Çözüldü Delail-i Hayrat, Delail-i Şerif Sahih mi?

ehl-i iman

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Evde böyle kitap var. İçinde ayet gibi salavatlar var.Okunması caiz midir?

Hazırlayan: Muhammed Nuri bin Ali eş-Şehri

Yeniden hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdağ

Gonca yayınevi
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Kalabalıklar Dininin sevab kaynaklarından Bir Bid'at Daha

Delâil-i şerif, Delâil-i hayrât ve Delâil diye anılan risâlenin tam adı, “Delâilu’l-hayrât ve şevâriku’l-envâr fi zikri’s-salâti ale’n-nebiyyi’l-muhtâr”dır


Delailu Hayrat

Ebu Abdullah bin Suleyman Ebî Bekr el-Cezûlî'dir. Fas'ta doğmuş ve 875 (1470) te orada irtihal etmiştir.

Ömrünün kırk yılını Mekke, Medine ve Kudüs'te geçiren bu zât, tasavvufcu ve şazeliyye târikatının ileri gelenlerindendir.

Not : Sapkın İsmailağa cemaati sofi Mahmud Ustaosmanoğlu, Medine ‘de bulunan Ahmed bin Allame Rıdvan’dan Delailu’l –Hayrat okumuş ve icazet (!) almıştır.
Bu yüzden bir başka sapkın Kadiri tarikatı Muhammediyye kolunda Delailu’l-Hayrat tarikatın virdi olarak kabul edilmekte ve muridlerin sık sık tilavet etmeleri tavsiye edilir.




Delailu Şerif
Şeyh Ali El-Kari, Şeyh Kutbuddin El-Huvani, Şeyh Muhammed El-Cezuli.

Tam adı , Ebu Abdullah Muhammed bin Abdurrahman bin Ebubekir bin Süleyman bin Yali eş-Şerif el-Hüseyni el-Cezuli olup Fas’ın güneyindeki Sus Vadi’sinin Cezule bölgesinde dünyaya gelmiştir.

Eserin Yazılış Sebebi
Eserin yazılış sebebiyle ilgili olarak hârikulâde iki olay zikredilmektedir. Bunlardan ilki şudur:
İmam Cezûlî, bir gün kuyu başına abdest almak için gittiğinde, kuyuda suyu çıkarmak için kova olmadığını görür. Ne yapacağını bilemez bir durumdayken, orada bulunan küçük bir kız, şeyhe sıkıntısının sebebini sorar. Şeyh de kova bulamadığını dolayısıyla da istediği suyu çekemediğini anlatır. Bunun üzerine küçük kız: “Efendim, herkes sizin kerâmetlerinizden ve nâil olduğunuz hayırlardan bahsediyor, siz ise bir kuyudan su bile çıkaramıyorsunuz!” diyerek kuyunun başına gelip kuvvetli bir şekilde içine doğru üfler. Bunun üzerine Allah’ın izniyle kuyunun suyu taşar ve İmam Cezûlî bu sudan abdest alır. Abdestten sonra İmam’ın: “Kızım, bu kerâmete nasıl nâil oldun?” diye sorması üzerine o bahtiyar kız, bu şerefe, “Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e bağlanıp O’na çok salavât getirmekle” nâil olduğunu söyler.

(Vassâf, Hüseyin, a.g.e. I. 250; Nebhânî, Yusuf b. İsmâil, a.g.e. I. 276.)

İkinci hâdise de birincisiyle bağlantılı gibidir:
Nakledilir ki bu olaydan çok etkilenen İmam Cezûlî, “Acaba benim salavât-ı şerîfeye bağlılığım az mıdır?” diye endişe edip, o gece uykusu kaçmış bir vaziyette düşünüp yatarken, ayın bedir olduğu bir gecede, gece yarısından sonra karısının, yatağından kalkıp, güzel elbiselerini giyip başını örttükten sonra evden çıktığını görür. Bu vakitte nereye gider diye öfkelenerek dışarı çıktığında, hanımının önünde ve arkasında birer arslan olduğu halde deniz kenarına gittiğini görür. Merakla onu takip eder. Hanımı sahile geldiğinde aslanlar burada kalır. Kadın denizin üzerinde yürüyerek denizin ortasındaki ıssız adaya gelir. Burada abdest alıp teheccüd namazını kıldıktan sonra dua ve niyazda bulunur. Denizin üzerinden, geldiği yoldan tekrar sahile döner ve önceki gibi aslanlarla beraber yürüyerek evine gelir. Onları uzaktan izleyen İmam Cezûlî, onlardan önce eve gelip yatar.

Aynı hadisenin üç gün tekrar ettiğini gören İmam, üçüncü günün sabahında, bu sırrı hanımına sorar. Hanımı bu durumun yıllardır devam ettiğini söyleyince, böyle bir fazilete nasıl nâil olduğunu merak eder. Hanımı: “Resûlullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) çok salavât-ı şerîfe okuyarak” şeklinde cevap verir. İmam: “En çok hangi salavâtı okuyorsun?” diye sorduğunda eşi, bunu söylemesine izin verilmediğini ancak muhtelif salavâtları topladığı takdirde içlerinde o salavâtın olup olmadığını söyleyebileceğini belirtir.

Bunun üzerine İmam Cezûlî, muteber kitaplardan ve asrında yaşayan büyük şeyhlerden aldığı salavât ile Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in bizzat kendisinin öğrettiği salavâtı, ashâb-ı kirâm ve ulemâ-i izâmın vird edindikleri salavât-ı şerîfeleri seçip bir kitap telif eder ve eşine gösterir. Hanımı da söz konusu salâvatın bu kitapta birkaç defa geçtiğini ve bu kitabı okuyanın Allah’ın izniyle Allah’ın rahmetine ve Resûl’ün (sallallâhu aleyhi ve sellem) şefaatine nâil olacağını söyler.

Bundan dolayı şeyh bu kitaba Delâilü’l-hayrât ve şevâriku’l-envâr adını verir.

(Kara Dâvûd, Tevfîku muvaffiki’l-hayrât, s.1-5; Vassâf, Hüseyin a.g.e. I. 250.)

Sözde Peygamberi Sevmek Adına Sunneti bırakıp, Bid'at Dua'lar Etmek!

Delail'de Rasulullah (s.a.v) haber verdiği dua ve zikrin haricinde nefsinden uydurulmuş Bid'at dualar günlere hasredilmiştir .


Misal :
Çarşamba virdinde kırk üç salâvât bulunmaktadır. Kırk üçüncü salâvat, diğer kırk ikisinin mazmûnunu ihtivâ eden oldukça uzun bir salâvâttır. Bu günün evrâdında bulunan salâvât-ı şerîfelerden bir tanesi meâlen şöyledir: “Allah’ım! Kalbini celâlinle, gözlerini cemâlinle doldurduğun, kendisinden nusretini ve te’yîdini hiçbir zaman esirgemediğin Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve onun ehl-i beyti ve ashâbına ağaçların yaprakları ve meyveleri adedince salât ü selâm olsun. Âmîn.”

Perşembe günü kırk ayrı salâvâtın yanı sıra ehl-i beyte geniş bir duâ da vardır. O gün okunan salâvât-ı şerîfelerden bir tanesi meâlen şöyledir: “Allah’ım! Nurların nûru, sırların sırrı, ebrârın efendisi, peygamberlerin tacı ve üzerlerine gecelerin kararıp günlerin doğduğu tüm insanların en faziletlisi Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyanın yaratıldığı ilk günden şu ana kadar yağan yağmurların damlaları ve yine o günden bugüne kadar yeşeren bitkilerin yaprakları adedince salât u selâm olsun. Âmîn.”

Cuma virdine ise “Allah’ım! Hz. Âdem’in sana dua ederken zikrettiği isimlerin hürmetine diliyor ve dileniyorum ki..” cümlesiyle başlayıp Kur’ân’da adı geçen bütün peygamberlerin duaya başlarken zikrettikleri isimler hürmetine diye devam eden bir girişle başlanıyor ve altmış iki ayrı salâvât-ı şerîfe ile Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) senâ ediliyor. O güne ait salâvâtlardan bir tanesi meâlen şöyledir: “Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) Senin hilmin, ilmin, kelimelerin, nimetlerin adedince; göklerin ve yerin vüs’ati ve arşının azameti ölçüsünde salât ü selâm olsun. Âmîn.”

Cumartesi günü yirmi salâvât ve uzun bir dua okunmaktadır. O salâvâtlardan bir tanesi meâlen şöyledir: “Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve onun ehl-i beytine, ilminin ihâtası, kitabının muhtevâsı ve melâikenin şehâdeti ölçüsünde salât u selâm olsun. Âmîn.”

Pazar virdi elli dört ayrı salâvât ve uzun bir duadan oluşmaktadır. “Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) güneş her doğduğunda, her namaz kılındığında, şimşek çaktığında ve yıldırım düştüğünde salât ü selâm olsun. Âmîn.


KALABALIKLAR DİNİNİN SEVAP KAYNAKLARINA REDDİYE
 

s.muhammed

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Nakşilerdede bu kitap günlük zikir olarak veriliyor.
Bu virdi yapan dangalaklara sorsan, Peygamberin yaptığı zikirler yapıyor musun diye o da ne der?!
 

Amel-i Sâlih

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Çok ilginç, gerçekten çok ilginç.

Ufak bir keramet hikayesi, kaynağı nerden belli olmayan zikirlerle dili yara edene kadar zikretmeye yetiyor da sahih kaynaklardaki zikirler yetersiz geliyor.

Kaynaksız mesnetsiz sadece nefse ağır gelecek, külfetten başka birşey değil şu kitaptaki yazılanlar.

Kıyas delisi bir kitap olmuş. Nerden kıyas etmişler acaba 43.sü 42'sinin mazmunu olduğunu tarikat ehli biri çıksında bir cevaplasın gözünü seveyim.
 

s.muhammed

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Çok ilginç, gerçekten çok ilginç.

Ufak bir keramet hikayesi, kaynağı nerden belli olmayan zikirlerle dili yara edene kadar zikretmeye yetiyor da sahih kaynaklardaki zikirler yetersiz geliyor.

Kaynaksız mesnetsiz sadece nefse ağır gelecek, külfetten başka birşey değil şu kitaptaki yazılanlar.

Kıyas delisi bir kitap olmuş. Nerden kıyas etmişler acaba 43.sü 42'sinin mazmunu olduğunu tarikat ehli biri çıksında bir cevaplasın gözünü seveyim.
Diyecekleri tek şey, "biz salavat okuyoruz. Yaptığımız kötü birşey mi? " olacaktır.
Ayrıca bu evrad içerisinde bidat olan tevessül kelimeleri haddinden fazladır.

Allah muhafaza etsin! Uydurmalarla din tutanlara da Allah hidayet versin.
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt