bu seçkin iki vatandaşımızın katınızda kabul görmesi cemaatin vatanımıza bağlılığını güçlendiriyor. Sizce uygun olacak gün ve saatte bir randevu lütfetmenizi diliyorum. Ziyaret onların Türkiye'de yaşama, azim ve kardeşimin çocuklarına miras olarak almasına vesile oluyor. Takdir zat-ı devletlerine ait olmak üzere bu vesile ile sevgi ve saygılarımı sunarım.
Her şey gönlünüzce olsun.
11.10.2007
(E) Orgeneral Necdet Timur
Genelkurmay Başkanlığı'nın İslami cemaatlere olan mesafesi bilinip cemaatlerle ilişkisi olan subaylar 28 Şubat döneminden bu yana ordudan atılırken, bir orgeneralin Yahudi cemaati için ayrıcalık istemesi şaşırtıcı bulundu.
Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı, şimdiki 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ergin Saygun'un bu mektuba verdiği cevap ise merak ediliyor. Tam 6 gün önce konu ile ilgili görüşmek istediğimiz Orgeneral Ergin Saygun ve yazılı soru geçtiğimiz Genelkurmay Başkanlığı, sorularımıza cevap vermekten kaçındılar.

GENELKURMAY'IN CEVAPLAMADIĞI SORULAR
Vakit'in Genelkurmay Başkanlığı'na gönderdiği, fakat hiçbir cevap alınamayan sorular şöyle:
1- Emekli Orgeneral Necdet Timur, Türk Musevi Cemaati'ni onore etmek için dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun'a 11 Ekim 2007 günü bir mektup göndermiş midir? TSK'nın elinde böyle bir bilgi mevcut mudur?
2- Böyle bir mektup gelmişse Orgeneral Ergin Saygun'un tavrı ne olmuştur?
3- Orgeneral Ergin Saygun, Türk Musevi Cemaati ile görüşmüş müdür?
4- Mektupta Türk Musevi Cemaati'nin yaptığı çalışmalar övülüyor ve bundan dolayı onların onore edilmesi isteniyor. Türk Musevi Cemaati üyeleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğuna göre bir orgeneralin bu kişiler için ayrıcalık istemesi normal mi?
5- Türk Musevi Cemaati'nin tüzel kişiliği var mıdır? TSK bu cemaatin tüzel kişiliği olup olmadığını araştırmış mıdır?
MEHMET KAPLAN - VAKİT

Paşa'nın Yahudi aşkı - En doğru ve güncel haber
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
PKK eylemcisine esas duruş!
Ergenekon ile PKK terör örgütleri arasındaki ilişkileri kanıtlayan belgeler bir bir gün yüzüne çıkıyor.



Ergenekon sanığı, geçtiğimiz yıl ilginç bir fotoğrafla gündeme gelmişti. Şırnak Akçay 6. Motorlu Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ferhat Özgen'in, Durmuş Ali Özoğlu karşısında hazrolda durduğunu gösteren fotoğraf basına yansımıştı.
Paşanın, sivil bir kişi karşısında nasıl böyle davrandığı uzun süre tartışılmıştı.

http://www.tevhidhaber.com/news_detail.php?id=51882
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
General yakınları Güneydoğu'da yok



Vakit gazetesi 'Generallerin çürük çocukları' haberinin ardından bu kez de generallerin yakınları ilgili gelen yığınlarca ihbarı manşete taşıdı.

13 Nisan 2009 17:55


Vakit gazetesinin geçtiğimiz aylarda gündeme getirdiği 'Generallerin Çürük Çocukları' haberinin ardından aynı gazetede yeni bir haber daha yayınlandı. Gazeteye onlarca çürük raporlu general yakınları ile ilgili ihbar gelmiş. Vakit Genelkurmay'ın da haberlerini yalanlayamadığını söylüyor.
Gazete Genelkurmay'ın konuyla ilgili toplantı yaptığını ve Doğu ve Güneydoğu'da son 20 yıl içinde, bir generalin bile çocuğunun askerlik yapmadığını tespit ettiğini yazdı. Yapanların ise ya İstanbul, Antalya ve İzmir üçgeninde yapmış ya da çürüğe ayrılmış. Genelkurmay Başkanlığı yapmış bazı generaller başta olmak üzere birçok kuvvet komutanının çocukları ile yakın akrabalarının askerlik görevlerini Ankara, Antalya, İzmir ve İstanbul gibi şehirlerde, yaptığı tespit edildi.

GENERAL YAKINLARI DOĞU'YA GİTMİYOR

Vakit'in ele geçirdiği belgelere göre Korgeneral Hayri Güner'in 4 yakını, Şemdinli iddianamesinde adı geçen Korgeneral Selahattin Uğurlu'nun 4 yakını, Tümgeneral Ahmet Yavuz'un 4 yakını, emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın 8 yakını, Korgeneral Aslan Güner'in 9 yakını vatani görevlerini ya babalarının yanı başında ya da askeri okul gibi rahat yerlerde yapmış. Bu güne kadar şehit olan binlerce vatan evladının vatani görevlerini yaptığı bölgeler de yüksek rütbeli general çocuklarının çürüğe ayrılması veya dağıtım yerlerinin sadece Ankara, İstanbul ya da İzmir olması ise dikkat çekiyor.

YAŞAR PAŞA'NIN 8 AKRABASI

Ergenekon tutuklusu Mustafa Balbay'ın günlüklerinde Balbay'la konuşmaları ortaya çıkan Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt tam 8 akrabası liste başında geliyor. Büyükanıt'ın damadı Ercan Caymaz kısa dönem askerliğinde acemiliğini İstanbul Levazım Okulu ve ustalığını da Ankara Muhabere Deposunda yaparken damat kardeşi Erhan Caymaz ise yedek subay olarak acemiliğini Ankara'da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargâhı'nda, ustalığını da İstanbul Deniz Harp Akademisi'nde tamamlamış. Ercan ve Erhan Caymaz kardeşlerin ikametgâh adresinin İstanbul olması ise gözlerden kaçmadı. Org. Büyükanıt'ın yeğenleri Nuh Nihat Gürmarmara, Ahmet Burak Gürmarmara, ve Haydar Mert Mete, askerliğini Ankara'da, diğer yeğeni Yunus Ozan Gürmarmara ise hem ustalık hem de acemiliğini Balıkesir'de yapmış. Büyükanıt'ın yeğeni Onur Büyükanıt, Aydın ve Çanakkale'de askerliğini yaparken, diğer bir yeğeni Sırrı Cem Gürmarmara ise vatani görevini Ankara ve Edirne'de tamamlamış.

ASLAN GÜNER 9 KİŞİYLE LİSTEDE

Yakınları Doğu ve Güneydoğu'ya gitmeyen bir diğer general ise Cumhurbaşkanın başörtülü eşi Hayrunnisa Gül'ün elini sıkmamak için, kırmızı halının öte yanına kaçan Korgeneral Aslan Güner. Güner'in oğlu başta olmak üzere tam dokuz yakını var.
Aslan Güner'in yeğeni Evren Yılmaz "çürük". Güner'in oğlu Alper Güner' acemiliğini babasının yanı başında Ankara'da Muhabere Okulu'nda, ustalığını da İstanbul'da Kuleli Lisesi Destek Komutanlığı'nda yapmış. Yeğen Hasan Duma, acemiliğini İzmir ve ustalığını Kocaeli'nde, yeğeni Ali Haydar Güner, Ankara'da (Muhafız Alayı), yeğeni Mustafa Güner hem acemilik hem de ustalığını Ankara'da, yeğen Şevki Güner, İstanbul ve Ankara'da, adaş yeğeni Aslan Güner Kütahya ve Ankara'da, yeğeni İbrahim Orhan, Kütahya ve İzmir'de, yeğeni İsmail Güner ise hem acemilikten de ustalığını İzmir'de yapmış.

SAYGUN'UN DA YAKINLARI RAHAT YERLERDE

Genelkurmay İkinci Başkanı Org. Ergin Saygun'un oğlu Tolga Saygun kısa dönem yaptığı askerliğini İstanbul Piyade Okulu ve Ankara'da tamamlamış.

KORGENERALLER GÜNER, UĞURLU VE MEMİŞOĞLU 4'ER KİŞİYLE LİSTEDE

Korgeneral Hayri Güner'in oğlu Tolga Güner, askerliğini İstanbul'da kısa dönem olarak yapmış. Hayri Paşa'nın damadı Oğuz Küçükseyhan ve yeğeni Onur Güner'de askerliklerini Ankara'da tamamlamışlar. Diğer yeğeni Koray Güner ise İzmir ve Kocaeli'nde askerliğini yapmış. Korgeneral Hasan Memişoğlu'nun oğlu Mehmet de askerliğini Ankara'da kısa dönem olarak yaparken, yeğeni Cem Kuntlar ise İzmir'de tamamlamış. Diğer yeğeni Muzaffer Memişoğlu da askerliğini Kocaeli'nde yapmış.
Şemdinli iddianamesinde adı geçen Korgeneral Selahattin Uğurlu da dört isimle listede. Oğlu Timuçin Uğurlu, Samsun Sıhhiye Okulu ve Ankara ilaç fabrikasında, diğer oğlu Burçin Uğurlu, İstanbul Piyade Okulu ve yine İstanbul Levazım Okulunda, yeğeni Haydar Okay Uğurlu, İzmir Ulaştırma okulu ve Maltepe Askeri Lisesi'nde, diğer yeğeni Saydam Caner ise İzmir istihkâm Okulu ve İstanbul'da askerlik yapmışlar.

TÜMGENERAL AHMET YAVUZ: 4 AKRABA
Tümgeneral Ahmet Yavuz'un dört isim ve iki çürükle listede yer alıyor. Yavuz'un hem oğlu Çetin Mert Yavuz hem de yeğeni Buğra Selim Ölçen çürük raporu ile askerlikten muaf tutulmuş. Generalin bir başka oğlu olan Mehmet Selim Yavuz ise acemiliğini İstanbul'da usta askerliğini ise Tekirdağ'da yapmış. Şemdinli iddianamesinde adı geçen Yavuz Paşa'nın bir başka yeğeni olan Melih Yavuz ise acemiliğini Antalya'da, ustalığını ise Ankara Muhafız Alayı'nda yapmış.

 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin







Araştırmacı yazar Süleyman Yeşilyurt piyasaya sürülen 18. eseri ile bir daha kara tülleri kaldırmış...
Hem Yeşilyurt’a, hem de kitabın tanıtımını yaptığım için bana kızacakların varlığından şüphem yok...
Ne yapsaydık ya?

Kökü dışarıda, dalları üzerimize düşen yabani ağaçları tanımasaydık, tanıtmasaydık, gözlerimizi yumsaydık daha mı iyi olacaktı?
Ülkemizi örümcek ağı gibi sarmış “Mason Locaları”nı isim isim saymış Yeşilyurt... Bunun artık gizleneceği kalmamış...
Ta Osmanlı’nın hasta adamlık günlerinden zamanımıza kadar isimler resmigeçit yapıyor...

MASON KOMUTANLAR


Orgeneral Refik Tulga... 33. derece üstad mason.
Orgeneral Eşref Manas... Üstad Mason-Erenler Locası.
Korgeneral Selahattin Tokay... Sebataist ve Bilderberg üyesi.
Korgeneral Şefik Erensü... Üstad Mason-Erenler Locası...
Tümgeneral Prof.Dr. S. Tahsin Aygün... Büyük Loca kurucusu...
Tümamiral Necdet Tiryaki... 33. derece Üstad Mason...
Tümgeneral Zeki Belgin... Ankara İnanış Locası...
Tümgeneral Necmi Ökten... Ankara Yıldız Locası...
Tuğgeneral Prof. Dr. Kamil Sokullu... Büyük Loca kurucusu...
Tuğgeneral Prof. Dr. Necip Berksan... 33. derece Üstad Mason...
Tuğgeneral Prof. Dr. Saim Bostancı... Bilderberg üyesi...
Tuğgeneral A. Kemal Sarıay... Suprem Konsey üyesi...
Tuğgeneral Alaaddin Mizanoğlu... Ankara İnanış Locası...
Tuğgeneral A. Remzi Yiğitgüden... 33. derece Üstad Mason...
Tuğgeneral İlker Güven... 33. derece Üstad Mason...
Kur. Albay N. Tahsin Erol... Büyük Loca kurucusu...
Kur. Albay Ertuğrul Alatlı... 33. derece Üstad Mason...




BÜYÜK-KULÜP-Cercle d’Orient üyeleri:

Bu kulübün üyelerini ve niçin kurdurulduğunu, kimlere hizmet götürdüklerini kitabı okuyunca öğreneceksiniz...

Oramiral Bülent Ulusu-Büyük Kulüp-Cercle d’Orient
Oramiral Nejat Tümer-Büyük Kulüp-Cercle d’Orient
Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu-Büyük Kulüp-Cercle d’Orient
Orgeneral Çevik Bir... Büyük Kulüp Balotaj Başkanı.
Orgeneral Necati Özgen... Büyük Kulüp Cercle d’Orient.
Orgeneral Yaşar Büyükanıt... Büyük Kulüp-Cercle d’Orient...
Orgeneral İlker Başbuğ... Büyük Kulüp Şeref Üyesi...


Büyük Kulüp Cercle d’Orient Yönetim Kurulu bir renkler cümbüşü sanki:

Duran Akbulut-Yüksel Yalova-Tevfik Altınok-Atalay Şahinoğlu ve aklınıza getiremeyeceğiniz siyaset numuneleri...

Disiplin Kurulu da enteresan:

Mehmet Moğultay-Başkan-Tümamiral Nezih İşeri, Süleyman Demirel familyasının damadı ve CHP milletvekili İlhan Kesici, saymakla bitmeyecek diğer zevat...

Meşhur sosyologlardan Ziya Gökalp’in de Mason olduğu kaydedilen kitapta çok şok edici isimler bulunmaktadır...


“Eee, bunlardan bize ne? Herkesin özel hayatına niçin gireceğiz? Bunlar doğru değil” diyenlere vereceğim cevap:

“Bu ülkenin insanlarını laiklik silahıyla vuran kimlerdi? Masonlar değiller miydi? Onlar ki Mustafa Kemal’in ‘zararlıdır’ diyerek kapattığı, vefatından sonra iktidara gelen İsmet İnönü’nün tekrar açılmasına müsaade ettiği bir bölücüler hareketidir...”
Halkımızın giyim-kuşamıyla, okuduğu Kur’an ile, ibadetiyle, kitaplarıyla, tarihiyle uğraşanlar kimlerdir?

Yeter artık...
Korkmanın hiçbir ahlaki getirisi yoktur...

Önce şunu bilelim, Masonluk Türk karakterine, İslam ahlakına ters düşen bir görüştür... Yahudiler tarafından kurulmuş, dünyanın her yerine yayılmışlar...
Bu tehlike bilinmeli...

Abdurrahim Karakoç




-----------------------------------------





GATA'da Mason işgali




Ergenekon soruşturmasının kilit adamlarına verdiği sağlık raporlarıyla tahliye yolunu açan GATA, çok farklı iddialarla gündemde. GATA'da görevli bazı askerlerin yasak olmasına rağmen Rotaryen ve Masonlarla ilişkili oldukları belirlendi.
Kemal GÜMÜŞ'ün haberi...

Vakit'in ele geçirdiği belgelere göre GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Hematoloji servisinde görevli Yrd. Doç. Dr. Tbp. Yb. Alev Erikçi ile eşi Dr. Hakan Erikçi Ataşehir Rotary Kulübü üyesi. Alev ve Hakan Erikçi'nin Rotary Kulübü'nde faaliyetler sırasında çekilmiş görüntüleri bulunurken, Ataşehir Rotary Kulübü'nün çiftin aralarına katılması sebebiyle merasim bile yaptığı anlaşıldı.

GATA'DA MASON OLMAYAN YÜKSELEMİYOR

GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi'nde son iki yıldan beri mason olmayan kişiler öğretim üyesi olamazken, mason olanların hiçbir bilimsel kritere bakılmaksızın öğretim üyesi olmasının sağlandığı iddia ediliyor. Hematoloji servisinde görevli Yrd. Doç. Dr. Tbp. Yb. Alev Erikçi ve eşi Hakan Erikçi'nin Ataşehir ROTARY kulübüne üye olduktan sonra üyelik belgelerini diğer hastane görevlilerine göstererek onların da üye olmalarını teklif ettiği kaydedildi.

GATA SORULARIMIZI CEVAPLAYAMADI

Üst düzey bir mason olduğu ileri sürülen GATA Baştabibi Tbp. Tuğg. Yusuf Ziya Yergök'ün ise Haydarpaşa'da Caddebostan Lions Kulübü için bağış topladığı iddia edildi. Söz konusu iddialar hakkında soru sorduğumuz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Komutanlığı'nın ise sorularımızı cevaplamaktan kaçınması dikkat çekti. GATA Komutanlığı'na Tuğgeneral Yusuf Ziya Yergök ile ilgili 3 gün önce geçtiğimiz yazılı sorular cevaplandırılmadı. Sorular, “Tuğgeneral Yusuf Ziya Yergök'ün mason olduğuna dair iddialar doğru mudur? Tuğgeneral Yusuf Ziya Yergök'ün Haydarpaşa Caddebostan Lions Kulübü için bağış topladığı doğru mudur? Doğruysa herhangi bir işlem yapılmış mıdır?” şeklindeydi.

MASONLARIN TSK'YA SIZMA ÇALIŞMALARI İDDİANAMEDE VAR

Ergenekon tutuklusu Doç. Dr. Ümit Sayın'ın 1997'de Amerika'da iken yazdığı bir mektubu iddianameye alan savcılar, mektubu masonların Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sızmasına delil olarak gösterdi. Masonluğun "Üstad"lık makamında bulunduğu ve masonik faaliyetlerini yürütebilmek için demokrasiyi, laikliği ve Atatürkçülüğü maske olarak kullandığı ortaya çıkan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Sayın'ın bir mektubu daha çarpıcı bir gerçeği gözler önüne seriyor. Ergenekon savcıları, Sayın'ın 1995 ile 2001 yılları arasında Amerika'da Wisconsin Üniversitesi Nöroloji Bölümü'nde bilimsel araştırma yaptığı sırada yazdığı mektupları delil olarak Ergenekon iddianamesine koydu. Ümit Sayın, GATA'da çalışan, mason olduğunu iddia ettiği Prof. Dr. İ. Tayfun Uzbay'a gönderdiği mektupta kendisini başarılarından dolayı tebrik etti.

GATA MASON ÜSSÜ GİBİ

Ayrıca Ümit Sayın, Ergenekon sanığı Adnan Akfırat'la Messenger yazışmasında GATA'da çok masonun olduğunu ileri sürmüştü. Soruşturmayı yürüten savcılar, 339. delil klasörünün 443. sayfasındaki mektubu Masonların TSK'ya sızmasına delil olarak değerlendirdi. Belgenin başına not düşen savcılık, şu ifadelere yer verdi: "Aşağıdaki masonik içerikli mektup, Ümit Sayın tarafından GATA'dan Tayfun Uzbay'a yazılmıştır ve masonların ordumuza nasıl sızdıklarını göstermektedir." Mektubunda Türk akademisini tembelliğin ve verimsizliğin hakim olduğu ve Bizans entrikalarına benzeten Sayın, ileri sürdüğü gibi bir ortamda Uzbay'ın GATA'da başarılı çalışmalara imza atmasını takdire şayan buldu. İstanbul'un bilim konusundaki ciddiyetinden şüphelendiğine dikkat çeken Sayın, Uzbay'a 1995'te İstanbul Tıp Fakültesi Deneysel Tıp Araştırma Merkezi'nin (DETAM) müdürlüğüne Prof. Dr. Hikmet Koyuncuoğlu'nu kendilerinin getirdiğini belirtiyor. Sayın, mektubunun sonunda Amerika'da Kemalist, laik ve demokratlar olarak örgütlendikleri bilgisini veriyor.

MESSENGER'DAN MASON YAZIŞMASI

Ümit Sayın ile Adnan Akfırat'ın GATA'daki Masonlar üzerine 18.02.2001'de Messenger'dan yaptıkları yazışma şöyle:
Ümit Sayın: Çetin Yetkin ve Işıklı mason locaları Türkiye'de çok gerekli
Adnan sys: Rumeliler grubu konusunda bilgin var mı?
Ümit Sayın: İsimler var ama bunları konuşmamak lazım (...)
Ümit Sayın: Ertaç Tinar'ı mahfilde Yalım Erez'le kol kola dernekte gördüm
Ümit Sayın: Yani tüm iş dünyasının kilit noktaları
Adnan says: Ali Şen, Çevik Bir, İzzettin Doğan ekibi için Rumeliler deniyor?
Ümit Sayın: Çevik Bir mason
Adnan says: Hangi locada
Ümit Sayın: Bazılarını ABD'deki locaya kaydediyorlar
Ümit Sayın: Ömer Şarlak, mason, eski GATA komutanı
Ümit Sayın: Tüm basın elimizde ama Kıvrıkoğlu GATA'daki bazı kardeşlerimize zarar verdi
Adnan says: GATA'da tanıdığın var mı senin
Ümit Sayın: Elbette GATA'daki masonların çoğunu biliyorum. Ananı ve babanı gözden çıkaracak kadar davamıza sahip olduğunda iç grubumuza girebiliyorsun, çekirdek grup çok gizlidir. Doğu Bey de çekirdekte, o iyi bilir
Adnan says: Bana bile bugüne kadar hiç belli etmedi.


GATA'da Mason işgali - En doğru ve güncel haber
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
"Silahları göm" emri Çevik Bir'den


Eski JİTEM'ci olan gizli Erdoğan'a suikast girişiminde kullanılacak silahların gömme emrini Çevik Bir vermiş.




Eski JİTEM'ci olan gizli bulunan tanığın, Gemlik'te ve Erdoğan'a suikast girişiminde kullanılacağı ileri sürülen 'silahları gömme' emrini bizzat Çevik Bir'den aldığını iddia ettiği ortaya çıktı.

Ergenekon soruşturması kapsamında önceki gün sürpriz bir şekilde sorgulanan emekli Orgeneral Çevik Bir ile eski İstanbul MİT Bölge Başkanı Nuri Gündeş'in isimlerinin eski bir JİTEM'ci olan gizli tanığın ifadelerinde geçtiği öğrenildi.

Gizli tanığın, Bursa'nın Gemlik ilçesinde bulunan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişiminde kullanılacağı ileri sürülen 'silahları gömme' emrini bizzat Çevik Bir'den aldığını iddia ettiği bildirildi.

Ergenekon soruşturması kapsamında 6 Nisan 2009'da Bursa'nın Gemlik ilçesine bağlı Engürücük köyünde bir evde yapılan aramada, 1 roketatar mermisi, 1 tabanca ve bu tabancaya ait 50 mermi ele geçirilmişti. Söz konusu silah ve mühimmatla Başbakan'a suikast planlandığı açıklanmıştı. Gizli tanığın ifadesine göre Erdoğan'ın uçağının, inişe geçtiği sırada füze ya da uçaksavarla düşürülmesi hedefleniyordu.

Edinilen bilgilere göre, eski JİTEM'ci bir gizli tanık soruşturma kapsamında Bursa'da bulunan mühimmatla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Gizli tanığın verdiği bilgiler 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12. dalga operasyonları için verdiği arama kararında da yer almıştı. Şöyle deniliyordu: "Gizli bir tanığın beyanlarında, Gemlik'te yapılan aramada Başbakan Erdoğan'a yönelik, 'uçağının inişe geçtiği sırada' yapılacak saldırıda kullanılmak üzere saklanan bir ABD menşeli uçaksavar mermisinin ele geçirilmesi..." Tanığın, 'silahları göm' emrini 28 Şubat döneminin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir'den aldığını söylediği öğrenildi. Eski JİTEM'cinin ifadelerinin bazı yerinde Nuri Gündeş'ten de bahsettiği aktarıldı. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar söz konusu gelişmeler üzerine Çevik Bir ve Nuri Gündeş'i 'şüpheli' sıfatıyla sorguladı. Yaklaşık 5 saat süren sorguda Çevik Bir'e, 28 Şubat sürecinde yaşanan bazı olaylarla ilgili sorular da sorulduğu iddia edildi.
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
6 Askerin Ölümünde Komutanın İhmali Var

24 2009 Çarşamba : 22:44

27 Mayıs'ta Hakkari Çukurca'da 6 askerin öldüğü mayın patlamasıyla ilgili internet sitelerine Hakkari Tümen komutanı Tümgeneral G. K. ve Çukurca Tugay komutanı Tuğgeneral Z.E. arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmaları internete düştü.



Z.E. 6 askerin öldüğü mayınlarla ilgili Hakkari Tümen Komutanını bilgilendirirken "Bu mayınlar büyük bir olasılıkla bizim" diyor. Mayınları bizzat kendinin yerleştirdiğini belirten E, bütün rütbelileri tek tek çağırarak mayınların yerini gösterdiğini ifade ediyor. 'Ben bu çoçukları koruyayım diye onları döşedim" diyen Z.E. bütün sorumluğu üzerine almaya hazır olduğunu söylüyor.


Zaman gazetesinin haberine göre, iki komutan arasındaki konuşmalar dışında Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Z.E'nin Tabur Komutanı Yarbay T. ve adı belli olmayan bir komutanla yaptığı konuşmalar da ortaya çıktı.


Bu ses kaydına konu olan mayın patlamasının hemen sonrasında atv'ye konuk olan Başbakan Erdoğan da çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu. Erdoğan, DTP'ye randevu konusu ile ilgili bir soruya "ne zaman bu yönde bir girişimde bulunsam, bölgeden mayın patlaması sonucu şehit haberleri geliyor" şeklinde cevap vermişti.




1. SES KAYDI



Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral G.K. ve Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Z. E. arasındaki telefon konuşması



Z.E: Komutanım uzaktan komutalı değil. Maalesef



G. K: Değil mi?



Z. E: Değil komutanım. Uzaktan komutalı değil. Biliyorsunuz bunları korumak için ben burada sıkıntılı oldukları için kendim risk alarak geldim. Bizzat kendim yerleştirdim. Rütbelileri tek tek çağırdım gösterdim. Bütün bölük komutanları birbirine devretsin dedim. Hep böyle tekmil verdiler devrettik diye. Ama komutanım bu büyük bir olasılıkla bizim, yani sabah buraya gelmenizde yarar var komutanım.



G. K: Kolordu komutanı gelecek sabah erken saatlerde onla beraber gelicem.



Z. E: Komutanım kolordu komutanımızla bu konuyu paylaşmanızda yarar var. Ben tamamen sorumluluğu almaya hazırım komutanım onu bütün samimiyetimle söylüyorum. Bütün sorumluluğu alıyorum zaten komutanlık sorumluluğu olarak.



G. K: Hepimiz alırız o konuda tereddüdümüz yok.



Z. E: Komutanım benim niyet maksadımı biliyorsunuz. Ben bu çocukları koruyayım diye onları döşedim. Ama onlar demek ki bu hassasiyeti o kadar yırtınmama rağmen göstermemişler. Komutanımızla da bir paylaşırsanız komutanım ben sabahleyin sıkıntıda kalabilirim. Yani olduğu gibi paylaşmak durumunda kalabilirim. Komutanım sizi böyle sıkıntıya soktuğum için kahroluyorum.



G. K: Yok yok hayır öyle birşey, hiç bir sıkıntı yok bak hiç bir sıkıntı yok. Hayır hayır hayır hiç bir sınıtı yok. Biz aynen planladığımızı tekrar uygularız. Sen merak etme hiç onda bir sıkıntı yok.



Z. E: Yarından itibaren de harekatımızı uygulamak için hazırız komutanım bunu da belirteyim. Yarın akşama kadar atarız üzerimizden bu sıkıntıyı. Ama bu sıkıntıdan dolayı ben kahroluyorum.



G. K: Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok. Ben bir şey söyleyeyim. Biz elimizden geleni yapıyoruz. Burada hayatımızı ortaya koyup mücadele veriyoruz. Bu mücadelenin içerisinde birileri ufak tefek hata yapacaktır. Bunun bedeli belki ağır olacaktır.




2. SES KAYDI



Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Z. E. ve Tabur Komutanı Yarbay T. arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşması...



Z.E: Nedir durum orda. Tümen komutanı geleceğiz sabah çok erkenden demişti bana.



T: Komutanım Kolordu Komutanımız geldi. Yaklaşık bir 15 dakika önce. Şu anda burdalar. Şu anda odanızda görüşüyorlar komutanım.



Z.E: Senin yanında bir şey konuştular mı?



T: Yok komutanım. İkisi odaya girdiler komutanım.



Z.E: Makam odasına mı girdiler?



T: Doğrudur. Sizin odanızdalar komutanım.



Z.E: Peki Tümen Komutanı Asayiş Komutanı gelmeden önce seninle konuştu mu hiç bu olayla ilgili?



T: Taburları sordu bana. Taburların durumu nasıldı buradayken şeklinde söyledi sordu. Onun haricinde birşey konuşulmadı komutanım bi de nasıl bir kanaat edindi bilemiyorum. Bu timler yanlış yerden gitmişler herhalde gibi birşeyler
söyledi komutanım. Başka herhangi bir konuşma olmadı.




Z.E: Evet. Bu yukarıya nasıl bildirdiniz ilk kaza olay raporunu



T: Komutanım sadece operasyonun başlangıcından sonra ilerleme esnasında muhtemelen EEP'ye olduğu değerlendirilen patlamıştır. Şehit ve yaralıların kimliklerini saydık. Değerlendirme olarak da muhtemelen bölgede yapılan operasyonları engellemek maksadıyla bölücü terör örgütü mensupları tarafından EEP döşenmiş olabileceği değerlendirilmektedir şeklinde hiç teferruata girmeden yüzeysel bir şey yazdık komutanım. Tümen Komutanımız kendisi de gördü birkaç kez özellikle bakarak. Olan olayı da o şekilde yazdık.



Z.E: Peki Taner var mı söyleyeceğin birşey?



T: Hastane kayıtlarına geçen 6 şehit 8 yaralı olarak komutanım, bizim bildirdiğimiz o şekilde.



Z.E: Anladım Taner.




3. SES KAYDI



Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Z.E. ve ismi belli olmayan bir komutan arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşması..



KOMUTAN: Zeki sen misin abicim? Sesin biraz şey. Sen yanlız mısın? Nasıl?



Z.E: Astsubay yanımda diğer arkadaşlar Asayiş Komutanı ile Tümen Komutanının yanında



KOMUTAN: Ha şeyi söylicem bu konuşmaların hepsi kaydediliyormuş fazla şey yapmayın. Anladım mı dediğimi?



Z.E: Anladım.



KOMUTAN: Beni aradılar söylediler. Senin bu aradığınla ilgili



Z.E: Anladım.



KOMUTAN: Mümkün olduğunca az.



Z.E: Kim söyledi size?



KOMUTAN: GES Komutanı, beni aradı sabah tamam.



Z.E: Anladım.



KOMUTAN: Abi hepimizin başı sağ olsun. Yapacağımız bir şey yok biliyorsun. Takdiri İlahi. Görev de devam edecek tabi. Ben de dün geldim yani akşam üzeri geldim. Öyle devam ediyoruz işte ne yapalım yani. Öpüyorum. Görüşürüz abiciğim. Herkesin başı sağ olsun. Oradakiler sana emanet moralini yüksek tut.
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
SAKINCALI PİYADE FİŞLEMESİ



Onur Düşgül, askerliğini çavuş olarak yaptı.
Hakkındaki raporda "namaz kılmak, dini eser okumak gibi eylemleri nedeniyle ‘ömür boyu kontrol altında tutulması’ istendi"

ZAFER KÜTÜK ANKARA
Maltepe Askeri Lisesi Komutanlığı’nda kısa dönem askerliğini çavuş olarak yapan Onur Düşgül hakkında hazırlanan rapor, bazı erlerin askerlik bitiminde de izlendiğini ortaya çıkardı. ‘Kişiye özel’ istihbarat belgesinde, Daşgül için “Askerlik sonrası da kontrol altında tutulmalıdır”denildi. ‘Sakıncalı Şüpheli Personel Bilgi Formu’nda Düşgül’ün ‘sağ’ ideolojik akımdan olduğu belirtildi.

ÇAVUŞ’UN KABAHATLERİ!



Düşgül’ün ömürboyu takip altında bulundurulması istenen raporda yasadışı faaliyetler arasında ‘namaz kılmak’, ‘Tarihi ve dini eserleri sürekli bulundurmak’, ‘Doğu ve Güneydoğu’dan gelen okuma yazma bilmeyen erlere özel ilgi’ sıralanıylor. Raporun son bölümünde Düşgül için, “Cumhuriyetin anayasal düzenini eleştirip şeriat düzenini savunmaktadır. Okulda fırsat bulduğunda çevresini görüşleri doğrultusunda zehirlemeyi başarabilecek yetenektedir. Askerlik sonrasında da kontrol altında tutulmalıdır” deniliyor.

SİVİL SİCİLİNE DE  İŞLENSİN

‘Düşgül raporları’, 30 Kasım 2004 ‘te Maltepe Askeri Lisesi Komutanı Tank Kurmay Albay M. K. imzası ile MİT, Jandarma ve Emniyet’e de gönderildi.
Albay M.K. yazısında“ raporların ileride Düşgül hakkında yapılacak güvenlik soruşturmaları ve arşiv araştırmalarında çıkması için kayıtlara girilmesini” istedi

Star Gazetesi :

http://www.stargazete.com/politika/sakincali-piyade-fislemesi-haber-207224.htm

http://www.stargazete.com/politika/sakincali-piyade-fislemesi-haber-207223.htm

Firavun Ocağından Gelişmeler
 

KavlulFasl

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Akxim Allah-Subhanahu we Teala- Razı olsun Sizden Konu çok Güzel Hazırlanmış...

Birde Benim bir Derdimi Dökmek istiyorum şuraya...

Askere Gitmeyen Müslüman Genç kardeşlerimize sahip çıkılmıyor kendi Grup ve Arkadaşları tarafından habire gitme Kafir olursun diyorlar...

Bu Kardeşimiz öyle bir hale geliyor ki ,Evden İşe,İşten eve Hapis gibi geçiyor hayatı KIZ dahi vermiyor O Malum Kardeşleri...

Bir süre Sonra askere Gitmek zorunda kalan Kardeşimizi TEKFİR etemey başlıyorlar diğer Sözde Kardeşleri....

TEKFİR EDİLMESİ GEREKENLER GİTMESİNE GÖZ YUMANLAR MI OLACAK...

Y0KSA ASKERE GİDEN KARDEŞİMİZ Mİ OLACAK....HALA MERAK KONUSU BENDE....

Ebu Bekr Radiyalluanh-Bilal Radiyallahuanh-ın Bağrını taşlarla ezen Kafirlerin eline ve İnsafına mı Terk etti...

Yoksa Onu satın almak ve Kafirlerden kurtarmak için bütün Mal varlığını mı Ortaya koydu...

Seçim Sizin bu BİLAL'LER ÇAĞIMIZIN BİLAL'LERİLERDE HANİ NERDE ÇAĞIMIZIN EBU BEKR LERİ.....
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
Vatan Borcunu (!) Ödeyen Türk Askerleri…









(Bu müşriklerin/ kafirlerin adeti de) tıpkı firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin adeti gibidir. (Onlar) Allah’ın ayetlerini hiçe sayıp (kendi otorite ve emirlerini hakim kılıp) küfre sapmışlardı. Allah’ da günahları sebebiyle onları tutup alıvermişti. Çünkü Allah sonsuz kuvvet sahibidir, cezası çok şiddetlidir.” Enfal / 52


İşgalci A.B.D devleti kanla beslenen bir devlettir. Haçlı terör örgütleri tarafından kan ve şiddetle kurulmuştur. Bu yüzden mayasında kan ve şiddet vardır. Kuruluşundan sonra’da sürekli kan ile beslenmiştir. Bu itibarla Haçlı devletlerin İşgali devamlı başlı başına bir tehdit ve tehlikedir. Bu İşgalçi Haçlı güç ve onun yardımcıları’nın varlığının sürmesi de bu tehdidin devam etmesi anlamına gelir. İşgal güçlerinin Afganistan’da yaşadığı sıkıntılar var.


Amerika, Afganistan işgalinde Türk askerinden daha çok yararlanmak için sürekli Türk halkının sırtını sıvazlayıp duruyor. Sürekli Haçlı komutanlarının “Aslansınız, kaplansınız” deyip durmaları boşuna değil.


Yani İşgalci Haçlı ordularının önderi Amerika’nın nerde pislik bir işi varsa Türkiye’yi orada yanında görmek istiyor.


Peki , bunun bir bedeli yok mu? Olmaz olur mu? Bu davet doğrudan doğruya zulümde ortaklık davetidir! Bu talep doğrudan doğruya zalimlikte birlikte olma talebidir! Yani bu işin bedeli kan kokuyor! Uluslarası Barış Gücü’nde görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının Afganistan’da yaptıkları işler ve görevlerden bir kaçını sizlere sergiliyoruz.


Afganistan’daki Müslüman kıyımına bakıp “sıra bize de gelecek” diyenler de, bilsinler ki; onlar bizim kardeşimiz ve sıra bize çoktan gelmiş. Onları ümmetin parçası olduğu halde, kendimizden, bizden saymıyorsak, safımızı kontrol etmek durumundayız. İşgalçi Haçlı ordularının vahşi olayları bir kez daha gösteriyor ki, insanlık Amerika’nın eliyle hızla dünya savaşına doğru sürükleniyor. Kıyâmet savaşının sirenleri çalıyor. Planlarımızı, hazırlıklarımızı buna göre yapmak, yaşantımızı ufukta gözüken bu geleceğe göre gözden geçirmek zorundayız. Bâtıl cephe zaten her çeşidiyle soğuk savaşı tüm şuurlu Müslümanlara karşı gösteriyor. Nice İslâm toprağında da ateş gibi yakıcı sıcak savaş sahneleri uyguluyor. Müslüman, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, bunlara seyirci kalamaz, tarafsız olamaz. Bertaraf olmak istemeyen bîtaraflığı seçemez. Müslüman, gündelik basit işlerle oyalanamaz. İki yoldan birini seçmek zorundadır, yol ayrımına gelmiş insanımız. Ya cenneti ya cehennemi; ya izzeti ya zilleti; ya cihadı ya mağlûbiyeti; ya Allah’ı ya dünyayı… Allah’ı tercih edenlere selâm olsun! Gâvurlaşmaya, giden yolu bırakıp, kendilerine nimet verilen peygamberlerin, sıddıkların, şehid ve sâlihlerin yolunu takip eden ve Allah için her imkânıyla cihad edenlere ne mutlu!




Vatani Görevini (!) yapan Onbaşı Kaşıkçı









Uluslararası Barış (Küfür) Güçün’de görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne mensup askerler kafeterya’da ….











Terörist adı altında Türk askerleri tarafından tutuklanıp İşgalci Haçlılara teslim edilen mazlum insanlardan bir kesit….





Firavun Ocağının Mehmetçiki (!) arkadaşlarına Viski servisi yaparken…






İşte Kahraman(!) Türk askerinin Afganistan serüveni…





Tağut’un neferlerinin rezillikleri…






İşgalçi kurşunları tarafından şehid edilen Afganlı bir masum




Bu yazı Elif Medya Enformasyon Grubu tarafından hazırlanmıştır.

Salih Dualarınızda, Hakka yönelmiş, batıla ve tağuta karşı diş bilemiş olanlara karşı destek veren bizlere de yer ayırınız.

Tefekkür ile….

Elif Medya 23/09/1430 13/09/2009
 

KavlulFasl

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Barış Gücü haaa...Barış Gücü...!

''Bakalım Nasıl Barıştıracaksınız Müslümanları Kendiniz gibi Kafir ve Mürtedlerle...''

Bağımsızlığını Kaybetmiş Ülke TC yi Kim Kurtaracak peki ? Bu Kin ve Nefreti Bel'am Hocaefendiler ve Şeyhefendiler daha ne zamana kadar saçma ''Asimilasyonlar'' çabaları ile Bastırabilecekler...

Büyük Kin ve Nefret Düşmanlık beliriyor TC nin Politikasını Güdenlere karşı bunu hangi Mürted Munafık Hocaefendi Yatıştıracak,kim TEVHİD EHLİ Müslümanların Emperyalistlere karşı verecekleri Mücadeleyi Bağımsızlıklarına Kurşun sıkacak...Bakalım göreceğiz..
 

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
(!)

Bu görüntüler “Peygamber ocağı”na yakışıyor mu? (!)

İşte bizim ülkemizde hiçbir vatan evladının karşılaşmak istemediği ve kabullenemediği içler acısı tablo bu.

Elbette bu tablo en çok vatanı için, milleti için gözünü kırpmadan; seve seve canını, malını feda edecek vatanperver insanımızı rahatsız edip, adeta duygularda ve gönüllerde komplikasyonlara yol açıyor.

İşte bunun için bugünkü TSK idarecilerinin aynaya bir kez daha çok iyi bakması gerekiyor.

Çünkü aynadaki o şanlı tarihimizle bağdaşmayan “çirkin görüntüler” bu milletin vicdanını kanatıyor!




“Peygamber ocağı”na yakışmıyor! Geçtiğimiz hafta Hava Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşaviri Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok’un tutuklanması, en önemli gündem maddelerinden biriydi. "Yağmalamaya azmettirmek ve yasadışı örgüt üyeliği" suçlamalarıyla tutuklanan Üçok, aynı zamanda Ergenekon davasına paralel olarak yürütülen Karargah Evleri davasının da hakimiydi.

Yaptığı kirli işler karşılığında aldığı milyon dolarlar ve hayat kadınlarıyla ilişki kurmaya kadar pek çok suçtan yargılanmak üzere tutuklanan Paşa, “Türkiye’nin en önemli” kurumlarından birinde görev yapıyor. “Güvenilir ve şeffaf bir kurum” olduğu söylenen TSK’nın içinden çıkan paşaya, daha önce de hakkındaki iddialar nedeniyle açılan soruşturmalardan dolayı sadece ‘kınama’ cezası veriliyor.

Yine geçtiğimiz hafta Vakit Gazetesinde yer alan bir habere göre; evli Askeri Hakim Zekeriya Duran'ın evli bir kadınla fuhuş yaptığı iddialarından sonra istifa etmek istemesine rağmen ‘Yarbaylık'tan ‘Albay'lığa terfi ettirildiği ortaya çıkıyor.

Her yıl düzenlenen YAŞ toplantılarında binlerce masum dindar subay ve astsubay, sudan gerekçelerle ordudan uzaklaştırılırken, TSK içerisinde kirli ve karanlık işlere karışanların adeta ödüllendirilmesi vicdanlarda travmalara yol açıyor.

İşte bizim ülkemizde hiçbir vatan evladının karşılaşmak istemediği ve kabullenemediği içler acısı tablo bu.

Elbette bu tablo en çok vatanı için, milleti için gözünü kırpmadan; seve seve canını, malını feda edecek vatanperver insanımızı rahatsız edip, adeta duygularda ve gönüllerde komplikasyonlara neden oluyor.
Tarihi kayıtlarımıza baktığımız zaman, kazandığımız zaferlerin parayla pulla olmadığı, gerçek manada vatan, millet, inanç ve tarih şuurunun her şeye bedel olduğu gün yüzü gibi ortada.

Kurtuluş Savaşı’nı milletle birlikte bizzat yaşayan, cephede düşmana karşı mücadele veren vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy, İstiklâl Marşı birinciliğinden dolayı kendisine zorla verilen 500 lirayı, fakr-u zaruret içinde olmasına rağmen, fakir kadın ve çocuklara bir maişet temin etmek üzere kurulmuş olan "Darü'i Mesai"ye bağışlamıştı. Kurtuluş Savaşımız işte böyle bir hassasiyet, iman ve inançla yapıldı.

İstiklâl Marşı kabul edildiğinde, Mehmet Akif'in cebinde, Zonguldak milletvekili Hayri Bey'den borç aldığı iki lirası vardı. Millî Marş için 500 lira teklif edildiği günlerde 140 lira ile Ankara'da bir çiftlik satın alınabiliyordu. Paltosu dahi olmadığı için kışın bile ceketle dolaşan bu idealist İstiklâl şairi, çok soğuk günlerde, arkadaşı Şefik Kolaylı'nın paltosunu ödünç alarak kullanıyordu...

Şefik Bey'in bir gün, “Akif Bey, hiç olmazsa kendine bir palto alsaydın” demesi üzerine, ona darılıp iki ay konuşmamıştı.

Çok ötelere giderek; tarihin altın sayfalarında yerini alan hem devlet başkanı hem de ordusunun başında kumandan olarak seferlere katılan Sultan Alparslan’ın, Osman Gazi’nin, Sultan Yavuz’un, Sultan Fatih’in sergiledikleri o destansı duruşlara bakmamıza gerek yok.

Daha yüz yıl önce haksız eleştiri ve karalamalara maruz kalan Sultan Mehmet Reşat’ın bile, ordusunun başında kumandan olarak seferdeyken şehzade Ziyaeddin Efendi'nin doğum müjdesini aldığı zaman sevinmek yerine;

"Memleketin başına bir masraf kapısı daha açılması hoş değil..." diyecek kadar devlete yük olmaktan üzüntü duyması ve Osmanlı askerinin, sefere çıktıkları yol güzergâhında “ağaçlardan kopardıkları meyveler için mendil içinde para bırakan bir hassasiyet” ne kadar anlam yüklü ise, son zamanlarda TSK içerisinde sıkça rastladığımız “nahoş görüntüler” de bir o kadar izaha muhtaç.

İşte bunun için bugünkü TSK idarecilerinin aynaya bir kez daha çok iyi bakması gerekiyor.
Çünkü aynadaki şanlı tarihimizle bağdaşmayan o “çirkin görüntüler” bu milletin vicdanını kanatıyor!
Bu görüntüler “Peygamber ocağı”na yakışmıyor!




FİRAVUN OCAĞINA YAKIŞIYOR


Laik Demokratik Kemalist bir devlet olan T.C. için ölen asker şehid midir ?

164


Timurtaş Hoca : Demokrasi Şehidi
165


NİYE ; EZAN YASAKLANDIĞI , HELALLER HARA HARAMLAR HELAL YAPILIP ŞERİAT KALDIRILDIĞI İÇİN Mİ?

 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt