Atiyetullah El Libi, Cihad Ve Tekfir Hakkında Iki Soruya Cevap Verdi

Hak Sever

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Küresel CihaD Ekolünün lokomotifi olarak kabul edilen El Kaide, liderlerinden Atiyetullah El Libi’nin tüm eserleri, konuşmaları ve mektuplarını içeren A’malul Kamile adlı bir eser yayınladı.

Yaklaşık 2 bin sayfa olan çalışmada Atiyetullah El Libi’nin aslında El Kaide’nin temel inanç ve metodolojisini yansıtan fikirleri bulunuyor.

Atiyetullah El Libi’yi diğer tüm El Kaide liderlerinden ayırt edenin ise Libya asıllı cihaD komutanının aynı zamanda hem dini bilgi birikimi ve hem de siyasi bilgi birikimiyle öne çıkması kabul ediliyor.

Meslektaşı Ebu Yahya El Libi gibi Moritanya medreselerinden mezun olan Atiyetullah El Libi’nin örgüt için önemi Abottabad Belgelerinde de görülüyor.

Birçoğu daha önce Asya’nın Sesi Haber Merkezi tarafından Türkçeye tercüme edilen Abottabad Belgeleri, Usame Bin Ladin’in El Kaide üyeleri ile mektuplaşmalarını içeriyor.

El Kaide Genel Liderliği görevi esnasında Afganistan Pakistan sınırındaki Veziristan Bölgesinde ABD hava saldırısıyla hayatını kaybeden Atiyetullah El Libi’nin A’malul Kamile adlı eserindeki öne çıkan bölümleri okurlarımız için Türkçeleştiriyoruz:

Soru: İlim talep edip başlangıç seviyesinde bulunan ve cihada çıkmak için yol bulan kişiye en uygun olan nedir ? Cihada hemen mi çıksın yoksa ilim talebini sağlam bir şekilde tamamladıktan sonra mı? Mücahide bir iman azığı olması açısından tavsiye edebileceğiniz kitaplar nelerdir?

Atiyetullah El Libi: Bu mesele kişiden kişiye ve durumdan duruma değişiklik arz edebilir. Bu mesele hakkında bütün herkesi ve bütün durumları kapsayan tek bir şey söylenemez. Kişi bu konuda görüşme imkanı bulduğu ilim ve nasihat ehliyle istişarede bulunur ve Allah’a tevekkül eder.

Fakat meselenin boyutunu tam anlamıyla idrak etmende sana yardımcı olabilmesi için genel olarak şöyle diyebilirim; eğer bu ilim talebesine bu konuda bir yetenek verilmişse ve ilim ehlinden olması, bu kulvarda yükselip tahsilde bulunması umut edilen biriyse ve nefsi hakkında da fitneden ve kötüye doğru bir değişimden korkmuyorsa onun için en güzel olanı cihada çıkma niyeti üzere eğitimini tamamlamasıdır. Bu niyet meselesi ondan yerine getirilmesi talep edilen bir şarttır. Bu niyet olmaksızın zimmeti (cihad farizasından) arınmış sayılmaz. Niyetin genel kuralı ise ‘Bulunduğu durumda Şeriatın kendisinden cihada çıkmasını istediğini anladığı vakit eğitimini ve diğer bütün her şeyi bırakıp cihada çıkmasıdır.’

Tavsiye ettiğim kitaplara gelince; İbn Nehhas’ın ‘Meşari’ul Eşvak’ (Cihad) adlı kitabı, Haris el-Mısri’nin toparlamış olduğu ‘Cihadı terk edenlerin şüphelerini açığa çıkarma’ adlı risale (bu risale internette ve Mektebetu’ş Şamile’de bulunabilir) , İbn Kayyim’in El-Vabilu’s Sayyib (Zikrin faziletleri) ve El-Cevabu’l Kafi (Kalbin ilacı) adlı eserleri ve Muhammed Hüseyin’in ‘Kalelerimiz içeriden tehdit altında’ adlı kitabı. Güzel kitapların sayısı bir çoktur. Allah’a hamdolsun. Başarı veren Allah’tır.

Soru 2: Alimlerin muayyen kişilerin tekfiri için koymuş oldukları şartlar ve engeller vardır . Kişi hakkında bu şartların bulunmasının ve engellerin ortadan kalkmasının apaçık bir şekilde ortaya çıkması mı gerekir yoksa genel hali (tekfiri için) yeterli midir ? Örnek olarak; Haremeyn beldesinde tevhidi öğrenip dinle dalga geçmenin küfür olduğunu bildikleri halde programlarında din ile alay eden kimseler . Onların bu konudaki hükmü bilmediklerini zannetmiyorum. Onlar hakkında genel halleriyle mi hüküm verilir yoksa derin bir araştırmaya mı tabi tutmak gerekir?

Atiyetullah El Libi: Muayyen kişinin küfrüne ancak hükmün kişi üzerinde uygulanması için gereken şartların varlığını ve engellerin ortadan kalktığını bildiğimiz vakit hükmedebiliriz. Bunu ise alimler bilebilir. Avam ve ilimde bir geçmişi bulunmayanlar ise tekfiri ictihadi-istidlali bir şekilde olan kişilerin tekfirine dalmaktan nehyedilirler.

Bu, ilim ehlinin işidir. İlimde ihtisas sahibi olmayan avamın görevi ise Allah’a, dinine ve rasullerine icmali bir şekilde iman edip ‘bilmiyorum’ deyip alimlere sormasıdır. Onun icmalen tağutu inkarına gelince … Burada bazı kafirler vardır ki küfrünü bilmede alimler ve avam eşittir. Aslen İslam’a müntesip olmayan asli kafirlerin küfrü ve açık bir şekilde İslam’dan çıkıp başka bir dine geçtiğini açıklayan mürtet örneğinde olduğu gibi.

Allah’a, Rasulü’ne ve Dinine söven, Allah ile Diniyle, Ayetleri ve Rasulüyle dalga geçen kişi de sövmenin ve dalga geçmenin ihtilaf edilemeyecek derecede açık olması şartıyla bu kısma dahildir. Kendisi hakkında ‘Acaba bu söz sövme ve alaydan mıdır, değil midir?’ diye sorulabilecek ihtimalli lafızlara gelince bu kısım alimlere bırakılır. Bu konuda ihtiyatlı davranmak vaciptir. Aksi takdirde insan helak olur. Allah’tan selamet ve afiyet dileriz.

Bu ümmetin alimlerinin çekindiği ve haksız yere ya da kuvvetli bir gerekçe olmaksızın içerisine dalmaktan sürekli bir şekilde sakındırdığı tehlikeli bir kapıdır. Buna binaen; kendileri hakkında soru sormuş olduğun Haremeyn beldesinde programlarda dinle dalga geçen kişilerin küfrünün gerçekleşip gerçekleşmediğini tahkik etmek için o beldede söz konusu kişiler hakkında bilgi sahibi olan alimlere müracaat edilebilir.

Başarı Allah’tandır. Allah seni hayırla mükafatlandırsın. Seni tüm hayırlara ve Allah’tan bir takva ve hidayet üzere kendi yolunda cihada eriştirsin. Allah beni ve seni dosdoğru yolu üzere sabit kılıp atmamızı dönüp kaçmadan yakini bir imanla sadıklar ve hanifler olarak yolunda şehadet ile rızıklandırsın. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’adır. Selat ve selam ise Muhammed (sav)’in , ailesinin ve ashabının üzerine olsun .

_Asyanin Sesi_
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt